YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13010
KARAR NO : 2023/2665
KARAR TARİHİ : 05.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Nizip Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.2014 tarihli ve 2014/175 Esas, 2014/194 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi, 35, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; yüklenen dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığına, suç tarihinde yüklenen suç için öngörülen temel hapis cezasının alt sınırının 3 yıl olduğu gözetilmeden kurulan hükümde teşdiden denilmesine rağmen temel cezanın 3 yıl hapis olarak belirlendiğine, 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin uygulanmasında gerekçe gösterilmeden sanığın en aleyhine olacak şekilde 1/4 oranında indirim yapıldığına, yüklenen suç için hapis cezası yanında adli para cezası da öngörüldüğü hâlde adli para cezasına hükmedilmediğine,
2. Sanığın temyiz isteği; yüklenen dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanmamasının yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Devlet Destekli Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortası Poliçesinin sigortalısı olan sanığa ait 6 adet büyükbaş hayvan için 27.11.2012 tarihli sigorta poliçesi düzenlendiği, sanığın 28.05.2013 tarihinde küpe numarası TR030000977782 olan sigortalı hayvanın hasar gördüğünden bahisle ihbarda bulunması üzerine eksperin yapmış olduğu inceleme sonucu düzenlemiş olduğu rapor ve eklerinin şikâyetçi şirketçe incelenmesinde, ihbarı yapılan hayvanın fiziki özelliklerinin, sigorta poliçesine konu olup öncesinde kayıt altına alınan TR03000097…küpe numaralı hayvanın fiziki özelliklerinden farklı olduğunun anlaşılması üzerine yapılan şikâyet nedeniyle başlatılan soruşturma sonucunda sanık hakkında, sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık suçunu işlediği ancak eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı iddiasıyla kamu davası dava açılmıştır.
2. Şikâyetçi şirket vekilinin 05.08.2013 havale tarihli şikâyet dilekçesinde, hasar ihbarı yapılan hayvanın sigorta poliçesine konu hayvandan tamamen farklı olduğu, bu farkın açıkça anlaşıldığı belirtilmiştir.
3. Sanık savunmalarında özetle, yüklenen suçu işlemediğini, gerçeğe aykırı bildirimde bulunmadığını beyan etmiştir.
4. Mahkemece sanığın yüklenen suçu işlediği ancak eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Dosya kapsamına göre; sigortalanan büyük baş hayvanların fotoğraflarının ve fiziksel özelliklerinin katılan Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. eksperleri tarafından çekilerek diğer bilgileri ile birlikte kayıt altına alındığı, hasar gördüğü ihbar edilen hayvanın, sigortalanan hayvan olmadığının basit bir incelemeyle belirlenmiş olduğu, sanığın katılan şirketin denetim olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir eyleminin bulunmadığı anlaşılmakla, somut olayda hile unsurunun gerçekleşmemesi nedeniyle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözönünde bulundurularak sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, isabetsiz gerekçeyle mahkûmiyetine hükmedilmesi,
2. Kabule göre de;
a) 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde düzenlenen sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık suçunda hapis cezasının yanında adli para cezası da öngörülmesine karşın, sanık hakkında adli para cezasına hükmedilmemesi,
b) 18.04.2013 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6456 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesi ile yapılan değişiklikle 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son paragrafı uyarınca hapis cezasının alt sınırının 3 yıldan az olamayacağı gözetilmeden, sanık hakkında kurulan hükümde “takdiren ve teşdiden” denilmesine rağmen temel cezanın 3 yıl hapis olarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye neden olunması,
c) 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin uygulanmasında somut gerekçe gösterilmeden sanığın en aleyhine olacak şekilde 1/4 oranında indirim yapılması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
d) 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Nizip Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2014 tarihli ve 2014/175 Esas, 2014/194 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.