YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1853
KARAR NO : 2023/2107
KARAR TARİHİ : 11.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ecrimisil davasında İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu 769 ada 12 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalı şirket hakkında Kadıköy 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2008/397 Esas ve 2008/569 Karar sayılı ilamı ile temerrüt nedeniyle akdin feshi ve taşınmazdan tahliyesine karar verildiğini, davalının buna rağmen taşınmazı kullanmaya devam ettiğini açıklayarak; 22/09/2008-04/06/2010 tarihleri arasındaki döneme ilişkin 628.717,00 TL ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirket hakkında Kadıköy 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2008/397 Esas ve 2008/569 Karar sayılı ilamı ile temerrüt nedeniyle tahliye kararı verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle kesinleştiği, davalı şirketin dava konusu taşınmazı kısmen tahliye etmeyerek kullanıma devam ettiği, haksız olarak işgal edilen ve bilirkişi raporunda (a) harfi ile gösterilen kısma yönelik toplam 503.887,00 TL ecrimisil bedeli belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 503.887,00 TL işgal tazminatının her dönem sonu itibari ile tahakkuk eden bedel üzerinden yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz sebepleri (özetle);
1. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz edilmesine rağmen mevcut şekli ile karar verildiğini,
2. Dava konusu taşınmazın konum itibariyle son derece merkezi bir yerde ve büyüklükte olmasına rağmen hesap edilen ecrimisil bedelinin son derece düşük kaldığını,
3. İkinci bir bilirkişi incelemesi yapılmadan sonuca gidilmesinin yerinde olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mülkiyete dayalı ecrimisil isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi,
3. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Fazla alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.