Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/37822 E. 2023/449 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/37822
KARAR NO : 2023/449
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/786 E., 2021/752 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.06.2020 tarih, 2019/280 Esas, 2020/96 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 10.06.2021 tarihli ve 2020/786 Esas ve 2021/752 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubiyeti sebebiyle sohbet toplantılarına 3-4 kez gelip gittiği, ortaya konulan sadaka kutusuna para verdiği ayrıca Bank … katılım bankasında hesabı bulunduğu bu çerçevede ilk derece mahkemesince gösterilen gerekçede sanığın silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair örgütle bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerinin bulunması gerekeceği somut olayda mahkemece silahlı terör örgütü üyeliğinden cezalandırmaya yeterli delil bulunmadığı kabulü ve yanında sanığın Bank Asyadaki 12.02.2013 tarihinde açılan hesap ve daha sonra 4 adet katılım hesabı daha bulunduğu, buna göre Bank … mevduat bilgileri için dosyada mevcut MASAK raporunda Bank … mevduat bilgileri dökümünde örgütün Bank Asyaya destek olunması çağrısına esas olan 2014 yılı Ocak ayında 1.021 TL, Şubat 2014 8.763 TL, Nisan 2014 33.901 TL, Mayıs 2014 32.551 TL, Haziran 2014 34.556 TL, Temmuz 2014 34.182 TL, Eylül 2014 17.777 TL, Ekim 2014 16.638 TL, Kasım 2014 16.868 TL, Aralık 2014 17.940 TL, Mart 2015 37.365 TL, Haziran 2015 20.325 TL hesapta para bulunduğu, sanığın Bank … nezlindeki hesap hareketleri, bilirkişi raporu ve sanığın örgüt ile irtibatlı geçmişi de göz önüne alındığında bankanın desteklenmesi için örgüt talimatı doğrultusunda hareket ettiği gözetilerek silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında tanık beyanı bulunması, Bank Asyaya para yatırması, aile bireylerinin FETÖ iltisakı ve diğer FETÖ şüphelileriyle irtibata dair HTS tespitleri iddialarıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmış ise de; Yargıtay (kapatılan)16. Ceza Dairesinin anılan kararında belirtildiği üzere, bu suçun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması gerektiği, ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amaç ve menfaatlerine ve katkısı itibariyle süreklilik, çeşiklilik ve yoğunluk özelliği olması da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenen suçların faillerinin örgüt üyesi olduğunun kabulü gerektiği, somut olayda sanığın Bank Asyada ilk hesap açılışının 12.02.2013 tarihinde yapıldığı ve hesaba 40.000 TL yatırma işlem ile hesap hareketlerinin başladığı, ekstresinde 4 adet katılım hesabı bulunduğu, sanığın hesabına 21.02.2014, 04.04.2014, 07.04.2014, 29/04/2014, 10/09/2014, 11.09.2014 tarihlerinde borç ödemesi açıklamalarıyla başka hesaplardan altın gönderildiği, bakiye artışı olarak görünen değişimlerin borç gönderme işlemlerinden kaynaklandığı, ayrıca vadeli katılım hesapları 2014-08 sonrasında açılmasına rağmen hesap bakiyelerinin 2013 yılı kadar yüksek olmadığı, hesaptaki işlemlerin 2015 yılı sonlarına kadar devam ettiği Banka bilirkişi raporundan anlaşılmakla sanığın Bank Asyadaki 2014 yılı bakiye artışlarının başka hesaplardan borç ödemesi açıklamasıyla gelen bakiyeler olduğu, sanığın hesap açılışının 2013 yılında olduğu, sanığın 2013 yılı hesap bakiyesinin 2014 yılından fazla olduğu görülmekle sanığın örgüt talimatı doğrultusunda Bankanın desteklenmesi saikiyle hareket ettiği konusunda kanaate varılamayarak hesap hareketleri rutin bankacılık işlemleri kapsamında değerlendirilmekle, tanık M.A.’nın beyanlarında örgütsel toplantılara sanığın 3 – 4 kez geldiğini ve pasif olduğunu beyan etmesi ve beyanlarının örgütün kamuoyu veya medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitlerinden önceki tarihlere ait olması, Bank Asyadaki hesap hareketlerinin rutin bankacılık kapsamında değerlendirilmesi, sanığın aile bireylerinin FETÖ iltisakı ve diğer FETÖ şüphelileriyle irtibatına dair hts tespitlerinin sanığın örgüt üyesi olduğuna ilişkin delil olarak değerlendirilemeyeceği hususları göz önüne alındığında örgüt üyeliğini ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilebilecek bir eyleminin bulunmadığı kanaatine varılarak sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter derece somut delil elde edilemediğinden sanık hakkında CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında;
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, tanık anlatımlarına, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; hakkında silahlı terör örgütü FETÖ/PDY’nin kamuoyuna cemaat olarak bilindiği dönemde söz konusu yapı içerisinde sohbetlere katıldığı ancak bu yapının kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonra yapıyla irtibatını kestiği şeklindeki tanık M.A.’nın ifadesi dışında delil bulunmayan ve alınan bilirkişi raporuna göre 12.02.2013’te açmış olduğu Bank … hesabını bankanın TMSF’ye devrinden sonra da aktif şekilde kullanan ayrıca rutin bankacılık işlemleri dışında bir faaliyeti tespit edilemeyen, ByLock kullanıcısı olmayan ev hanımı sanığın, örgüte yardım kastıyla hareket ettiğinin tespit edilememesi karşısında; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 10.06.2021 tarihli ve 2020/786 Esas, 2021/752 Karar sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2023 tarihinde karar verildi.