YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13123
KARAR NO : 2023/3030
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.11.2014 tarihli ve 2011/119 Esas, 2014/295 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının f bendi ve son cümlesi, 62 , 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay ve hapis ve 27.740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; keşideci şirket ile yıllardır süren cari hesap ilişkilerinin bulunduğuna, daha önce böyle bir durumun yaşanamadığına, söz konusu çekin faturasının faktoring şirketinde bulunabileceğine, kendilerine ait ticari defterlerin iflas masasına verildiğine, keşideci şirketin diğer ortağı olan …’ın da dinlenip yazı imza incelmesi yaptırılmasının gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, suça konu edilen ve keşideci imzası … Ltd. Şti.ne ait olmadığı belirlenen çeki, önce şirketi adına cirolayıp imzaladıktan sonra, kendi isim ve cirosu ile de imzalayıp katılan faktoring şirketi Hepkon A.Ş.’ye verdiği, katılanın da bankaya sunması ve ödemeden men talimatının bulunduğunun anlaşılması üzerine başlayan soruşturma kapsamında sanık hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık, keşideci şirketle yıllardır ticaret yaptıklarını, cari hesaplarının bulunduğunu, benzer bir olayın hiç yaşanmadığını, ticari defterlerini iflas masasına verdiklerini, sadece cirolardaki imza ve yazıların kendisine ait olduğunu, kesinlikle sahtecilik ve dolandırıcılık yapmadığını, mağdur olanın kendisi olduğunu beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmemiş; sanık müdafiinin de temyiz dilekçesinde benzer savunmalarda bulunduğu, ayrıca cari hesap dökümü, çek raporu, çekin 02.01.2007 tarihinde şirket kayıtlarına girdiğini gösterir belgeleri sunduğu anlaşılmıştır.
3. Keşideci şirket yetkilisi …’ün, bankaya bir kısım çeklerinin kaybolması nedeniyle liste halinde ödemeden men talimatı verdiklerini, ancak sonradan o çekleri bulduklarını, Şubat 2007 tarihinden sonra münferiden imza atmaya yetkili olarak görevlendirilen …’in de benzer beyanlarda bulunduğu; diğer ortak …’ın dinlenmediği; alınan bilirkişi raporlarında keşideci imzası ile diğer imza ve yazıların sanık, keşideci şirket yetkilileri … ve …’e ait olmadığının, sanığın ciro imza ve yazılarının ise kendisine ait olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
4. Mahkeme tarafından; sanığın savunması, keşideci şirket yetkililerinin beyanları, bilirkişi raporları, suça konu belge, sanığın ticari ilişkiyi ispatlar belge sunamaması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediği kabul ederek nitelikli dolandırıcılık suçundan temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen karar, temyize konu edilmemiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanık ve müdafinin aşamalarda, keşideci şirket yetkilileri tarafından da doğrulanır biçimde tutarlı ve ısrarlı olarak keşideci şirket ile uzun süredir ticaret yaptıklarını, benzer bir olayın hiç yaşanmadığını, aralarında cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, çok sayıda çek alışverişinin olduğunu, ticari defterlerinin iflas masasında bulunduğunu, faktoring şirketlerinin faturasız işlem yapmayacaklarını, faturanın oradan temin edilebileceğini beyan etmeleri; müdafiinin, suça konu çekin 02.01.2007 tarihinde keşideci şirketten alınıp hesaplarına intikal ettiğini gösteren cari hesap ve çek raporu fotokopisi sunması, keşideci şirketin diğer ortağı ve bir dönem münferiden imza atmaya yetkilisi …’ın dinlenmemiş ve bu kişi yönünden imza yazı incelemesi yaptırılmamış olması, keşideci şirket yetkililerinin kaybettiği için ödemeden men talimatı verdikleri çek listesinde suça konu çekin de yer aldığını, ancak daha sonra bu çeklerin bulunduğunu beyan etmeleri karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şeklide belirlenmesi bakımından; öncelikle sanık müdafiinin sunduğu cari hesap ve çek raporları asıllarının ilgili yerlerden temini, faktoring şirketlerinin 6361 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik gereğince faturasız işlem yapamadıkları da dikkate alınarak katılan şirketten davaya konu çek ile birlikte aldığı fatura örneğinin temin edilmesi, …’ın beyanlarının alınması, bu kişi yönünden imza ve yazı incelemesi yaptırılması, çekin orjinal mi ikiz çek mi olup olmadığı konusunda ve yine tarafların ticari defterlerinin temini ile karşılaştırılması yapılarak çekin şirketlerin kayıtlarında yer alıp almadığının belirlenmesi bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür.
2. Kabule göre de; Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ile 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesiyle yapılan değişiklik ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün açıklanan nedenlerle İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.11.2014 tarihli ve 2011/119 Esas, 2014/295 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.