YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/9454
KARAR NO : 2023/3225
KARAR TARİHİ : 25.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2014/100 Esas, 2015/253 Karar sayılı kararları ile sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1’er yıl 8’er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanık … hakkında aynı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık …’un temyiz istemi, suça konu aracın sanık …’a ait olduğu, ancak sanık …’ın, araç …’a aittir, diyerek kendisine iftira attığını, atılı suçlamayı kabul etmediğini, ayrıca lehine olan hükümlerin uygulanmadığı, bu nedenle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
2. Sanık …’in temyiz istemi, aynı olay nedeniyle üç ayrı mahkemede yargılandığını, birinden beraat diğer ikisinden mahkumiyet kararı aldığını, verilen karara itiraz hakkını kullanmak istediğine ilişkindir.
3. Sanık …’ın temyiz istemi, bir sebebe dayanmamaktadır.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Şikayetçi …’e ait … plakalı aracın 18.04.2012 tarihinde İstanbul’da çalındığı, hırsızlık eylemi ile ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar hakkında ayrı soruşturma yürütüldüğü, sanıkların 10.05.2012 tarihinde hırsızlığa konu ancak üzerinde katılan … adına kayıtlı … plakaların takılı olduğu araçla, Gölcük İlçesinde gezerken bölge sakinleri tarafından şüpheli araç olarak ihbar edilmesi üzerine başlatılan soruşturmada, … plakaları takılı bulunan aracın motor ve şasi numarasının incelenmesinde, şikayetçi …’e ait … plakalı çalıntı araç olduğunun anlaşıldığı, sanıkların katılan …’un kimlik bilgilerini kullanarak … plaka için sahte trafik ve tescil belgesi ile zorunlu trafik poliçesi de hazırladıkları iddiasıyla sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davaları açılmıştır.
2. Sanıklar savunmalarında; atılı suçlamayı kabul etmemişlerdir.
3. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 20.01.2014 tarihli uzmanlık raporunda; suça konu … plakalı araç için hazırlanmış trafik ve tescil belgeleri ile katılan … adına düzenlenen mali sorumluluk sigorta poliçesinin tamamen sahte oluşturulduğu ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğu, belgeler üzerinde bulunan imzaların sanık …’in eli ürünü olmadığı, 02.01.2014 tarihli raporunda ise; … ibareli iki adet tescil plakası üzerindeki T.Ş.O.F.a ait soğuk mühür izlerinin sahte oldukları ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğu belirtilmiş, suça konu belgeler üzerinde Mahkeme tarafından yapılan gözlemde, sahte olduklarının ilk bakışta dikkati çekmediği ve aldatıcılık niteliklerinin bulunduğu belirtilmiştir.
4. Mahkemece, katılan ve şikayetçi beyanları, alınan uzmanlık raporları ve tüm dosya kapsamına göre, sanıkların savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatiyle savunmalarına itibar edilmemiş, sanıkların sahteliğini bilerek suça konu plaka ve belgeleri kullandıkları vicdani kanaatine varılarak resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
a) Hüküm tarihinde Mahkemenin yargı çevresi dışında bulunan Çanakkale E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olup duruşmalardan bağışık tutulma talebi olmadığı anlaşılan sanığın, kendiliğinden davayı takip etme olanağı bulunmadığından, Ceza Genel Kurulunun 10.06.2008 tarih ve 148/169 sayılı kararında da belirtildiği üzere son oturumda hazır bulundurulup savunma … verilmesinden sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yokluğunda yargılama yapılıp hakkında mahkumiyet kararı verilerek 5271 sayılı Kanun’un 196 ncı maddesine aykırı davranılmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
b) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesine uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
1. Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2014/100 Esas, 2015/253 Karar sayılı kararlarında sanıklar tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıkların temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2014/100 Esas, 2015/253 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2023 tarihinde karar verildi.