Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/9888 E. 2023/3862 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9888
KARAR NO : 2023/3862
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Parada sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 197 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dava açılmıştır.
2. Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 01.12.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 197 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sahte paranın müsaderesine ve T.C. … Bankasına gönderilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği;
1. Sahte parayı bir başkasından aldığına, atılı suçu işlemediği halde hakkında mahkumiyet kararı verildiğine,
2. Hakkında takdiri indirim nedenlerinin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmadığına, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın, on üç yaşındaki … isimli şahıs aracılığıyla mağdurun bakkal dükkanından sigara almak istediği sırada verdiği 100,00 TL’lik banknotun sahte olmasına ilişkindir.
2. a) Mağdur, işlettiği bakkal dükkanına gelen M.N.Ç.’nin kendisinden bir paket sigara karşılığında vermiş olduğu 100,00 TL’lik banknotu para makinasında kontrol ettiğinde sahte olduğunu anlayıp sorduğunda önce öğretmeninden aldığını söylediğini, birlikte müdürün yanına gidince sanıktan aldığını söylediğini ifade etmiştir.
b) Tanık olarak ifadesine başvurulan M.N.Ç., arkadaşları ile birlikte top oynarken tanımadığı sanığın kendisine bakkaldan bir paket sigara almasını isteyerek 100,00 TL’lik banknot verdiğini, mağdur paranın sahte olduğunu anlayıp sorması üzerine korktuğundan önce öğretmeninden aldığını söylediğini, bakkaldan çıktığında paranın sahte olduğunu söylediğinde sanığın kimseye söylememesini isteyip kaçıp gittiğini ifade etmiştir.
3. … Bankası Denizli Şubesinin 22.01.2015 tarihli ve 26 sayılı Sahte Banknot ve Efektif/Değerli Kağıt İnceleme ve Değerlendirme raporu ile bir adet A028 303 451 seri numaralı 100,00 TL’lik banknotun sahte olduğu, aldatma kabiliyetinin olduğu, yapılışındaki özen ve ustalık derecesi nedeniyle sahte olduğunun ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılamayacağı, para destesi veya paketi içinde yer alması durumunda sahte olduğunun ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılmasının mümkün olmadığı, uzmanlarca veya veznedarlar gibi para işinin bir parçası olan insanlarca sahte olduğunun anlaşılacağı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Cezanın teşdiden belirlenmesi yönünden
5237 sayılı Kanun’un “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3 üncü maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrası;
“(1) Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.
..”
Aynı Kanun’un “Cezanın belirlenmesi” başlıklı 61 inci maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrası;
“(1) Hakim, somut olayda;
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,

Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.
..”
Yukarıda yazılı madde metinleri, cezanın belirlenmesinde, temel kurallar olup suçun hangi şekilde işlendiği, kullanılan araçların neler olduğu, zarar ve tehlikenin ağırlığı ile kusurun oranı tespit edilerek hâkim cezayı belirler. Hukuka aykırı olan fiilin ortaya çıkardığı haksızlık durumu derecelendirmeye tabi tutulabilir. 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi kapsamında belirtilen tüm unsurlar bir bütün olarak değerlendirilerek, işlenen suç ile orantılı olacak şekilde bir ceza veya güvenlik tedbirine hükmolunur. Hâkime tanınan yetki, alt ve üst sınırlar dahilinde cezayı belirlemektir. Ölçülülük ilkesi gereğince değerlendirmeyi bu sınırlar dahilinde yapacak olup, dosyadaki delilleri değerlendirerek, kişiye en uygun yaptırıma karar verirken, amaç sanığı cezasızlaştırmak, yalnızca lehine olan hükümleri uygulamak değildir. Mağdurun da mevcut durumda suçtan hangi oranda zarar gördüğü önemlidir. Dosya bir bütün olarak ele alınır ise o aşamada ceza bireyselleştirilebilir. Aksi halde her durumda aynı ceza ve güvenlik tedbirine başvurulur.
Hâkime kanun ile verilen takdir yetkisi sınırsız değildir. Hâkime cezanın bireyselleştirilmesinde takdir yetkisinin tanınmasının sebebi, suça ilişkin en uygun cezanın verilebilmesini sağlamaktır. İşlenen suçun oranı ile verilen cezanın oranının eşit olması halinde mağdurun daha fazla mağdur edilmesinin önüne geçilecektir. Dava konusu olayda, “suçun işleniş şekli ve özellikleri, suçun işlendiği yer ve zaman” göz önünde bulundurularak sanık hakkında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması yönünden
Türk ceza hukukunda benimsenen serbest takdir sisteminde cezayı azaltıcı takdiri indirim nedenlerinin varlığını kabul ve değerlendirme yetkisinin tamamen hakime ait olduğu, Mahkemece “cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkisi” göz önünde bulundurularak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hükümlerin uygulanmadığı yönünden
5271 sayılı Kanun’un “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231 inci maddesinin, inceleme konusu ile ilgili beşinci fıkrası;
“(5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Sanık hakkında tayin olunan hapis cezasının süresinin 3 yıl olduğu nazara alındığında, koşulları oluşmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hükümlerin uygulanmamasına yönelik temyiz sebebi reddedilmiştir.
D. Diğer yönlerden
1. Mağdur beyanları, M.N.Ç.’nin anlatımları, sanığın aşamalardaki savunmaları ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın sahte parayı suç tarihinde on üç yaşında olan M.N.Ç. aracılığıyla mağdurun işyerinden sigara aldırmak suretiyle tedavüle koyduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 01.12.2015 tarihli kararında sanık tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.05.2023 tarihinde karar verildi.