Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/5755 E. 2023/2073 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/5755
KARAR NO : 2023/2073
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/331 E., 2015/225 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2015 tarihli ve 2014/331 Esas, 2015/225 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; mahkeme tarafından suça konu bono asılları üzerinde aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmaması, suç tarihinin eksik gösterilmesi ve suça konu bonoların akıbeti konusunda bir karar verilmemesi nedeniyle hükmün bozulmasını gerektiği görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği; sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, kriminal raporda borçlu imzasının sanığın eli ürünü olmadığının belirtildiğine ve katılanın sanığa borçlu olduğuna ilişkin belgeleri sunmak üzere süre talep etmelerine rağmen 2. celsede yargılama bitirilerek savunma hakkının kısıtlandığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’ın, yetkilisi olduğu şirketin alacaklı, katılan …’ın ise borçlu olduğu 40.000 TL ve 45.000 TL bedelli 4 adet bonoyu sahte olarak tanzim edip, hakkında beraat kararı verilen temyiz dışı sanık …’a borcuna karşılık verdiği anlaşılmıştır.
2. Sanık … savunmasında; katılan ile ticari ilişkilerinin bulunduğunu, katılanın gönderdiği suça konu bonoları, temyiz dışı sanık …’a satın aldıkları meyve sebze karşılığında verdiğini, katılanın bonoları genelde kargo ile gönderdiğini ancak o tarihte yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle suça konu bonoların ne şekilde geldiğini hatırlamadığını beyan etmiştir.
3. Temyiz dışı sanık … savunmasında suça konu bonoları alacağına karşılık sanık …’tan aldığını bildirmiştir.
4. Katılan … ifadesinde; sanık … ile ticari ilişkilerinin bulunduğunu ancak suça konu bonoları kendisinin göndermediğini belirtmiştir.
5.Aydın Jandarma Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün 26.02.2014 tarihli raporunda; suça konu bonoları borçlu imzasının katılan …’ın eli ürünü olmadığı, farklı bir şahıs tarafından taklit edilmek suretiyle atılmış olduğu, bu imza ile sanıklar … ve …’ın mevcut mukayese imzaları arasında kaligrafik bir uygunluk tespit edilemediği, senedin ön yüzünde bulunan yazılar ile …, … ve …’ın mukayese yazıları arasında kaligrafik bir uygunluk tespit edilemediği belirtilmiştir.
6. Mahkemece, sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuş, sanık hakkında adli sicilinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bulunması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi ve bir daha suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluşmaması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi uygulanmamıştır.

IV. GEREKÇE
1.Sanık savunması, katılanın beyanı, kriminal rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine karar veren mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 tarih 2011/8-335 Esas ve 2012/1804 Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği ve belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup, duruşma esnasında suça konu bonolarda yasal unsurlarının tam olup olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda gözlem yapılması gerekiyorsa da; dosyada aslı bulunan suça konu bonolar üzerinde Heyet olarak yapılan incelemede, Türk Ticaret Kanununda belirtilen zorunlu unsurların tam olduğu, bono vasfını taşıdıkları, yapılan sahteciliğin ilk bakışta dikkati çekmediği ve aldatıcılık niteliklerinin bulunduğunun belirlenmesi karşısında, tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği hususu gözetilmeden, sanık hakkında adli sicilinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bulunması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de; sanık hakkında erteleme hükmünün uygulanmamasına ilişkin gerekçede sanığın yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşmadığı belirtilmiş olduğundan, sonuca etkili olmayan yanlış gerekçe bozma nedeni yapılmamıştır.

4. Sahte belge sayısı dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
5. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
6. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri
sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
7. Adli Emanetin 2013/153 sırasına kayıtlı suça konu bono asıllarının akıbeti hakkında bir karar verilmemesi hukuka aykırı görülmüş olup, bahse konu bu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (7) numaralı bendinde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2015 tarihli ve 2014/331 Esas, 2015/225 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına “Adli Emanetin 2013/153 sırasına kayıtlı suça konu bono asıllarının dosyada delil olarak saklanmasına” cümlesinin yazılması suretiyle, hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.03.2022 tarihinde karar verildi.