YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3262
KARAR NO : 2023/3456
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SUÇ : Dolandırıcılık
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 31.01.2020 tarihli ve 2020/4455 Soruşturma, 2020/4125 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Eskişehir 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 30.10.2020 tarihli ve 2020/4313 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 30.10.2020’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 14.03.2022 tarihli ve 2021/7563 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2022 tarihli ve KYB-2022/41628 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2022 tarihli ve KYB-2022/41628 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, şüpheliler … ve …’ın, İstanbul’da ikamet eden müşteki ile irtibat kurarak Eskişehir’de uygun fiyatlı bir gayrımenkul bulunduğunu bildirmeleri üzerine müştekinin yanında … … ve … … isimli arkadaşları bulunduğu halde Eskişehir’e geldiği, anılan şehirde şüphelilerin müşteki ve arkadaşlarına Çamlıca Mahallesinde bulunan bir konutu gösterdikleri ve bu konutun satışı hususunda şifahen anlaştıkları, ertesi gün tapuda diğer şüpheli …’dan devralınan taşınmazın, kendisine gösterilen konut olmayıp, boş bir arsa olduğunu farkeden müştekinin dolandırıcılık suçundan şüphelilerden şikâyetçi olmasını müteakip başlatılan soruşturma neticesinde Cumhuriyet savcılığınca, ‘…müştekinin şüphelilere ödediği bedelin Eskişehir’in ekonomik standartları göz önüne alındığında bir taşınmaz için çok düşük bir bedel olduğu ve bu fiyatta bir gayrimenkulün alım satımının zaten hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yine dosya kapsamına alınan ve satışa konu taşınmazın tapu senedi incelendiğinde zaten buranın arsa tapusu olduğu ve 121/1280 arsa payı şeklinde satışın yapıldığı, müştekinin satış yapılan yerin tespitinin mümkün olduğu, …başka bir emlakçı, eksper yada başka bir bilirkişi marifetiyle bu yerin niteliğini ve değerinin ne olduğunu öğrenebilme imkanına sahip olduğu, sadece şüphelilerin beyanı ile satış işlemini yaparak söz konusu arsa payını almasının tek başına dolandırıcılık unsurunu oluşturmayacağı…’ gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de,
Devre konu taşınmaza ait dosya arasında mevcut tapu senedinde, savcılığın kabulünün aksine taşınmazın niteliğinin mesken olduğu ve taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurulduğu nazara alındığında, farklı bir şehirde ikamet eden müştekinin bilgisizliğinden yaralanan şüphelilerin bir gün önce gösterdikleri ve şifahen anlaşmaya vardıkları konut yerine başka bir mevkide bulunan boş arsayı müştekiye devrettikleri iddiasının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde aydınlatılması bakımından, öncelikle şüphelilerce konutun gösterildiği sırada müşteki ile birlikte bulunan ve isimleri bildirilen iki şahsın anılan konutun bulunduğu mevkide dinlenmesi, şüphelilerin ifadelerinin alınması, her iki taşınmaza ilişkin tapu kayıtlarının getirtilip incelenmesi, şüpheliler hakkında benzer şekilde dolandırıcılık suçlarından soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin, haklarında açılmış kamu davası olup olmadığının da araştırılması suretiyle, toplanacak diğer deliller ve yapılacak etkin soruşturma sonucuna göre değerlendirme yapılması ve eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve … bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz …, süresi ve mercii gösterilir.
…” şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
…” hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; Ankara’da yaşayan şüpheliler … ve …’ın, İstanbul’da ikamet eden şikâyetçi … … ile irtibata geçerek, Eskişehir’de uygun fiyatlı gayrimenkul olduğundan bahisle şikâyetçiyi Eskişehir’e davet ettikleri, şikâyetçinin, … … ve … … isimli kişilerle birlikte Eskişehir’e gelmesini müteakip, Çamlıca Mahallesinde bulunan konut kendisine gösterilerek 90.000,00 TL karşılığında anlaşmaya varıldığı, ertesi gün gayrimenkul sahibi olan şüpheli … tarafından tapuda devir işleminin yapıldığı, ancak satıştan sonra devredilen yerin şikâyetçiye gösterilen yer olmadığının, şikâyetçinin bilgisizliğinden faydalanılmak suretiyle değeri daha düşük ve kat irtifakına konu arsanın devredildiğinin iddia olunması karşısında; şikâyetçinin ayrıntılı olarak beyanının alınması, …, … ve …’nın şüpheli sıfatıyla ifadelerine başvurulması, … … ve … …’nun tanık olarak dinlenmesi ile olayla ilgili bilgi ve görgülerinin sorulması, sonucuna göre somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Eskişehir 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 30.10.2020 tarihli ve 2020/4313 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.