Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/9064 E. 2007/10953 K. 20.09.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9064
KARAR NO : 2007/10953
KARAR TARİHİ : 20.09.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tahdide itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Orman Yönetimi ve Orman Bakanlığı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21/12/2000 tarih 2000/10128-10941 sayılı bozma kararında özetle; “Aynı uzman orman bilirkişinin farklı dosyada düzenlediği rapor ve bu dosyada düzenlediği rapor karşılaştırıldığında bilirkişinin resmi belgeleri uygulamada yetkili olup olmadığı hususunda tereddüt oluşmuştur. Bu yüzden yeniden üç uzman orman bilirkişi marifeti ile çekişmeli taşınmazın resmi belgelerdeki konumunun belirlenmesi, 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklığının giderilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu (A) harfi ile gösterilen 3766.60 m2’lik bölümle ilgili orman kadastro çalışmasının iptaline, bu bölümün orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi ve Orman Bakanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tahdide itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 09/06/1999 tarihinde yapılıp bu dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan araştırma ve inceleme sonucunda kurulan hüküm doğru değildir. Şöyle ki,bozma ilamından önce mahkemece yapılan incelemede uzmanlığına başvurulan orman bilirkişisi çekişmeli taşınmazın resmi belgelerde yeşil alanda kaldığını,ancak bu taşınmaza bitişik olan taşınmazla ilgili olarak aynı mahkemenin 1999/75 E, – 2000/89 K.sayılı dosyasında ise taşınmazın resmi belgelerde yeşil ormanlık alanda gözükmesine rağmen bunun yanıltıcı olduğunu ve bitki örtüsü ve … yapısı itibarı ile orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklaması nedeni ile bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceğini ,6831 sayılı yasanın 17/2 maddesinin de gözetilmesi gerektiğinden bahisle dairemizin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece kurulan ilk hüküm bozulmuştur.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada bu defa üç uzman orman bilirkişi kurulu çekişmeli taşınmazın yörede yapılan orman kadastro çalışmasında orman sınırları içine alındığını, 1958 tarihli … fotoğraflarından bütünlenen memleket haritasında ise beyaz renkli açık alanda kaldığını, üzerinde orman ağacı bulunmadığını ve % 20 meyilin teraslama ile azaltıldığını belirterek taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklamış ve taşınmazın konumunu resmi

belgelerde işaretlemişlerdir. Ancak bu dosya ile aynı gün temyiz incelemesi yapılan aynı mahkemenin 2001/13-363 sayılı dosyasında dava konusu olan taşınmazların birbirlerine bitişik halde bulundukları ,her iki dosyada dava konusu olan taşınmazların memleket haritasında ibreli ve yapraklı ağaç rumuzlu yeşile … alanlar ile çevrili oldukları, beyaza … alanlarda dahi iğne yapraklı ağaç rumuzunun bulunduğu, memleket haritasında işaretlendikleri yerde münhani eğrilerinin sık halde olduğu ve çekişmeli taşınmazların eğimlerini de yüksek olduğu ,… muhafaza karakteri taşıdıkları, kaldı ki, 2001/13-363 sayılı dosyasında dava konusu olan taşınmazın üzerinde halen 3 adet yaşlı kızılçam ağacının bulunduğu anlaşılmakla 6831 sayılı yasanın 17/2 maddesi gereğince çekişmeli taşınmazların orman içi açıklık olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu husus dairemizin bozma ilamında belirtilmiş ise de mahkemece değerlendirilmemiştir.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda …, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20 – 665/614

sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan … kazanımından söz edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek davacı gerçek kişinin davasının tamamen reddi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Orman Yönetimi ile davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 20/09/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.