YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9810
KARAR NO : 2023/166
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/213 E., 2022/1161 K.
Yardım ve Emekli Vakfı vekili Avukat …
İHBAR OLUNAN : … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 14.10.2015
KARAR : Red
ve Müstahdemleri Yardım Ve Emekli Vakfı
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/165 E., 2021/413 K.
Taraflar arasındaki asıl dava kurum işleminin iptali, birleşen istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri ve ihbar olunan Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
1.Davacı vekili; 22.12.2004 tarihinde eşinden boşanan davacının, davalı Vakıftan, annesinden dolayı yetim aylığı haklarından, sağlık yardımlarından ve ikramiyelerden 01.02.2005 tarihi itibari ile yararlandığını, davalı tarafın müvekkiline gönderdiği iki adet ihtarname ile almakta olduğu aylık, ikramiye ve sağlık yardımlarının durdurulduğunu ve yersiz ödenen sağlık yardımının kanuni faiziyle birlikte iadesi talep edilen toplam miktarın 132.060,13 TL olduğunun bildirildiğini, davacı ile eşinin boşanmalarının gerçek bir boşanma olduğunu beyanla, davalı tarafın işleminin iptali ile davacının annesinden dolayı almakta olduğu yetim aylığının kesildiği günden itibaren tekrar bağlanmasına, borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen dosyada davacı vakıf vekili; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihi itibariyle 82.966,26 TL davalıya yapılan yersiz ödemelerin kanuni faizi ile birlikte geri ödenmesi ile davanın SGK Başkanlığı ile Hazine müsteşarlığına ihbarını ve … 14. İş Mahkemesinin 2015/352 esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Asıl Dava davalısı Vakıf vekili; denetmen raporunda ifadesi alınanların beyanlarında davacının, boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının anlaşıldığını beyan ederek, davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen dava davalısı … vekili; birleşen dava yönünden cevap vermemiştir.
3. İhbar olunan SGK vekili; Kurum Halkla İlişkiler ve Bilgi Edinme Servisinin 02.01.2012 tarih, 283977 başvuru numaralı yazısına istinaden 05.01.2012 tarih, 322 sayılı Görev Emri ile inceleme yapılmasının istendiğini, görev emrine istinaden Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen 23.02.2015 tarihli inceleme ile … ( …) ile boşandığı eşi … ’ın fiilen birlikte yaşadıklarının tespit edildiğini, Kurumun davalı-karşı davacı Vakfın yanında Fer’i Müdahil olarak duruşmalara kabulüne, esasa ilişkin incelemeye geçilmesini müteakip davacı-karşı davalı … tarafından açılan davanın reddi ile davalı-karşı davacı Vakıfça açılan davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kabulüne, “Davacının annesinden hak sahibi olarak aldığı ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına, davacının yersiz ödeme nedeni ile davalılara borçlu olmadığının tespitine,” birleşen davanın reddine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri ve ihbar olunan Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.İstinaf kanun yoluna başvuran davacı-karşı davalı vekili; asıl dava yönünden davacı lehine hiç vekalet ücreti hükmedilmediği gibi, birleşen ve karşı dava yönünden de nisbi vekalet ücretinden daha düşük vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının bu yönüyle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı – karşı davacı vekili; dava dosyasındaki somut deliller görmezden gelinerek tamamen kanaate dayalı olarak oluşturulan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3.İstinaf kanun yoluna başvuran ihbar olunan SGK Başkanlığı vekili; Yargıtay İçtihatları gereği yeterli deliller toplanmadan, yeterli vasıfları taşıyan tanıklar dinlenmeden, yazılı delillere aykırı olarak, yetersiz ve eksik araştırma ile davanın esasını oluşturan tüm hususlar yeterince araştırılmadan ve açıklığa kavuşturulmadan, davacının davasının kabulüne hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “hakkında hüküm kurulmayan SGK Başkanlığı’nın istinaf hakkı bulunmadığından, istinaf isteminin reddi gerektiği, eldeki asıl davanın ve birleşen davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun’un Geçici 20 nci maddesindeki 506 sayılı Kanun ve dolayısıyla 5510 sayılı Kanun’a ilişkin atıfların, vakıf iştirakçisine sağlanan sandık haklarını genişletici nitelikte olup, sınırlandırıcı niteliği bulunmadığından 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesinin uygulanamayacağı, bu nedenlerle, asıl dava yönünden, asıl dava davalısı vakıf tarafından aylığın iptaline ilişkin işlemin iptali ve yeniden aylık bağlanması ile Beyoğlu 27. Noterliği’ne 09.09.2015 tarih ve 36641yevmiye numaralı ihtarname ile yersiz ödenen aylık ve sağlık giderleri ile işlemiş faizler nedeniyle borçlu olmadığına yönelik ilk derece mahkemesinin asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik hükmünde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla birlikte, birleşen dava yönünden, davacı vekili lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13’üncü maddesi uyarınca nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olduğu, ancak bu hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak; HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca belirlenen aykırılık düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur.” gerekçesiyle asıl davanın kabulüne “Davacının annesinden hak sahibi olarak almakta olduğu yetim aylığının kesildiği günden itibaren tekrar bağlanmasına, davalıya borcu olmadığının tespitine” birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; nihai karar verilmeyen karşı dava hakkında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu, vakıf senedinde ki atıfların dikkate alınması gerektiğini, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, aleyhe yargılama gideri olmaması gerektiğini kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı Vakıftan ölüm aylığı bağlanan davacının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığından bahisle aylığın kesilmesi işleminin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 56, 96, 104 üncü maddeleri, 506 sayılı Kanun’un Geçici 20 nci maddesi, davalı Vakıf Senedi.
3. Değerlendirme
1.Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin talebinin munzam sandık yönünden açılan daha hakkında olduğu, ilgili dava hakkında tefrik kararı verildiğinden bu talep yönünden işbu davada karar verilemeyeceği anlaşılmakla temyiz itirazlarının reddine,
2.Davalı vekili temyiz talepleri yönünden yapılan incelemeye gelince, davacının annesi üzerinden davalı Vakıf kapsamında davacıya 08.03.2005 tarihli tahsis talebine istinaden ölüm aylığı bağlandığı, boşandığı eşi ile birlikte yaşadığından bahisle 01.10.2008-02.12.2015 tarihleri arası aylıklar ve sağlık giderlerinin geri istenildiği, Bölge Adliye Mahkemesince “…506 sayılı Kanun’un Geçici 20 nci maddesindeki 506 sayılı Kanun ve dolayısıyla 5510 sayılı Kanun’a ilişkin atıfların, vakıf iştirakçisine sağlanan sandık haklarını genişletici nitelikte olup, sınırlandırıcı niteliği bulunmadığından 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesinin uygulanamayacağı, bu nedenlerle, asıl dava yönünden, asıl dava davalısı vakıf tarafından aylığın iptaline ilişkin işlemin iptali ve yeniden aylık bağlanması ile Beyoğlu 27. Noterliği’ne 09.09.2015 tarih ve 36641 yevmiye numaralı ihtarname ile yersiz ödenen aylık ve sağlık giderleri ile işlemiş faizler nedeniyle borçlu olmadığına yönelik ilk derece mahkemesinin asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik hükmünde isabetsizlik bulunmadığı” gerekçesiyle vekalet ücreti yönünden düzeltme yapılmak suretiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmış ise de, eksik ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
3. Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 Sayılı Yasa’nın Diğer Kanunlardaki Atıflar Başlıklı 104. Maddesinde “Bu Kanunla yürürlükten kaldırılmayan hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı ve 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlara yapılan atıflar ile ilgili mevzuatında emeklilik, malûllük, vazife malûllük ve sosyal sigorta haklarına, yardımlarına ve yükümlülüklerine, iştirakçiliğe ve sigortalılığa, dul, yetim ve hak sahipliği şartlarına, emekli ikramiyesine, ek ödemelere, sağlık hizmetleri veya tedavi bedellerinin ödenmesine ilişkin yapılan atıflar bu Kanunun ilgili maddelerine yapılmış sayılır.” hususu düzenlenmiş oup bu maddeye göre 506 sayılı Kanu’na yapılan atıfların 5510 sayılı Kanunu’da kapsayacağının anlaşılması, 506 sayılı Kanun’un Geçici 20 nci maddesi kapsamında kalan davalı Vakıf yönünden yapıldığı iddia edilen yersiz ödemeler nedeniyle sonuç olarak 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesinin somut olayda uygulanması gerektiği belirgindir.
4. Açıklanan sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesince 5510 sayılı Kanun’un 56 ve 96 ncı maddeleri kapsamında değerlendirme yapılarak elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, gönderilmesine,
11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…
..