YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/36780
KARAR NO : 2023/695
KARAR TARİHİ : 22.02.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/612, 2021/618.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2019/438 Esas ve 2020/104 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314/2, 62, 53, 58/9, 63. maddeleri ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı) 3, 5/1. maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve sanık hakkındaki cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 20.05.2021 tarihli ve 2020/612 Esas, 2021/618 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.09.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafinin temyiz istemi,
Hakkında, usûl ve kanuna aykırı şekilde mahkûmiyet kararı verildiğine, isnat olunan eylemlerin hukuki ve yasal çerçeve içinde birer fiil olmaktan öte olmadığına, elde edilen delillerin hukuka aykırı elde edildiğine ve hukuka ve usule aykırı olduğuna, tevsi tahkikat taleplerinin gerekçesiz ve usule aykırı şekilde reddedildiğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, vesaireye ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince “ByLock tespitine konu üzerine kayıtlı hattının kendi kullanımında bulunduğunun bizzat sanık tarafından da kabul edildiği, Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumundan gelen kayıtlara göre sorgulama tarihleri arasında bu hatların normal telefon iletişimleri sırasında sinyal verdiği, baz istasyonları ile ByLock programı için kiralanan IP adreslerine sahip sunuculara erişim sağlandığı esnada sinyal verdiği baz istasyonlarının aynı olduğu, ByLock yazışmaları içerikleri incelendiğinde sanığın, örgüt içi görüşme, arama, mail, e-posta gibi yazışmalarını ByLock programı üzerinden gerçekleştirdiği, çok sayıda mesaj gönderip mesaj aldığı, diğer örgüt üyelerinden talimat aldığını gösteren kayıtların bulunduğu, sanığın örgütsel faaliyetlerinin oldukça etkin, yoğun ve kapsamlı olduğu, itibar edilen tanık beyanına göre Yunus kod adlı kişinin altında eyalet muhasebecisi olarak sanığın bulunduğu, tanığın sanığın yardımcısı olduğu, muhasebenin işleyişine göre, bölge muhasebecisi tarafından toplanan paralar ile bölgedeki örgüt evlerinin ve yurtlarının giderlerinin karşılandığı, kalan paranın bölge muhasebe sorumlusuna teslim edildiği, parayı sanığın teslim aldığı, tanığın sadece gelen paranın sayımını yaptığı ve muhasebesini tuttuğu, B grubunun Beşiktaş Bölge Grubu olduğu, bu grubun kurucusunun Yunus kod adlı kişi olabileceği, bu grupta sanığa bağlı kişiler olduğu, Beşiktaş Eyaletinde genelde salı günleri toplantılar yapıldığı ve salı toplantı grubunun kurucusunun sanık olduğu, sanığın örgüt liderinin bankanın kurtarılması için yaptığı her iki çağrının hemen akabinde, talimata uygun şekilde evini satarak Bank Asyaya para yatırma işlemi gerçekleştirdiği,” gerekçesiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Dosya kapsamına göre etkin pişmanlık hükümleri kapsamında sanık hakkında beyanda bulunan tanığın sanık ile aralarında husumet iddiasının bulunmaması, tanığın kovuşturma aşamasında sanığın da hazır bulunduğu celsede alınan beyanlarında soruşturma aşamasındaki beyanlarından farklı olarak hakkında beyanda bulunduğu kişinin başka biri olduğu, sanığı ise tanımadığını beyan etmişse de, HTS kayıtlarının incelemesinde sanığın tanık ile arasında çok sayıda sms kaydı olduğu anlaşılması karşısında, bu husus göz önünde bulundurularak tanığın müdafiisi huzurunda kollukta sanığın eyalet muhasebecisi olduğuna, muhasebenin işleyişine göre, bölge muhasebecisi tarafından toplanan paralar ile bölgedeki örgüt evlerinin ve yurtlarının giderlerinin karşılanıp kalan paranın sanığa teslim edildiğine, Beşiktaş Eyaletinde genelde salı günleri toplantılar yapıldığına ve salı toplantı grubunun kurucusunun sanık olduğuna, kendisi ile ByLock uygulamasında görüştüğüne ilişkin beyanlarına ve teşhis işlemine itibar edilmesinde bir isabetsiz görülmemiştir.
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanığın … ID numaralı ByLock kullanıcısı olduğu, gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme amacıyla kullandığı,
3. BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; Bank … nezdindeki hesap hareketlerinin incelenmesi neticesinde, sanığın yaptığı işlemlerin örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eder nitelikte olduğu,
4. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 20.05.2021 tarihli ve 2020/612 Esas, 2021/618 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi.