Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/13983 E. 2023/1572 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13983
KARAR NO : 2023/1572
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/151 E., 2018/52K.
SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

Sanık hakkında bozma üzerine nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.01.2014 tarihli ve 2013/651 Esas, 2014/33 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a. Dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası 52 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına
b. Özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası,43 üncü maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.01.2014 tarihli ve 2013/651 Esas, 2014/33 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 02.11.2016 tarihli ve 2016/5277 Esas, 2016/9302 Karar sayılı kararı ile
” Sanığın katılan … adına düzenlenmiş sürücü belgesine kendi fotoğrafını yapıştırarak katılan …’a ait işyerinden 5 adet kampanyalı cep telefonu aldığı iddia edilen olayda, kullanılan sahte sürücü belgesinin Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Büro Amirliği’nin maddi varlıklarından olması nedeniyle eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-d maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık ve onunla birlikte işlendiği iddia edilen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, “Bozmayı gerektirdiği belirtilerek hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.02.2018 tarihli ve 2017/151 Esas, 2018/52 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a. Özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
b.Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 52 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 4 yıl hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık üzerine atılı suçu kabul ettiğini ancak cezanın miktarına itiraz ettiğini, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve verilen cezaların ertelenmesini talep ettiğini belirterek hükümleri temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın katılan … adına düzenlenmiş sürücü belgesine kendi fotoğrafını yapıştırarak katılan …’a ait iş yerinden 7.06.2012 ve 08.06.2012 tarihlerinde toplam 5 adet cep telefonu aldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık atılı suçu işlemediğine yönelik savunmada bulunmuştur.
3. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmada bulunduğu anlaşılmakla savunmasına itibar edilmeksizin dinlenen tanık beyanları doğrultusunda da atılı suçları işlediği kanaatine varılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın, katılan …’ın GSM bayiinden 07.06.2012 ve 08.06.2012 tarihlerinde toplam 5 adet cep telefonu aldığının anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci maddesi kapsamında aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükümlerini değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal etmesi nedeniyle, hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmayarak eksik cezalar tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1. Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün hükmolunan ceza miktarı nazara alınarak 5237 sayılı Kanun’un 51 inci ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddelerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar veren mahkemenin uygulamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıflarının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, bozma öncesinde kurulan hükmün yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği ve sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeksizin, bozma öncesi hükümde uygulanmadığı halde bozma sonrası kurulan hükümde tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı davranılarak sanığın kazanılmış hakkının ihlal edilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Sanık Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemleri gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1. Suç tarihinden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren, 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan, aynı Kanun’un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki “İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez” ve beşinci fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükümleri karşısında sanığın eyleminin, özel hüküm niteliğinde bulunan, lehe ve basit yargılama usulü kapsamında olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56 ncı maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine hükmedilmesi yasaya aykırı bulunmuştur.
2. Hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun’un 52. maddesi ile 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na eklenen “Dava ve Cezaların ertelenmesi” başlıklı Geçici 7. madde ile “Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir.” hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
A. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.02.2018 tarihli ve 2017/151 Esas, 2018/52 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından tekerrüre ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B. Sanık Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.02.2018 tarihli ve 2017/151 Esas, 2018/52 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.03.2023 tarihinde karar verildi.