YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/14153
KARAR NO : 2006/16309
KARAR TARİHİ : 27.11.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Sorgun Köyü 105 ada 38 parsel sayılı 20227.46 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kayıtları ile satınalma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın sınırında genilşetilebilir nitelikte orman alanı olduğu, bu nedenle taşınmazın ormandan açıldığı iddiasıyla tesbitin iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin tesbit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 04/10/1989 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece dava konusu taşınmazın, tespite esas alınan vergi kayıtlarının kapsamında ve orman sınırları dışında kaldığı ve zilyetlikle edinme koşullarının davalı taraf yararına gerçekleştiği ve miktar fazlasının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Dosyadaki belgelerden ve dava konusu taşınmazla ilgili kadastro tutanağının edinme bölümünde TEK irtifak kamulaştırması nedeniyle oluşturulan Şubat 1989 tarih 89 sıra nolu tapu kaydında ve krokisinde tamamının 7707 m2 yüzölçümünde olduğu ve 792 tahrir nolu vergi maliki … oğlu …’nin zilyetliğinde bulunduğu, enerji iletim hattı geçirilmesi nedeniyle 440 m2’si üzerinde T.E.K.Genel Müdürlüğü yararına hükmen daimi irtifak hakkı tesis edildiği ve dayanak krokide ve tapu kaydında taşınmazın doğu ve güney sınırının orman olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. İrtifak hakkı tesisi sırasında taşınmazın yüzölçümü 7707 m2 gösterildiği halde tespitteki yüzölçümü 20227.46 m2’dir. Bu durumda, kamulaştırma ve irtifak krokisi dışında kalan bölümün 1989 yılında kullanılıp kullanılmadığının ve kroki kapsamı dışında kalan bölümün 1989 yılından önce kullanılmaya başlandığının ve öncesinin orman olup olmadığının yerel bilirkişi ve tanık beyanları dışında başka maddi delillerle kanıtlanması gerekir. Vergi kayıtları zilyetlikle birleşmedikçe mülkiyet hakkı kazandırmaz. Ayrıca, davacı Hazine taşınmazın öncesinin orman olduğu iddiası ile dava açtığına göre, dava konusu taşınmazın 1989 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalması o yerin zilyetlikle kazanılacak yerlerden olduğu anlamına gelmez.
Bu nedenle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 … ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 … ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 … ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, orman kadastrosunun yapıldığı 1989 yılına yakın yada sonraki yıllara ait hava fotoğrafları ve memleket haritası dahi yerine aynı yöntemle uygulanıp dava konusu taşınmazın o yıllarda taşınmazın niteliğinin ne olduğu, kullanılıp kullanılmadığı ve 792 tahrir nolu vergi kaydı uygulanıp kapsamı saptanmalı, yukarıda açıklanan yöntemle yapıacak araştırma sonucu çekişmeli taşınmazın öncesi ve halen orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, yerel bilirkişi ve taraf tanıkları taşınmaz başında dinlenerek taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, kim tarafından hangi tarihten beri nasıl zilyet edildiği, zilyetliğin süresi ve sürdürülüş biçimi sorulup kesin tarih ve maddi olaylara dayalı açık yanıtlar alınıp, tespit tarihine kadar davalı yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık olduğunda giderilmeli, komşu parsellerin dayanağı kayıtlar getirtilerek dava konusu taşınmazı sınır olarak ne şekilde nitelendirdikleri araştırılarak bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 27/11/2006 günü oybirliği ile karar verildi.