Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/907 E. 2023/2175 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/907
KARAR NO : 2023/2175
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/12 E., 2022/213 K.
DAVA TARİHİ : 27.11.2013
KARAR : Kabul

Taraflar arasında Mahkemesinde görülen tarım bağ kur tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı kurum vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Ziraat Odası kayıtlarına dayanılarak iptal edilen günlerinin tekrar değerlendirmeye alınarak geçerli sayılması ve 28.06.2013 tarihli tahsis talebine dayanılarak 4.b kapsamında aylığının bağlanmasını, 7292.510.324 nolu iptal edilen Bağ-Kur hizmetinin tekrar geçerli kılınarak 28.06.2013 tarihli tahsis talebine dayanılarak 4.b kapsamında emekli aylığının bağlanmasına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı şirket cevap dilekçesinde; davacının iddialarının yasal dayanaktan yoksun olduğunu; kurum işleminde mevzuata herhangi bir aykırılık bulunmadığını belirterek, davanın reddine, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 14.09.2015 tarihli ve 2013/467 Esas, 2017/328 Karar sayılı kararıyla;
Davanın kabulüne,

Davacının, 01.10.1998 tarihi ile 28.06.2013 tarihleri arasında aralıksız olarak 2926 sayılı Kanun’a tabi Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine,

Davalının tahsis talep tarihini takip eden ay başı olan 01.07.2013 tarihinden itibaren ( 15 yıl sigortalılık süresi ve 5400 prim gün koşuluna istinaden ) Bağ-Kur sigortalılığından dolayı davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine,

İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 12.12.2020 tarihli ve 2020/2818 Esas, 2020/7265
Karar sayılı bozma ilamında;
2.1. Mahkemece, belirtilen hususlar nazarında öncelikle talep konusu dönem olan 01.10.1998-28.06.2013 arası dönem yönünden yukarıdaki ilkeler kapsamında tarımsal faaliyet araştırması (tevkifat, prim ödemesi vs.) yapılarak, sonucuna göre karar verilmeli; araştırma yapıldıktan sonra faaliyetin bulunmadığına dair kanaat edinilmesi durumunda ise ihtilaflı dönem için yapılan prim ödemeleri isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirmeli ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Kararı
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,

Davacının 01.10.1998-01.07.2013 tarihleri arasında prim ve tevkifat ödemesi bulunmamaktadır.

Davacının 01.10.1998-28.06.2013 tarihleri arasında tarımsal faaliyetinin olmadığı, bu dönemde tarımsal faaliyetinin sona erdiği, tarımsal faaliyeti bulunmadığı davacının herhangi bir kredi kaydının olmadığı, tarımsal kredisinin bulunmadığı, 01.10.1998-01.07.2013 tarihleri arasında prim ve tevkifat ödemesi bulunmadığı yazı cevaplarından anlaşılmış ve 5510 sayılı Kanun’un 50 ve Geçici 1 inci maddesi gereği davacı tarafından yapılan prim ödemelerinin isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılarak,
Davanın kabulüne,
Davacının 01.10.1998-01.07.2013 tarihleri arasındaki 5310 gün sigortalılığının 5510 sayılı Kanun’un 50 ve geçici birinci maddesi gereği isteğe bağlı sigortalılık olarak kabul edilmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde; kuruma müracaat edilmediği ve kararın eksik inceleme sonucu verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ile yaşlılık aylığı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun’un 2, 3, 6, 9 ve 10 uncu maddeleridir.

2926 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.

Anılan Kanun’un 3 üncü maddesinin (b) bendinde “Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar” olarak tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun’un 9 uncu maddesi Kuruma re’sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.

Anılan Kanun’un 10 uncu maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.

Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanun’un 79 ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ıncı maddesinde öngörülen “hizmet tespiti” davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı “Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti” söz konusu olamayacaktır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece;

1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,

2-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla “Tarımsal Amaçlı Kredi” kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,

3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,

4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanun’un 19 uncu maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi” başlıklı 52, ” Zirai kazançta vergileme” başlıklı 53, ve “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanunu’nun ” Vergi kesenlerin sorumluluğu” başlıklı 11 inci maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere ” Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun’un 94/11 inci maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler.” Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.

5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,

6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu’nun 22 nci maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.

Ayrıca 2926 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK’nın 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.

3. Değerlendirme
1-Dosya kapsamına göre davacının 15.09.1998 tarihli tevkifat kesintisine istinaden 01.10.1998-31.12.1998 tarihleri arası 2926 sayılı Kanun’a tabi Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesi gerekir.

2-01.01.1999-28.06.2013 arası dönem yönünden ise davacının tevkifat ve prim ödemesi bulunmadığı, herhangi bir kredi kaydının, tarımsal kredisinin olmadığı bu bağlamda tarımsal faaliyetinin bulunmadığının dosya kapsamında anlaşılması karşısında; ihtilaflı dönem için yapılan prim ödemeleri isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirmesi için davacının prim ödemelerinin hangi dönemi karşıladığı kurumdan sorulmak suretiyle, ilk prim ödemesini takip eden ay başından itibaren ödemiş olduğu sonraki primler için isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.