YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/834
KARAR NO : 2023/2501
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı hükümlerin onanması
İlk Derece Mahkemesince sanıklar …, … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen ceza miktarını artırmayan kararı ile bu suça yönelik temyizlerin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.06.2022 tarihli ve 2022/27 Esas, 2022/483 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında;
a) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi ve son cümlesi, aynı maddenin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 11 yıl 3 ay hapis ve 2.250.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına,
b) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 30.09.2022 tarihli ve 2022/1708 Esas ve 2022/1642 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafiilerinin temyiz istemi, sanık hakkında her iki suçtan kurulan hükümlere yönelik olup sanığın atılı suçları işlemediğine, kast unsurunun bulunmadığına, katılanın basiretli bir iş insanı gibi davranmadığına, katılanı yanıltıcı davranışının olmadığına, menfaat sağlamadığına, lehe olan yasa maddelerinin uygulanması gerektiğine, cezanın ağır olduğuna ilişkindir.
2. Sanık … müdafiinin temyiz istemi, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik olup katılanın beyanlarının çelişkili olduğuna, zarar miktarının soyut olduğuna ve ispatlanamadığına, katılanın basiretli bir tacir olarak davranmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, menfaat sağlanmadığına ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
3. Sanık … müdafiinin temyiz istemi, sanık hakkında her iki suçtan kurulan hükümlere yönelik olup suçların unsurlarının oluşmadığına, menfaat sağlanmadığına, sanığın katılanı yanıltacak davranışının olmadığına, katılanın belirttiği zarar miktarının soyut olduğuna, lehe yasa ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerekirken yalnızca cezada arttırıma gidildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Karayolları kurumunda şoför olarak çalışan sanık … ile inşaat ve hayvancılık işi ile iştigal eden sanık … ve kasiyer olarak çalıştığını beyan eden sanık …’in Sağlık Bakanlığı ile herhangi bir şekilde hukuki ya da fiili irtibat ve bağlantılarının bulunmadığı, katılan …’ın yöneticisi pozisyonunda bulunduğu yabancı menşeili şirketin, ürettiği Covid-19 aşısının, Türkiye’de tanıtımını yapmak ve seri üretimini gerçekleştirmek amacıyla faaliyete başladığı sırada bürokratik engelleri ve kırtasiyeciliği ivedi olarak aşıp doğrudan yetkili muhataplarla irtibat kurulmasını sağlamak amacı ile arayışa girdiği, hemşehrilik ilişkisi kurdukları tanıklar aracılığı ile sanık … ile görüşme sağladığı, sanık …’ın katılana Sağlık Bakanlığı’nda aşı ile ilgili birimde görev yapan danışman/özel kalem sıfatıyla damadının bulunduğunu ve yardımcı olacağını söylediği, ertesi günü katılanı Sağlık Bakanlığı’nda aşılarla ilgilenen birimde özel kalem müdürü olduğunu söyleyen sanık …’la tanıştırdığı, katılanın yöneticisi olduğu şirketin üretime geçeceği aşının tanıtımı ve Türkiye’de üretiminin sağlanması konusunda, sanıklar arasında anlaşmanın sağlandığı, akabinde Sağlık Bakanlığı tanıtım kartı ve elinde sahte olarak tanzim edilmiş bakanlık logolu evraklar ile sanık …’in sekreteri sıfatı ile sanık …’nın da … adı ile kurguya dahil edildiği, katılandan icra edecekleri iş karşılığında bizzat sanık savunmalarına göre 50’şer bin dolar para alınacağı, devam eden süreçte sanıklar tarafından mutabık kalınan plan doğrultusunda, esasen başından itibaren dolandırıcılık eylemini icra etmek amacına havi olarak planın kusursuz şekilde icrası için, sanık …’nın yeğeni olan ve muhasebecilik yapan temyiz dışı sanık …’dan, nitelikli yalanın inandırıcılığını arttırıp katılanın muhtemel şüphelerinin ortadan kaldırılması ve sorgulamaksızın inanması amacı ile Sağlık Bakanlığı antet ve logolu ve aldatıcılık niteliği bulunan sahte belgeler temin edilerek katılana verildiği, sanıkların hediye, ödeme, masraf adı altında katılandan altın tespih, telefon, çanta, parfüm, viski, çikolata gibi çeşitli ürünlerin yanı sıra TL ve Euro cinsinde yüklü miktarda menfaat temin ettikleri, bu suretle sanıklar … ve …’in kendilerini kamu kurumu niteliğinde bulunan Sağlık Bakanlığı’nda çalışan kamu görevlisi, sanık …’ün ise sanık …’in damadı olduğundan bahisle katılana Sağlık Bakanlığı ile ilişkili olduğunu söylemek suretiyle yükümlendiği sorumluluğu gereği zor durumda bulunan ve kısa zamanda anlaşma sağlanması için çabalayan katılanı whatsapp görüşme tutanaklarına, fotoğraflara, HTS kayıtlarına, faturalara yansıdığı üzere hileli davranışlarla aldatarak, iradesi fesata uğrayan katılandan, daha fazla menfaat temin etmek amacıyla, mütemadiyen ileri sürdükleri oyalama, zamana yayma taktikli yalanları ile fikir ve eylem birliği içerisinde zincirleme surette haksız menfaat temin etmek suretiyle 5237 saylı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi ve üçüncü fıkrası kapsamında zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin kabul edildiği anlaşılmıştır.
2. Katılan aşamalarda özetle, olayın anlatıldığı şekilde meydana geldiğini, tanık İ.Y aracılığıyla sanık … ile tanıştığını, sanık …’ın kendisine damadının bakanlıkta çalıştığını, onun aracılığıyla bakanlık yetkilileriyle doğrudan görüştürebileceğini söylediğini, damadının arkadaşı olarak sanık … ile tanıştırdığını, sanık …’in bakanlıkta aşı ile ilgili birimde özel kalem olduğunu, tüm resmi işlemleri takip eden kişi olduğunu söylediklerini, daha sonraki aşamada sanık …’in sekreteri sıfatıyla ve … ismiyle sanık … ile tanıştırıldığını, süreç içerisinde sanıklar … ve …’in kendisine bakanlık antet ve logolu belgeler getirdiklerini, süreç uzayınca dolandırıldığını anladığını, yaklaşık 51.000 Euro zararının olduğunu, zararının giderilmediğini beyan etmiştir.
3. Sanıklar üzerlerine atılı suçlamayı tevil yoluyla ikrar etmiştir.
4. Tanıklar D.Ç., İ.Y. Ve Z.Y’nin, katılanın beyanlarını doğrular oluşa uygun anlatımları dosya arasındadır.
5. Banka dekontları, whatsapp yazışmaları ve fotoğraflar, suça konu Sağlık Bakanlığı antet ve logolu belgeler, 05.01.2022 tarihli bilirkişi raporu, teşhis tutanağı, analiz raporu dosya arasındadır.
6. Sanıklara ait güncel adlî sicil kayıtları dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar …, … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen ceza miktarını arttırmayan karar nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu resmi belgede sahtecilik suçunun, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar müdafiilerinin resmi belgede sahtecilik suçuna yönelik temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanıklar Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Sübut ve Suçun Unsurları Yönünden
Sanıkların tevil yollu ikrarları, tanıklar ve katılanın oluşa ve dosya kapsamına uygun tutarlı beyanları, sanıklar ve katılan arasındaki mesajlar, sanıklar … ve … arasındaki mesajlar, suça konu Sağlık Bakanlığı antet ve logolu sahte belgeler, teşhis tutanağı, banka dekontları, analiz raporu ve dosya kapsamında toplanan diğer delillere göre; sanık …’ın, sanık …’in Sağlık Bakanlığında çalışmadığını bilmesine rağmen bakanlıkta aşı ile ilgili birimde özel kalem müdürü olarak tanıtarak katılanın bakanlıktaki aşı onayı işinin halledileceği görünümü uyandırıldıktan sonra diğer sanık …’nın da, sanık …’in sekreteri olarak … ismiyle tanıtılıp fikir ve eylem birliği içerisinde oluşturdukları kurguda inandırıcılıklarını artırıp katılanın başvuru sürecinin devam ettiğine dair kanıyı da güçlü tutmak için hazırladıkları bakanlık antetli ve logolu sahte belgeleri katılana vermek ve süreç devam ediyormuş gibi katılanı mesaj ve arama yoluyla bilgilendirme bahanesiyle oyalayarak eylem üzerinde iş bölümü ve ortak hakimiyet kurarak katılandan masraf adı altında değişik tarihlerde para ve hediyeler alarak menfaat temin etmek suretiyle yüklenen suçu işledikleri anlaşılmakla, sanıkların mahkûmiyetlerine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Ceza Miktarı Yönünden
Katılanın süreç içerisinde Watsapp aracılığıyla uzun ve yoğun yazışmalar yapılarak kandırılması, sanıkların suçun işlenmesindeki ısrarı ve suç tarihine göre meydana gelen zararın ağırlığı karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanıkların kastının yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanıklar hakkında belirlenen temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış; Sağlık Bakanlığına aitmiş gibi sahte belgelerin kullanılması ve sanık …’in Sağlık Yatırımları Genel Müdürü olan … İnceöz’ün özel kalem müdür olduğu beyan edilmek suretiyle, belirli bir makam sahibinden bahsedip o kişi nezdinde hatırı sayıldığından bahisle katılanın işinin halledileceği vaadiyle menfaat temin edilmesi nedeniyle sanıkların eylemlerinin 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinin yanı sıra aynı fıkranın (d) bendi ve ikinci fıkrasına da temas etmesine rağmen temel cezanın belirlenmesi sırasında bu hususun gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Lehe Hükümlerin Uygulanması Gerektiği Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanması Mahkemenin takdirinde olup Mahkemece sanıklar hakkında kurulan hükümlerde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve “sanıkların dosyaya yansıyan suç işlemeye eğilimli olumsuz kişilikleri, pişmanlık içermeyen savunmaları, katılanın somut zararının giderilmesi yönünde iradenin ortaya konulmaması…” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanıklar hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği, zararın tamamen giderilmediği ve kısmi giderim nedeniyle katılanın etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızasının bulunmadığı gerekçesiyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığı, hükmedilen hapis cezasının süresine göre erteleme, seçenek yaptırım ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumlarının uygulanamayacağı anlaşılmakla, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Sanıklar …, … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) alt başlığında açıklanan nedenlerle, sanık … müdafiileri ile sanık … müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) alt başlığında açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 30.09.2022 tarihli ve 2022/1708 Esas ve 2022/1642 Karar sayılı kararında sanık … müdafiileri, sanık … müdafii ve sanık … müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak tahliye taleplerinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.