Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/39909 E. 2023/476 K. 13.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39909
KARAR NO : 2023/476
KARAR TARİHİ : 13.02.2023

¸

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/987 E., 2021/919 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
232 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca suç tarihi yazılmamıştır.
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.09.2020 tarihli ve 2019/176 Esas, 2020/208 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 01.07.2021 tarihli ve 2020/987 Esas, 2021/919 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanığın Bank Asyaya örgüt liderinin talimatıyla para yatırdığına, Bank … hesap hareketlerine göre; örgüte himmet notuyla para gönderildiğine, örgütün firma ve kuruluşlarına destek mahiyetinde hareketlerin olduğuna, burs gönderildiğine, verilen bursların da örgüte destek sayılabilecek nitelikte hareketler olduğuna, olay bütünüyle değerlendirildiğinde sanığın terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediğine, anılan bu suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, eksik ve yanlış değerlendirme yapılarak sanığın beraatine karar verildiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Her ne kadar sanık hakkında terör örgütü üyeliğinden cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın örgüte ait gazetelerin dağıtılmasının ötesinde örgüt ile organik bağ içerisinde olduğuna dair sempati boyutunu aşacak düzeyde devamlılık, süreklilik, çeşitlilik unsurunu gösteren örgütsel eylemlerinin olmadığı, Bank … hesap hareketlerinin 100 TL -200 TL’lik sabit mahiyette olduğu, artış göstermediği, örgüte yardım noktasında yapılan değerlendirmede ise, sempati boyutunu aşacak şekilde süreklilik arz edecek şekilde yardım boyutunda ödemelerinin olmadığı, kendi savunmalarında belirttiği şekilde fakir öğrencilere burs verdiğini ve kurban için ortak olarak girdiği için ödemeler yaptığını belirttiği, aksinin sabit olmadığı, ihbarın genel mahiyette dağıtıcı olduğu, ayrıntı içermediği, aleyhinde başkaca delil bulunmadığı, sanığın bu nedenle Bank … hesaplarının rutin olduğu, örgütün elemanlarının özellikle 2014 Eylül ayında para yatırdığı halde sanığın hesabında bulunan 1124 TL’yi 264 TL’ye kadar ikinci talimat sırasında düşürdüğü, Ekin ayında ise sıfır olduğu, bu nedenle örgütsel tavır içerisinde hareket etmediği, sadece örgüte müzahir gazeteler dağıttığı için iltisak ve sempati boyutunda kaldığı eylemlerinin yardım boyutuna ulaşmadığı değerlendirildiğinden atılı suçtan CMK’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar vermek gerekmiştir.
Silahlı terör örgütü üyeliği failin iradesini örgüt iradesine teslim etmenin yanında örgüt ile devamlılık, süreklilik ve çeşitlilik unsurlarını içerir şekilde örgütsel faaliyette bulunmayı gerektirir. FETÖ/PDY silahlı terör örgütü diğer suç örgütlerinden farklı olarak legal bir yapılanma altında illegal yapılanma üzerine kurulmuş sui generis bir örgüttür. Geçmişi itibariyle bu örgütle dini bir kisve altında faaliyette bulunması ve ticari faaliyetleri, ekonomi ilişkileri ile birçok sempatizan ve taraftar toplamıştır. Dolayısıyla sanığın geçmişi itibariyle Cihan Medyada dağıtıcı olması tek başına ekonomik kaygıların ötesinde örgüt talimatına harfien uyduğu ve örgüte yardım ettiği şeklinde değerlendirilmemektedir. Diğer sendika kaydı ve tepe yönetimden H. B. ile ilişkisi de kayıtlardan anlaşılacağı üzere 2007 ve 2008 yıllara ait olup çok eski tarihlidir, 4 görüşmeden ibaret olup 17/25 Aralık öncesi bir görüşmedir, bu ilişkiyi iş ve ekonomi dışında değerlendirmek şu aşamada mümkün değildir. Örgüt üyeliği nedeniyle sanığın cezalandırılması yukarıda açıklanan nedenlerle organik bağ kurulamadığı ve delillerle desteklenmediği cihetle mümkün olmadığı anlaşılmış, suç işlediği sabit olmadığından cezalandırılması yoluna gidilmemiştir. Suç vasfının örgüte bilerek ve isteyerek yardım suçuna dönüşüp dönüşmeyeceğinin takdirinde en önemli unsurlardan birisi Bank Asyayı kurtarmak adına örgüt ideolojisine uygun yardım yapılıp yapılmadığı değerlendirilmelidir, yukarıda açıklandığı üzere parasal ciddi artış bulunmadığı gibi bakiyenin en fazla 2.260 TL’ye kadar yükseldiği, özellikle ikinci talimat döneminde diğer örgüt üyelerinin yüklü miktarlar yatırdığı halde Eylül ayında 264,00 TL’ye kadar bakiyesini düşürdüğü, örgütün talimatının devam ettiği Ekim ayında ise bakiyenin sıfır TL’ye kadar azalma gösterdiği yani örgütsel tavır içerisinde hareket etmediği değerlendirilmektedir. Sadece yardım noktasında değerlendirilmesi gereken kurban bedeli, burs gibi bir kısım bu yapıya mensup kişi ve kurumlara yaptığı bir kısım ödemelerin ise dini amaçların ötesinde örgütteki üyelerine sırf bu amaçla yapıldığına dair delil bulunmamaktadır. Yardımın TCK 220/7 maddesi gereğince ve Yargıtay kararlarına göre örgüt için önem arz eden örgütün kendisine ve üyelerine parasal yardım yapma, silah yardım etme, silah temini, yol gösterme, saklama, barındırma gibi örgüt için ve üyeleri için önem arz edecek yardımlar bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Kurban yardımı ve burs yardımı adı altındaki ödemelerin birçoğu 2013-2014-2015 yıllarına aittir ve toplamda 9 adet bir ödeme olduğu gözükmektedir, sanık bir kısmını savunmalarında belirttiği üzere …’nun tanıdıkları olduğunu, ihtiyacı olduğu için yardımda bulunduğunu, … ve …’nün yeğenleri olduğunu ve yardıma muhtaç oldukları için kendilerine yardımcı olduğunu belirtmiş, aksi de sabit olmamıştır. Yardım hususunun çok yönlü değerlendirilmesi ve sanığın yardım özel kastı ile hareket etmesi gerekmektedir. Kurban bedeli adı altında görülen hesap hareketlerinin de kurban payı olduğunu belirtmiştir, aksi de sabit olmamıştır, Bank … hesap hareketleri de yukarıda açıklandığı üzere sanığın lehinedir, savcılığın mütalaasında bahsettiği STV kanallarının çıkarılması gibi iptali ile yapılan değerlendirmede, zaten sanığın 04.09.2015 tarihinde üye olduğu, 1 ay sonra 08.10.2015 tarihinde iptal ettirdiği anlaşılmıştır. Gerekçesinde ise maçları işten geç geldiğinden dolayı canlı canlı izleyemediğini ve ikinci olarak da seyredilebilir kanalların çıkarılması nedeniyle iptal edildiği belirtmiştir. Dolayısıyla tek neden olarak örgütsel jargona uymadığı, bu Digitürk’ten tam olarak izleme imkanı olmadığı için de iptalini neden olarak katmıştır. Digitürk iptalleri diğer deliller ile birlikte desteklendiğinde yardım amacıyla hareket edildiğine delalet edebilir. Burada sanık Digitürk iptalini ilk neden olarak işten geç gelmesini ve maç izleyemediğini belirtmiştir. Açıklanan tüm nedenlerle iltisak ve sempatinin ötesinde yardım özel kastıyla hareket ettiğine dair delil şu aşamada ortaya konulmadığından, sanığın suç işlediği sabit olmadığından beraatine karar verildiği belirtilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Sanığın atılı suçtan beraatine karar verildiği halde hükmün başında; suçun işlendiği yer ve tarihe yer verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 232/2-c maddesine aykırı davranılmasının mahallinde düzeltilebileceği kabul edilmiş, bunun haricinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Oluş, iddia, sanık savunmaları, mahkemenin kabulü ve tüm dosya kapsamına göre, hakkında ihbar yapılan örgüte müzahir medya kuruluşunda çalışan ve gazete dağıtan sanığın, içeriği tespit edilemeyen HTS kayıtları ile örgütle iltisaklı … İş Sendikası’na üye olmasının tek başına örgüte üye olma suçunu işlediğini göstermeyeceği, Bank Asyadaki hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri olması, kurban bedeli, burs gibi bu yapıya mensup kişi ve kurumlara yaptığı bir kısım ödemelerin ise dini amaçların ötesinde örgüt üyelerine sırf bu amaçla yapıldığına dair delil bulunmaması, Digitürk’e 04.09.2015 tarihinde üye olup 1 ay sonra işten geç geldiği için maç izleyememesi nedeniyle 08.10.2015 tarihinde üyeliğini iptal ettirdiğini söyleyen sanığın savunmalarının aksini ispat eden başkaca bir delil de elde edilemediği gözetildiğinde, eylemlerinin örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında, örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı, ayrıca sanığın örgüt liderinin talimatı doğrultusunda, örgüte yardım kastıyla hareket ettiği de tespit edilemediğinden örgüte yardım suçundan mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen beraat kararına ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararında bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmekle, hükümde hukuka aykırı bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 01.07.2021 tarihli ve 2020/987 Esas, 2021/919 sayılı Kararında bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2023 tarihinde karar verildi.