YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22034
KARAR NO : 2023/3318
KARAR TARİHİ : 27.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2014/390 Esas, 2015/134 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan aynı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ve 15.500,00 TL adli parra cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, sattığı mal karşılığı bir miktar nakit para aldığına, kalanın ise suça konu çek ile ödendiğine, çek keşidecisi hakkında araştırma yapılmadığına, çekin sahte olarak düzenlendiğini bilme yükümlülüğünün olmadığına, haksız kazanç elde etme saikinin olmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.30.09.2011 keşide tarihli ve 7.750,00 TL bedelli sahte çekin ciro yoluyla şikâyetçiye geçtiği, çekin bankaya ibraz edildiğinde sahte olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
2. 17.12.2013 ve 16.06.2014 tarihli bilirkişi raporlarında; çekin sahte olduğu ve çek arka yüz birinci ciranta … adına atfen atılı imza ve mürekkepli kalem yazılarının sanığın eli ürünü olduğunun belirtildiği görülmüştür.
3.Mahkemece sanığın ele geçirdiği sahte çeki cirolayarak tedavüle koyduğu ve çekin ciro silsilesi ile şikâyetçinin eline geçtiği, zararın sanık tarafından giderilmediği anlaşılmış olup, bu suretle sanığın üzerine atılı dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını işlediği sonuç ve kanaatine varılarak, her iki suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A.Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Sanık hakkında geçmiş hali, suç işleme hususundaki eğilimi göz önünde bulundurularak ileride yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkemece kanaat edinilemediği gerekçesiyle lehe hükümlerin uygulanmamasına karar verildiği; yine sanığın kendisine çeki getiren şahıslar ile ilgili olarak kimlik bilgileri ve yapılan alışverişe ilişkin belgeleri ibraz edemediği sabit olduğundan, tüm dosya kapsamı itibarıyla verilen mahkumiyet hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Sanık hakkında Bilişim Sistemlerinin Banka Veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın savunmasında, açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği iki kişinin geldiğini ve bu kişilere ayakkabı sattığını, bu kişilerin 2.500,00 TL nakit kalan kısım için ise suça konu çeki keşide edip verdiklerini, o tarihte inşaat malzemeleri satın almak için çeki M.B. isimli bir şahsa verdiğini, ancak bu şahsın sipariş edilen ürünleri teslim etmediğini, daha sonra da iş yerini kapatıp ortalıktan kaybolduğunu, akabinde bu çekin sahte olduğunun ortaya çıktığını belirttiği, müştekinin ise beyanında, 7.700,00 TL civarında bir çek aldığını ve bu çekin sahte çıktığını, sanık …’ı hatırlamadığını belirtmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti açısından, şikâyetçi … duruşmaya yeniden çağrılarak sanık ile yüzleştirilmesi ve suça konu çeki hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldığı hususlarının ayrıntılı bir biçimde sorulması, sanığın savunmasında belirtilen M.B. isimli kişinin açık adres ve kimlik bilgilerinin titiz bir şekilde araştırılması, tespit edilmesi halinde tanık sıfatıyla dinlenmesi, tüm deliller toplandıktan sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A.Sanık hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2014/390 Esas, 2015/134 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık hakkında Bilişim Sistemlerinin Banka Veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2014/390 Esas, 2015/134 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.04.2023 tarihinde karar verildi.