YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/512
KARAR NO : 2023/3923
KARAR TARİHİ : 30.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : Beraat
İlk Derece Mahkemesi’nce verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; karar tarihi itibariyle temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11.01.2019 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira suçundan dava açılmıştır.
2. Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 6.000,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 10.03.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği, duruşma açılmadan karar verildiğine, atılı suçun unsurlarının oluştuğuna ve mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay; Sanığın, kendi adına kayıtlı aracını müdür olarak çalıştığı şirkete kullanılması için verdiğini, ancak işten ayrıldıktan sonra şirket sahibi olan katılandan defalarca istemesine rağmen katılanın aracı vermediğini iddia ederek şikayetçi olması üzerine güveni kötüye kullanma suçundan açılan davada, aracı katılandan değil onun çalışanı olan İ.V’dan istediğini, katılanın talimatıyla aracın verilmediğini beyan ettiği ve aracı polis aracılığıyla da teslim aldığı gerekçesiyle atılı suçtan beraat kararı verildiği, katılandan aracı istemediği halde aracın zorla alıkonulduğuna dair beyanlarda bulunarak katılan hakkında kovuşturma açılmasına neden olduğu gerekçesiyle iftira suçundan dava açıldığına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesi’nin Kabulü
Sanığın aracının iadesi hususunda katılan ile bir konuşması olmadığı halde aracın katılan tarafından alıkonulduğunu iddia ederek katılan hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağladığı gerekçesiyle atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi’nin Kabulü
Sanığın eyleminin suç işlemediğini bildiği kimselere suç atma niteliğinde olmayıp, 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 74 üncü maddesi gereğince şikayet ve ihbar hakkı kapsamında kaldığı gerekçesiyle iftira suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname yönünden
Ceza Genel Kurulu’nun 17.05.2022 gün ve 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ilamı ve 05.08.2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 20.07.2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, ”(1) Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, … karar verir” ve aynı Yasanın 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ”(1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir: a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse” şeklindeki düzenlemeler karşısında; ilk derece mahkemesinden gelen dava dosyasının tekemmül ettiği, başkaca toplanması gereken delil bulunmadığı hallerde bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın ‘hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine” şeklinde sanığın beraatine, davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunmasına karar verilebileceğinden tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Temyiz sebepleri yönünden
Olaylar ve olgular bölümünde belirtilen hususlar ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; iddiası maddi vakıalara dayanan sanığın eyleminin 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 74 üncü maddesinde düzenlenen şikayet ve dilekçe hakkı kapsamında kalması nedeniyle atılı suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmış olup, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, hükümde hukuka aykırılık görülmemiş, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 10.03.2021 tarihli kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.05.2023 tarihinde karar verildi.