YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15873
KARAR NO : 2023/511
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1744 E., 2018/1726 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.07.2018 tarihli ve 2017/346 Esas, 2018/115 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesi, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.
2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 17.12.2018 tarihli ve 2018/1744 Esas ve 2018/1726 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; ByLock verilerinin hukuka uygun delil olmadığına, söz konusu verilerin orijinal içeriğiyle saklandığına ilişkin kuşku bulunduğuna, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı getirtilip ByLock içerikleri tespit edilmeksizin mahkumiyet hükmü verilemeyeceğine, yalnızca uygulamaya hayatın olağan akışına aykırı sayıda ve sıklıkta erişim sağlandığını gösteren çelişkili BTK, HTS, CGNAT ve ByLock sunucu kayıtlarının hükme esas alınamayacağına ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın ByLock uygulamasını kullandığının teknik verilerle tespitinin yapıldığı, HTS kaydı ile cgnat kaydının uyumlu olduğu, dosya içerisinde bulunan Bursa İl Emniyet Müdürlüğünün 19/09/2017 tarihli bylock raporunda ve savunmasında sanığın 0(506) xxx xx 07 hattı kendisinin kullandığını beyan ettiği, ByLock programına ilk kullanım tarihi olan 07/08/2015 tarihinden son kullanım tarihi olan 12/08/2015 tarihine kadar ByLock uygulamasına ait IP adresine (…,)55 defa bağlandığı, sanığın 2009-2016 yılları arasında 5 yıl Bandırma’da örgüte ait birden fazla farklı evde kaldığını kabul ettiği, bu evlerde kalan sadece 3 kişiyi teşhis ettiği, beyanlarında daha çok kişiden bahsettiği ancak kim olduklarını hatırlamadığını, gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinin açıklanmasına rağmen etkin pişmanlıktan faydalanmak istemediği de anlaşılmakla sanığın silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediği vicdani görüş ve kanaate varılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerekçeli karar başlığında suç tarihinin yakalanma tarihinden farklı tarih olarak yazılması şeklindeki mahallinde düzeltilebilir maddi hata dışında gerekçeli kararda bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. ByLock Delili Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle,
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, söz konusu ölçütler doğrultusunda ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarının yeniden talep edilmesi, tespit ve değerlendirme tutanağının temin edilememesi halinde operatör kayıtları ile eşleştirmesi yapılmak üzere Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan getirtilen ByLock HIS (CGNAT) kayıtları ve dosya içerisindeki HTS sonuçları karşılaştırılıp belirtilen hat üzerinden ByLock kullanan kişinin sanık olup olmadığının tespiti amacıyla bilirkişiden teknik rapor alınması ve 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca bu belgeler duruşmada sanık ve müdafiine okunduktan sonra hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince yetersiz ByLock sorgu tutanaklarına ve ByLock HIS (CGNAT) kayıtlarına dayanılarak sanığın ByLock kullandığı sabit görülmek suretiyle eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanığın Sair Örgütsel Faaliyetlerinin ve Konumunun Tespiti Yönünden
Sanığın örgütsel faaliyetleri ve konumunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, UYAP’ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında başkaca bir beyan yahut delil bulunup bulunmadığının araştırılması, elde edilecek tüm bu delillerin ve sanığın aşamalarda vermiş olduğu beyanlarda aynı evde kaldığını belirttiği A.Ş. ve O.S. isimli şahısların tanık sıfatıyla beyanlarının alınarak sanığın örgütsel anlamda herhangi bir faaliyeti olup olmadığı hususunun sorulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma ve yetersiz delillere dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A) ve (B) başlıklarında açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 17.12.2018 tarihli ve 2018/1744 Esas ve 2018/1726 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.