Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/1511 E. 2023/2108 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1511
KARAR NO : 2023/2108
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Çine Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili; paydaşı oldukları 1502 parsel sayılı taşınmazın 275,77 m²’lik kısmının davalı tarafça TRT binası, TRT verici kulesi, 4 adet ENH direği yapılmak ve tel örgü ile çevrilmek suretiyle kullanıldığını ileri sürerek 25.000,00 TL ecrimisil bedelinin başlangıç tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile 12.12.2012 tarihine kadar dönem için miras hisseleri oranında, 12.12.2012 tarihinden sonraki dönem için davacı …’e ait olmak üzere davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; zamanaşımı itirazında bulunup kamu hizmeti yürüttüklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.11.2014 tarih ve 2013/180 Esas, 2014/506 Karar sayılı kararıyla; iddianın sabit olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.11.2018 tarih ve 2018/15097 Esas, 2018/18906 Karar sayılı ilâmıyla; tarım arazisi vasfındaki taşınmazda ürün gelir metoduna göre bölgede ekilen tarım ürünleri, birim fiyatları ve dekara net verim değerleri ilçe tarım müdürlüğünden sorularak, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı saptanarak, alınacak rapora göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ecrimisil ihbarnamesi sonucu tespit edilen emsal üzerinden hesaplanan ecrimisile karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile (özetle); davalının dava konusu taşınmaza verici istasyon binası, kule ve direk yapıp tel örgü ile etrafını çevirmek suretiyle müdahale ettiği, davacıların ecrimisil istemekte hukuki yararları bulunduğu, davalının hukukça korunan bir menfaatinin olmadığı, 24.03.2020 havale tarihli ek bilirkişi raporunun belirlenen bedel çerçevesinde yerinde ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde (özetle);
1. Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu gibi Anayasal mülkiyet hakkının açık ihlâli niteliğinde bulunduğunu,

2. Davalının 25 yılı aşkın süre özel mülkiyete konu bir taşınmazı kendisine ait olmadığını bildiği hâlde kötü niyetle işgal ettiğini ve belirlenen 844,69 TL’nin de günümüz ekonomik şartlarında komik nitelikte kaldığını,

3. Dava konusu taşınmaz belli şartlara haiz verici istasyonu olarak seçilmiş olup Maliye Bakanlığı tarafından aynı nitelikteki Hazine arazileri üzerine kurulan verici istasyonları açısından seçilmişlik ilkesi gözetilerek ve hiç bir şekilde tarımsal hesaplama yapılmaksızın ecrimisil belirlendiğini,

4. Ortada emsal nitelikte en düşük ecrimisil-kira bedeli var iken daha düşük hesaplamaya sebebiyet verecek şekilde mahrum kalınan gelir kaybı üzerinden hesaplama yapılmasının hak ihlâli olduğunu,

5. Makilik ve dağlık bölgede bulunan 40 m² Hazine arazisi için Devlet erki kullanılarak yapılan hesaplamanın özel mülkiyete konu müvekkil taşınmazı açısından değerlendirilmediğini,

6. Eşitlik ilkesi uyarınca kamu malları ile özel mallar arasında ayrım yapılamayacağını,

7. Hazineye ait taşınmazda olduğu gibi müvekkil taşınmazının da verici istasyonu olarak seçildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ecrimisil istemine yöneliktir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,

2. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

11.04.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.