YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2543
KARAR NO : 2023/2553
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/131 E., 2022/99 K.
DAVALILAR :1- … vekili Avukat …
2-… Damlası Özel Sağ. Hiz. ve Reh. Merz. Tur. Tic. San. Ltd. Şti.
3-… Denizi Eğitim Hizmetleri Reh. Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 09.06.2015
HÜKÜM/KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen prime esas kazancın tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 10. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar … Denizi Eğitim Hizmetleri Reh. Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; 16.11.2011- 15.04.2015 tarihleri arasında davalı işverenlere ait işyerlerinde okul öncesi öğretmeni olarak 1.950,00 TL ücret ile çalıştığını belirterek, gerçek ücret üzerinden prime esas kazancının tespitini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … Denizi Ltd Şirketi vekili cevap dilekçesinde; diğer davalı şirket ile herhangi bir birleşme durumunun söz konusu olmadığını, müvekkil şirketin yeni kurulan bir şirket olduğunu, davacının 15.04.2014 tarihinden 15.05.2015 tarihine kadar brüt 1.371,26 TL ücret ile çalıştığını, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
2.Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2016 tarihli ve 2015/433 Esas, 2016/255 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, davacının davalılara ait …,… sicil numaralı işyerlerinde 16.11.2011 tarihinden 15.04.2015 tarihine kadar aylık 1.950,00 TL net ücret ile çalıştığının tespiti ile, davalı işverenler tarafından 16.11.2011 tarihinden 15.04.2015 tarihine kadar asgari ücret üzerinden yatırılan sigorta primlerinin aylık net 1.950,00 TL ücret üzerinden tamamlanması gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesi kararı, dairemizin 29.11.2018 tarih 2016/12881 Esas, 2018/10054 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.
2.Bozma ilamında “… işverenler nezdindeki çalışmasının 1.950,00 TL net aylıkla çalıştığının tespiti istemini içeren eldeki davanın niteliği itibarıyla yukarıda bahsedilen 5521 sayılı Yasanın 7. maddesine eklenen fıkra kapsamında olmaması karşısında, eldeki davada Kurum’un konumunun feri müdahil niteliğinde değil davalı taraf olması gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
İnceleme konusu davada; davacının hizmet tespiti isteminin olmadığı, davadaki davacı talebinin, sigorta primine esas kazancın tespiti istemine ilişkin olduğu anlaşılmakla yukarıdaki açıklanan hükme göre kuruma müracaat edilmeli sonucuna göre işlem yapılmalıdır.” hususları bozma gereği yapılmıştır.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne,
Davacının;
2011 yılı 11.ayında 945,62 TL,
2011 yılı 12.ayında 1.891,25 TL,
2012 yılı 1.ayında 2.012,30 TL,
2012 yılı 2.ayında 2.012,30 TL,
2012 yılı 3.ayında 2.012,30 TL,
2012 yılı 4.ayında 2.012,30 TL,
2012 yılı 5.ayında 2.012,30 TL,
2012 yılı 6.ayında 2.012,30 TL,
2012 yılı 7.ayında 2.123,25 TL,
2012 yılı 8.ayında 2.123,25 TL,
2012 yılı 9.ayında 2.123,25 TL,
2012 yılı 10.ayında 2.123,25 TL,
2012 yılı 11.ayında 2.123,25 TL,
2012 yılı 12.ayında 2.123,25 TL,
2013 yılı 1.ayında 2.221,68 TL,
2013 yılı 2.ayında 2.221,68 TL,
2013 yılı 3.ayında 2.221,68 TL,
2013 yılı 4.ayında 2.221,68 TL,
2013 yılı 5.ayında 2.221,68 TL,
2013 yılı 6.ayında 2.221,68 TL,
2013 yılı 7.ayında 2.390,75 TL,
2013 yılı 8.ayında 2.390,75 TL,
2013 yılı 9.ayında 2.390,75 TL,
2013 yılı 10.ayında 2.390,75 TL,
2013 yılı 11.ayında 2.390,75 TL,
2013 yılı 12.ayında 2.390,75 TL,
2014 yılı 1.ayında 2.431,45 TL,
2014 yılı 2.ayında 2.431,45 TL,
2014 yılı 3.ayında 2.431,45 TL,
2014 yılı 4.ayında 1.134,67 TL,
2014 yılı 4.ayında 1.296,77 TL,
2014 yılı 5.ayında 2.431,45 TL,
2014 yılı 6.ayında 2.431,45 TL,
2014 yılı 7.ayında 2.722,73 TL,
2014 yılı 8.ayında 2.722,73 TL,
2014 yılı 9.ayında 2.722,73 TL,
2014 yılı 10.ayında 2.722,73 TL,
2014 yılı 11.ayında 2.722,73 TL,
2014 yılı 12.ayında 2.722,73 TL,
2015 yılı 1.ayında 2.727,61 TL,
2015 yılı 2.ayında 1.454,72 TL,
2015 yılı 3.ayında 1.636,566 TL,
2015 yılı 4.ayında 1.363,805 TL olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar … Denizi Eğitim Hizmetleri Reh. Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1- Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreye uğradığını, hizmet tespit davaları kamu düzenine yönelik olduğundan ücret tediye bordroları, dönem bordroları, sigortalıya ait şahsi sicil dosyası, vergi kaydı v.s belgeler mahkemece celp edilerek incelenmeli, çalışma olgusu somut ve inandırıcı yazılı delillerle açıkça ortaya konulmalıdır. Yine mahkemece bunlar da gözardı edilmiştir. Dönem bordro tanıklarının ifadelerine başvurularak karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2- Davalı … Denizi Eğitim Hizmetleri Reh. Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.; mahkemece diğer davalı şirketin müvekkilinden ayrı bir hükmi şahıs olduğunu göz önüne almaksızın davacı tarafın tüm çalışmalarını müvekkili işyerinde yaptığı anlamına gelebilecek bir neticeyle davayı kabul etmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın, yeni kurulan müvekkili şirket bünyesinde yeni bir iş sözleşmesi akdetmiş olduğu halde davacının tüm çalışmaları bir bütün olarak ele alınarak hüküm verildiğini, çalışanlarının ücretlerinin tamamının banka hesaplarına yatırıldığı imzalı ücret bordroları ve tanık beyanı ile ispatlandığı halde bunun dikkate alınmadığını, emsal ücret araştırma sonucu beklenmeden karar verildiğini,davanın hak düşürücü süreye uğradığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun’un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin onuncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin dokuzuncu uncu fıkralarına dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 inci ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
3.Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3. Değerlendirme
1-Somut olayda; İlk Derece Mahkemesi tarafından, tanık anlatımlarına itibar edilerek hazırlanan bilirkişi raporunda belirlenen aylık 1.950 TL ücret esas alınarak prime esas kazanç tespitine dair davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
2- Mahkemece yapılacak iş; ücret bordroları ile davacının Kurum denetmenine verdiği ücret bordrosuna attığım imza dışında elden para aldığım ücret için herhangi bir resmi belgeye imza atmadım şeklindeki dilekçesi de dikkate alınarak, buna göre yukarıda belirtilen mevzuat kapsamında prime esas kazanç yönünden değerlendirme yapılarak elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine,
Üye …’ın farklı bozma gerekçesine karşı sonuç itibariyle oybirliğiyle,
15.03.2023 tarihinde karar verildi.
…
(M)
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık prime esas kazanç tespiti için, aylık ücret tutarının 6100 sayılı HMK.’un 200 ve 202 nci maddelerinde belirtilen sınırları aştığı veya bordroların işçinin imzasını taşıdığı takdirde yazılı delille kanıtlanması gerekip gerekmediği” noktasında toplanmaktadır.
2. Kararın davalılar tarafından temyizi üzerine çoğunluk tarafından ilk derece mahkemesinin “davacının 2011-2015 tarihleri arasında her yıl aynı net tutar üzerinden ücret almadığı, hayatın olağan akışı ve ekonomik hayatın gerekliliği dolayısıyla bu durumun mümkün olmadığı, tanık anlatımları ile davacının son olarak 1.950,00 TL net ücret aldığı belirtilerek, önceki dönemler asgari ücrete oranlanarak prime esas kazancın tespitine” dair kabul kararı;
“Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Mahkemece yapılacak iş, ücret bordroları ile davacının kurum denetmenine verdiği ücret bordrosu dışında elden para aldığım ücret için herhangi bir resmi belgeye imza atmadım şeklindeki dilekçesi de dikkate alınarak, mevzuat kapsamında değerlendirme yapılarak elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır”
gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
3. Daha önce Dairemizin 2020/11683 Esas, 2021/10353 Karar sayılı kararında yazılan karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere;
Sigortalının prime esas kazancının tespitinde, mahkemece resen araştırma ilkesi ve delil serbestisi kapsamında her türlü delil toplanmalı, tarafların vazgeçmesi ve kabulü ile bağlı olunmadığı gibi salt tanık beyanları ile de yetinilmemeli, yukarda belirtilen 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri uygulanarak sigortalının yaptığı işin özellikleri(vasıflı olup olmadığı), işyerindeki ve meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde veya başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler dikkate alındığında kayıtlarda görünen ücretle çalışmasının hayatının olağan akışına uygun bulunup bulunmadığı da değerlendirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından, sendikalardan, meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılmalı, bu konuda açılmış işçilik alacakları davası var ve kesinleşmiş ise delil kabul edilmeli, dolayısı ile inandırıcı, ciddi deliller doğrultusunda ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmeli, ücretin işçinin yazılı onayı olmadan düşürüldüğü durumda ise yazılı muvafakati yoksa önceki yüksek ücreti esas alınarak prime esas kazanç saptanmalıdır.
4. Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2020 tarih ve 2016/10-376 Esas, 2020/306 Karar, 09.07.2020 tarih ve: 2016/21-904 Esas, 2020/554 Karar ve 16.07.2020 tarih ve 2016/10-2141 Esas, 2020/585 Karar sayılı kararları ile kabul edilmiştir.
5. Somut uyuşmazlıkta davacının murisi davalı işyerinde okul öncesi öğretmen olarak çalışmıştır. Davacının bu konumu nedeni ile 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalıştığı anlaşılmaktadır. Anılan yasada öğretmenlerin özlük hakları da düzenlenmiş, sözleşmenin Milli Eğitim Müdürlüğüne onaya sunulması öngörülmüştür. Bu yönde araştırma da yapılmamıştır.
6. Diğer taraftan dosya içeriğine göre davacının 2014 yılından öncesi bordroları sunulmamıştır. Aylık ücret miktarı da kesinlik sınırının altında olduğu gibi SSK işveren dönem bordroları incelendiğinde davacının 2012-02 ayında prime esas kazanç bildirimi 1.452,50, 2012-4 ayında1.471,29, 2013-4 ayında 1.680,00 TL bildirilirken, yaklaşık 3 yıl sonra 2015-01 ayında 1.371,06 TL bildirilmiştir.
7. Belirtmek gerekir ki 4857 sayılı İş Kanunu’nun 62 nci maddesi uyarınca “Her türlü işte uygulanmakta olan çalışma sürelerinin yasal olarak daha aşağı sınırlara indirilmesi veya işverene düşen yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesi nedeniyle ya da bu Kanun hükümlerinden herhangi birinin uygulanması sonucuna dayanılarak işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamaz”. Ücretten indirim iş şartlarından esaslı değişiklik olup, aynı kanunun 22 nci maddesi uyarınca işçinin yazılı onayına bağlıdır. Bu hükümler emredici hükümlerdir. Dolayısı ile bazı aylar ücret yüksek bildirilmiş, daha sonra bordro da düşürülmüş ise sigortalının yazılı muvafakati olmadığı sürece kuruma bildirilen prime esas kazancı teşkil eden ücret sigortalıyı bağlamayacaktır.
8. Kamu düzeni ve resen araştırma ilkesine göre vasıflı işçi olan davacının prime esas kazancının emsal ücret araştırması ve her türlü delille kanıtlanması esastır. Bordronun senet vasfı yoktur. Kararın prime esas kazancın tespiti yönünde yukarıda belirtilen esaslar ve Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca araştırmaya yönelik bozulması gerekirken, resen araştırma ilkesi ve kamu düzeni ilkesine aykırı olacak şekilde salt yazılı belge ile sınırlandırılarak bozulması gerekçesine katılınmamıştır.