YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3409
KARAR NO : 2023/998
KARAR TARİHİ : 23.02.2023
TUTUKLU
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/679 E., 2020/619 K.
SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma,
kasten öldürmeye teşebbüs etme, tehlikeli maddelerin izinsiz
olarak bulundurulması veya el değiştirmesi, mala zarar
verme (7 kez ayrı ayrı)
kasten öldürmeye teşebbüs etme suçları için)
24.01.2016 (Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması
veya el değiştirmesi, mala zarar verme suçları için)
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından mala zarar verme suçundan verilen hükmün kesin olup temyiz edilemez olduğu, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, kasten öldürmeye teşebbüs etme ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından verilen hükümlerinin ise, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, İlk Derece Mahkemesinde savunmaya yeterli süre ve kolaylık sağlanarak bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması ve istinaf ile temyiz denetiminde de yazılı savunmanın sınırsız şekilde kullanılabilme olanağının bulunması karşısında takdiren 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli ve 2019/83 Esas, 2020/80 sayılı kararı ile sanık hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (g) bentleri, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 18 ay hapis ve 5.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunlukluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimime göre çektirilmesine; mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin birinci fıkrası, 152 nci maddesinin 2 inci fıkrasının (a) bendi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 7 kez ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 13.07.2020 tarihli ve 2020/679 Esas, 2020/619 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan temyize konu hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 22.09.2020 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Özetle; sanığın işkence altında beyanda bulunduğu ve bu beyanlarına itibar edilemeyeceğine, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, sanık hakkında teşhiste bulunan başka dosya sanıklarının teşhislerini işkence altında yaptıklarını beyan etmelerinden ötürü bu teşhislere itibar edilemeyeceğine, sanıktan alınan svap örneklerinde atış artığına rastlanmasının sanığın çatışmaya girdiği anlamına gelmeyeceğine, mahkemenin tefrik kararının hukuka aykırı olduğuna, sanığın üzerine atılı suçları işlemediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın silahlı terör örgütü PKK/KCK’nın gençlik yapılanması olan YDG-H/ YPS üyesi olduğu, Nusaybin ilçe merkezinde terör örgütünün sözde öz yönetim ilanı kapsamında başlattığı şiddet eylemleri sırasında bu eylemlere örgütün sorumlu düzeyde üyelerinin emir ve talimatları doğrultusunda ikamet ettiği İstanbul ilinden gelerek aktif olarak katıldığı, Cudi Mazı kod adıyla faaliyet göstererek sokağa çıkma yasağı içerisinde Dicle ve Yenişehir Mahallelerindeki hendek ve barikatlarda görev alma, hendek kazma, barikat yapma, mayın ve patlayıcı madde döşenmesi, güvenlik güçlerinin mahallelere girmesini engellemek amacıyla hendek ve barikatlarda uzun namlulu silahla nöbet tutma, güvenlik güçlerine yönelik silahlı saldırılara katılma gibi amaç suç yönünden elverişli/vahim olduğunda kuşku bulunmayan eylemlere iştirak ettiği, olay tutanaklarına göre de sanığın eylemlerini gerçekleştirdiği Dicle ve Yenişehir Mahallelerinde 14.03.2016 ve 26.05.2016 tarihleri arasında, hendek kazma, barikat yapma, mayın ve patlayıcı madde döşenmesi ve uzun namlulu silahlarla çok sayıda saldırı eylemlerinin vuku bulduğu, dolayısıyla sanığın eylemlerinin bizzat 5237 sayılı TCK’nın 302/1 inci maddesi uyarınca Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğe göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek ve vahamet arz eder nitelikte olduğu ve örgütün yeni stratejisi içerisinde çok önemli bir hareket tarzı olarak yer tuttuğu göz önüne alındığında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçunu oluşturduğu, sanığın soruşturma aşamasında usulüne uygun alınan savunmalarında da üzerine atılı bu eylemleri kabul ettiği gibi bu hususların tüm dosya kapsamı ile de sabit olduğu, bu bağlamda toplanan deliller ve yukarıda değinilen gerekçelere göre, sanığın üzerine atılı Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu işlediğinin sabit olduğu ve hakkında 5237 sayılı TCK’nın 302/1 maddesi ile 3713 sayılı TMK’nın 3 ve 5 maddelerinin uygulanma yeri bulunduğu anlaşılmış ve sanığın cezalandırılması cihetine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar sanık hakkında iddianamede adı belirtilen müşteki/mağdurlara karşı kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs ve kasten yaralama suçlarını işlediğinden bahisle mağdur sayısınca cezalandırılması istemi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de; sanığın örgütsel faaliyet gösterdiği Dicle ve Yenişehir Mahallelerinde çok sayıda kamu görevlisinin (polis-asker) yaralandığı ve şehit olduğu, sanığın yukarıda ayrıntılı şekilde anlatıldığı üzere terör örgütünün nihai amacını
gerçekleştirmek için silahlı çatışmalara girdiği (gerek soruşturma aşamasında sanık hakkında beyanda bulunan kişilerin alınan ifadelerinde gerek sanık hakkında düzenlenen adli raporda belirtildiği üzere sanığın çatışmalar sırasında yaralandığı) ancak hangi mağdura karşı bu eylemleri gerçekleştirdiğinin belirlenemediği (her ne kadar sanık soruşturma aşamasında alınan ifadesinde kepçeye ateş ettiğini beyan etmiş ise de benzer şekilde çok sayıda olayın meydana gelmesi nedeniyle sanığın eyleminin kesin olarak belirlenemediği) dolayısıyla mağdur sayısının belirlenememesi nedeniyle asgari seviyede bir kez adam öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmasının gerektiği, yine bununla beraber sanığın kastının ve eylemlerinin adam öldürmeye yönelik olduğu, yaralama kastıyla hareket etmediği dolayısıyla mağdurların bu şekilde yaralanmasının da kasten yaralama suçuna vücut vermeyeceği, bu bağlamda toplanan deliller ve yukarıda değinilen gerekçelere göre, sanığın asgari seviyede bir kez adam öldürmeye teşebbüs suçundan hakkında 5237 sayılı TCK’nın 82/1-a-g, 35 maddeleri ile 3713 sayılı TMK’nın 4 ve 5 maddelerinin uygulanma yeri bulunduğu anlaşılmış ve sanığın bu suç yönünden cezalandırılması cihetine gidilerek hüküm kurulmuştur.
Birleşen İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/140 Esas sayılı dosyası yönünden;
PKK/KCK terör örgütünün alt yapılanmalarından olan YDG-H (Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi) bünyesindeki DEM-GENÇ organizasyonunda sözde yönetici kadrosunda yer alan Ş. A. tarafından yazıldığı düşünülen ve 06 Mart 2016 tarihinde Mardin ili, Kızıltepe ilçesi sınırlarında bulunan Gürsel Hudut Karakol Komutanlığı yetki sahasında sınır ihlali yaptıkları esnada yakalanan 4 kişilik PKK/KCK örgüt mensubuna dair Mardin Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/1302 soruşturma sayılı dosyası kapsamında yürütülen tahkikat neticesinde sınır ihlali yapan Suriye uyruklu şahıs üzerinde ele geçen harici bellek içindeki dökümanın incelenmesi sonucu ”DEM-GENÇ İstanbul Koordinasyonuna Aylık Faaliyet Raporumdur.” başlıklı belgenin bir kısmında ”İstanbul 2. Bölge Fatih-Zeytinburnu-Bayrampaşa-Esenler hattında DEM-GENÇ çalışması yürütüyorum. Alana bir ay önce geldim. Alana ilk geldiğimde var olan ilişkiler üzerinden çalışma yürüttük. Kürdistan’da süreç çok kızıştığı içn bizden istenen sürekli eylem geliştirmekti. İlk önce Fatih alanına girdik. Var olan iki ilişki üzerinden çalaki hazırlığı yapmaya başladık. Fakat yeteri kadar ilişki olmadığından kaynaklı malzeme bulmakta epey sorun yaşadık. Yapacağımız eylem üç … gecikmeli olarak gerçekleşti. Üniversiteden arkadaşların da katılımı ile çalaki yapmaya çalıştık. Fakat arkadaşların daha önce pratiğinin olmamasından kaynaklı sadece nokta yaptık. Bu eylemde 2 araç yanmak üzere yaklaşık 10 araç zarar gördü. İki faşist dükkanına zarar verildi. Kiptaş ve bir okula havai fişek ve ses bombası ile zarar verildi. Eylemde yeteri kadar planlama ve keşif yapılmadığı için 7 gözaltı verildi. Fakat iki … aradan sonra serbest bırakıldılar. Fatih alanında sonraki süreçte illegal 3 arkadaşın da katılımı ile yine bir çalaki girişiminde bulunuldu….” şeklinde bilgilerin yer aldığı anlaşılmıştır.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 23.01.2016 tarihinde, İstanbul ili Fatih ilçesinde bulunan bir otoparkta bir grubun korsan gösteri düzenlemesi ve ellerindeki molotof ve havai fişekleri atarak kamu binaları ile özel şahıslara ait ev/iş yeri/araçlara zarar vermesi olayına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 24.01.2016 günü saat 01.30 sıralarında … sokak no.14 sayılı yer olan üstü açık otoparkta sağ tarafta bulunan, 34 .. .. plaka sayılı, 34 … .. plaka sayılı, 34 .. … plaka sayılı, 34 .. … plaka sayılı, 34 .. … plaka sayılı, 34 .. … plaka sayılı ve 34 . … plaka sayılı otomobillerin yakılarak zarar verildiği ve kullanılamaz hale getirildiği tespit edilmiştir. Soruşturma neticesinde 23.01.2016 günü 21.15 sıralarında Fatih İlçesinde bulunan … Camii çevresinde oto kundaklama olayının meydana geldiği; 23.01.2016 günü 23.30 sıralarında Fatih İlçesi … Bey Mahallesi … Sokakta oto kundaklama olayının meydana geldiği tespit edilmiştir. Olaylar arasındaki
irtibat hususu değerlendirildiğinde, saat 21.15’te meydana gelen araç kundaklama eyleminde sanık …’ın kardeşi M.Z.I’nın bulunduğu ve bu suçtan dolayı hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine 2016/231 Esas numarası ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen not ve ilimizde meydana gelen terör olayları birlikte değerlendirildiğinde, iddianame konusu terör olaylarının, terör örgütünün talimatı ve faaliyeti çerçevesinde işlendiği hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. İstanbul ili … İlçesi …. Sokak ile Ord. Prof. Dr. … Caddesi arasındaki merdivenli yol alt basamağı üzerinden alınan siyah-beyaz-kahverengi atkıda elde edilen DNA profili ile Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/831 soruşturma sayılı dosyasında sanıktan alınan kan örneğinden elde edilen DNA’nın aynı olduğu tespit edilmiştir. Dosyamız arasına celp edilen HTS kayıtlarından …’a ait telefonun, araç kundaklama olayının meydana geldiği yerde sinyal verdiği tespit edilmiştir. Sanığın olay tarihinde İstanbul ili Fatih ilçesinde müştekilere ait araçları terör örgütü PKK’nın eylemleri için 5237 sayılı TCK’nın 174 maddesi kapsamında sayılan molotof kokteyli adı verilen patlayıcı maddelerle yakma suretiyle zarar verdiği, bu bağlamda toplanan deliller ve yukarıda değinilen gerekçelere göre, sanığın üzerine atılı tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması ve mala zarar verme suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmış ve sanığın cezalandırılması cihetine gidilerek hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Mala Zarar Verme Suçu Yönünden
Sanığın mala zarar verme suçundan (7 kez ayrı ayrı) cezalandırılmasına ilişkin hükme yönelik sanık müdafii tarafından yapılan istinaf talebinin esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince kesin olup, temyizi kabil kararlardan olmadığı anlaşılmakla temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
B. Devletin Birliğini ve Üke Bütünlüğünü Bozma, Kasten Öldürmeye Teşebbüs Etme, Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçları Yönünden
Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanık müdafiinin temyiz kapsamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, mahkemenin vermiş olduğu tefrik kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, sanıktan alınan svap örneklerinde tespit edilen antimon elementi ve RDX’in sanığın çatışmaya katıldığına ilişkin tek delil olmadığı, dava dışı sanıkların beyanlarının soruşturma aşamasında müdafileri eşliğinde alındığı ve bu beyanlara üstünlük tanınmasında bir hukuka aykırılık bulunmadığı ayrıca sanığın diğer terör
örgütü mensupları ile çatışma bölgesinde yaralı bir şekilde teslim olması, her ne kadar sanığın işkence ile beyanda bulunmuş olduğu savunması sanık müdafii tarafından temyize getirilmiş olsa da, sanığın soruşturma aşamasında müdafii eşliğinde usulüne uygun olarak alınan ifadesinde, PKK/KCK terör örgütü içinde faaliyet gösterip hendek ve barikatlarda uzun namlulu silah ile nöbet tuttuğu ve tünel yapımına katıldığını ikrar etmesi de gözetildiğinde bu savunmalara itibar edilmemiş, sanığın sübutu kabul olunan hendek ve barikatlarda nöbet tutma ve çatışmaya girmek suretiyle kasten öldürmeye teşebbüs etme eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suç vasfı tayin edilmiş, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, kasten öldürmeye teşebbüs etme ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılarak incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümlerde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
A. Mala Zarar Verme Suçu Hakkında
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 13.07.2020 tarihli ve 2020/679 Esas, 2020/619 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince kesin olup, temyizi kabil kararlardan olmadığı anlaşılmakla 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık müdafiinin TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
B. Devletin Birliğini ve Üke Bütünlüğünü Bozma, Kasten Öldürmeye Teşebbüs Etme, Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçları Hakkında
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 13.07.2020 tarihli ve 2020/679 Esas, 2020/619 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9.Ceza Dairesinine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.