YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/505
KARAR NO : 2023/2173
KARAR TARİHİ : 13.04.2023
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
KARAR : Davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddi, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması, elatmanın önlenmesi talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığı, ecrimisil talebi yönünden reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bulancak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, elatmanın önlenmesi talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebi yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin muris anne ve babalarından intikal eden dava konusu 120 ada 10 parselde kain 1 No.lu bağımsız bölümü davalının işgali nedeniyle kiraya veremediklerini, ikazlara rağmen davalı tarafın taşınmazı kullanmaya devam ettiğini belirterek, davalının müdahalesinin men’ine, şimdilik dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık dönem için 5.000,00 TL ecrimisil alacağının dönem sonları itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların murisi …’un 17.03.2011 tarihli sözleşmede, eşinin ölmüş olması sebebiyle dava konusu taşınmazla ilgili olarak ortaklığın giderilmesi davası açtığını, dava sonuçlandıktan sonra gayrimenkulün satışa çıkmasına binaen hissedar olan 4 çocuğunun hisselerinin tarafınca alınması akabinde sözleşme konusu gayrimenkulün tapusunu müvekkiline devretmeyi taahhüt ettiğini, karşılığında ise davalıdan 15.000,00 TL peşin aldığını, geri kalan tutarın taahhüdün gerçekleşmesinden sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacılar murisi …’un söz konusu taahhüdü yerine getiremeden vefat ettiğini, davacılar adına bulunan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescil edilmesi amacıyla Bulancak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/164 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, davalının taşınmazda davacıların murisi ile akdedilen satış vaadi sözleşmesi gereğince ikamet ettiğini ve sözleşme gereği kalan miktarı ödeyerek taşınmazın maliki olmayı yıllarca beklediğini belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Mahkememizin 2019/164 Esas sayılı dosyası kapsamında delil olan 17/03/2011 tarihli adi yazılı alım satım sözleşmesi incelenmiş, sözleşmede muris Mahmure’nin kendisi ve diğer mirasçıları bağlayacak şekilde 53.000,00 TL karşılığında mülkiyeti davalıya devretme taahhüdünde bulunmuş olduğu, 15.000,00 TL’nin de davalı tarafından murise peşin olarak verilmiş olduğu, geriye kalan 38.000,00 TL’nin ödemesinin ise ortaklığın giderilmesi davasının sonuçlanmasına bağlanmış olduğu, dairenin anahtarının davacıya teslim edilmiş olduğu şartlarının bulunduğu görülmüş, celbedilen dava dosyası, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile taraflar arasındaki adi yazılı sözleşmenin birlikte değerlendirilmesiyle her ne kadar anahtarın bir an için 20/32 oranında mülkiyet hissesi bulunan muris tarafından davalıya teslimi söz konusu ise de, o tarihte dahi taşınmazın tamamını tasarruf etme ehliyeti bulunmayan muristen alınan anahtarın diğer hissedarlar bakımından hukuki anlam ifade etmediği, kaldı ki muris Mahmure’nin ölmesi ile davalının hakka dayalı bir zilyetliği temelinin de kalmadığı değerlendirilmiş, hükümleri tamamlanmamış adi yazılı sözleşmenin hukuk düzenindeki karşılığı dikkate alınarak açılan müdahalenin men’i davasının kabulüne karar verilmesi gerekmiş, davalı tarafından 5 yıllık kullanımına ilişkin olarak kök raporda hesaplanan ecrimisil tazminatının davacılar hissesi karşılığı olan 13.471,72 TL’lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili; anahtarın halen davalıda bulunduğunu ve ecrimisile faiz hükmedilmesi gerektiğini belirtmek suretiyle istinaf etmiştir.
2. Davalı vekili; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrarlayarak davalı kullanımının haksız olmadığını, murisle davalı arasında sözleşme imzalandığı ve anahtarların davalıya teslim edildiğinin sabit olduğunu, ortaklığın giderilmesine ilişkin dava dosyasının araştırılmadığını, davacıların ihtarda bulunmadığını ve davalı kötü niyetli olmadığından ecrimisil istenemeyeceğini belirtmek suretiyle istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; “Elatmanın önlenmesi talebi yönünden; başlangıçta taşınmazın davalının zilyetlik ve tasarrufu altında bulunduğu taraf beyanları ve dosya içeriği ile belli olup davalı, keşif tarihi olan 14/09/2020 tarihinden 1 yıl önce taşınmazı boşalttığını savunmuş olmakla taşınmazı davacının hakimiyetine geçirdiğini (zira konut niteliğindeki taşınmazı sadece boşaltmış olması işgalin sona erdiği anlamına gelmez anahtarının da davacıya teslim edilerek davacının fiili hakimiyetinin sağlanması gerekir) ve bunun zamanını kanıtlamalıdır. Dinlenen davalı tanığı da taşınmazın 1 yıl önce boşaltıldığını beyan etmiş ancak anahtarın teslimine dair bilgisinin olmadığını belirtmiştir. Davaya konu taşınmazın anahtarının teslim edilmediği davalı yanca da kabul edildiğine göre, davalının taşınmazı keşiften sonra tahliye ettiğinin kabulü gerekmektedir. Hal böyleyken dava konusu taşınmazdaki işgalin, keşif tarihinden sonra sona erdirilip bu yönden davanın konusuz kaldığı anlaşılmakta olup, esasında konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ecrimisil talebi yönünden ise; Taşınmazın, davacılar ile dava dışı diğer mirasçılar aleyhine açılan Bulancak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/164 Esas sayılı dosyası kapsamında delil olarak sunulan, 17/03/2011 tarihli adi yazılı alım satım sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmede muris Mahmure’nin kendisi ve diğer mirasçıları bağlayacak şekilde 53.000,00 TL karşılığında mülkiyeti davalıya devretme taahhüdünde bulunmuş olduğu, 15.000,00 TL’nin de davalı tarafından murise peşin olarak verilmiş olduğu, geriye kalan 38.000,00 TL’nin ödemesinin ise ortaklığın giderilmesi davasının sonuçlanmasına bağlanmış olduğu, dairenin anahtarının davacıya teslim edilmiş olduğu görülmekle; başta rızaya dayalı olarak kullanıldığı; davacıların, davalının kullanımına ilişkin muris tarafından verilen onayı dava tarihinden önce geri aldıklarını kanıtlayamadığı, dosyaya davalı tarafa ihtarname çekildiğine dair bir belge de sunulmadığı; bu nedenle ecrimisil yönünden davanın reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğu anlaşılmaktadır.” şeklindeki gerekçe ile davacılar vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, el atmanın önlenmesine ilişkin talep yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, haksız işgal tazminatına ilişkin davanın reddine dair düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili; davanın açıldığı tarihteki şartlara göre karara bağlanması gerektiğini, uyuşmazlık konusu taşınmazın anahtarının halen davacılara teslim edilmediğini, buna yönelik keşif mahallinde teslim edildiği kabulünün hatalı olduğunu, satış vaadi sözleşmesinin usulüne uygun düzenlenmeyip murisin tam mülkiyete sahip olmadığını, tapunun aleniliği karşısında davalının iyi niyetli kabul edilemeyeceğini, faize hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirtmek suretiyle temyiz etmiştir.
2. Davalı vekili; tapu iptal ve tescile yönelik açtıkları dava dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalının taşınmazı dava tarihinden 1 yıl önce boşaltmasına rağmen anahtar teslim edecek muhatap bulamadığı için kendisinde kaldığı halde keşif anında boşalttığının kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, bu kabul dolayısıyla yüksek vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının haksız olduğunu belirtmek suretiyle temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mülkiyet hakkına dayanan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Türk Medeni Kanununun 683 üncü maddesinde, “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmüne yer verilmiştir.
2. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin hak sahibi olmayan zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nın 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı Kararı).
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ile davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.