YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1393
KARAR NO : 2023/3903
KARAR TARİHİ : 15.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
KARAR : Mahkûmiyet
Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.02.2016 tarihli ve 2015/985 Esas, 2016/158 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci ve 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 10.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 08.03.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.03.2023 tarihli ve 2020/19945 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 tarihli ve KYB-2023/32748 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 tarihli ve KYB-2023/32748 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Sanık müdafinin 02/12/2016 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilâmdaki suçun uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle hükümlünün hukukî durumunun yeniden değerlendirilerek, infazın durdurulması yönündeki talebin kabulü ile infazın durdurulmasına ve uzlaştırma işlemleri için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ilişkin Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/02/2020 tarihli ve 2015/985 esas, 2016/158 sayılı ek kararına yönelik Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itirazın kabulü ile anılan ek kararın kaldırılmasına ilişkin Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kesin nitelikli 11/03/2020 tarihli mercii kararından sonra, sanık hakkında verilen Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/02/2020 tarihli ve 2015/985 esas, 2016/158 sayılı ek kararın uzlaşma hükümleri uygulanmayacağından kaldırılmasına, sanık hakkındaki 1 yıl 3 ay hapis cezası ile 10.000.TL adlî para cezasının aynen infazının devamına dair Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/03/2020 tarihli ve 2015/985 esas, 2016/158 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın, sanık hakkında suç tarihi itibariyle basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulduğu ve hükmün kesinleştiği, basit dolandırıcılık suçunun da uzlaşma kapsamında kaldığından bahisle kabulüne ve anılan ek kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/04/2020 tarihli ve 2020/1072 değişik iş sayılı kararını takiben, sanık müdafiinin dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine yönelik talebinin kabulü ile Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/03/2020 tarihli ve 2015/985 esas, 2016/158 sayılı ek kararının kaldırılmasına sanık hakkındaki dosyanın istem üzerine Karşıyaka Uzlaşma Bürosuna gönderilmesine dair Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/04/2020 tarihli ve 2015/985 esas, 2016/158 sayılı ek kararını müteakip, uzlaşma sağlanamaması nedeniyle hükmün aynen infazına ilişkin anılan Mahkemenin 09/09/2020 tarihli ve 2015/985 esas, 2016/158 sayılı ek kararına sanık müdafi tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/10/2020 tarihli ve 2020/2419 değişik iş sayılı kararının hukuken yok hükmünde olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede,
Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/02/2016 tarihli ve 2015/985 esas, 2016/158 sayılı mahkûmiyet kararının inceleme dışı sanık … tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 29/05/2019 tarihli ve 2019/2050 esas, 2006/7944 karar sayılı ilâmı ile ” … eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158/1-l maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden … ” bahisle bozulduğunun anlaşılması karşısında,
Dosya kapsamına göre, mağdur …’ın telefon hattına yapılan aramalar neticesinde kendilerini polis ve MİT görevlisi olarak tanıtan ve bu intibayı uyandıracak hileli davranışlarda bulunan sanık ve inceleme dışı sanıklar … ve … …’in mağduru telefonla arayarak 60.000,00 Türk lirası değerinde ziynet eşyasını haksız olarak iktisap ettikleri, mağdur …’ın evinde uyuduğu sırada, ev telefonundan arayan açık kimliği belli olmayan sanığın ”ben karakoldan arıyorum, emniyet müdürüyüm, bankasya battı, … Zarraf altınları dolandırdı, İşbankası da batıyor, bankanızdaki paranızı çekin”, daha sonra mağdurun kullanmakta olduğu telefon numarasını 155 numaradan aradığı, daha sonra 0 506 134 30 20 numaradan arandığında mağdura ”bankaya giderken telefonların açık kalsın, konuşmaları kayıt altına alıyoruz, savcı bey de burda sizi dinliyor”, mağdurun kapısına gelindiğinde mağdura polis olduğununun söylenerek ”altınlarınızı götürmeye geldim, altınlarınız emniyettedir, altınlarınızı geri getireceğim” şeklinde ve dosya kapsamına yansıdığı şekilde kimi yerde kendisini kamu görevlisi gibi tanıtan kimi yerde farklı kamu ve kuruluşu ile ilişki olduğu görüntüsünün verildiği somut olayda, her ne kadar Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 03/08/2015 tarihli ve 2015/4263 sayılı iddianamesi ile basit dolandırıcılık suçundan sevk maddesi düzenlenip yapılan yargılama sonucunda da sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1. maddesinde düzenlenen “basit dolandırıcılık” suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, tüm dosya münderecatına, iddianamedeki anlatıma ve hatta mahkemenin gerekçe kısmındaki tüm olay örgüsü ve açıklamalara bakıldığında sanığın eyleminin anılan Kanun’un 158. maddesinin “l” bendinde düzenlenen “kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta yada kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle” nitelikli dolandırıcılık suç tipine birebir uyduğu,
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 21/12/2020 tarihli ve 2019/14186 esas, 2020/12683 karar sayılı ilâmında yer alan ” … Sanıkların, kendilerini “kamu görevlisi, banka ve kredi kurumunun çalışanı” olarak tanıttıklarının iddia edilmesi karşısında, sanıklara isnat edilen eylemin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-l maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması,…BOZULMASINA … ” şeklindeki açıklamalar ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesi gereğince 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçlarının Ağır Ceza Mahkemesinin görevine girdiği, bu sebeple nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek; mahkemesince verilen 08/02/2016 tarihli ve 2015/985 esas, 2016/158 sayılı mahkûmiyet kararında dosyanın görevli ve yetkili ağır ceza mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.02.2016 tarihli ve 2015/985 Esas, 2016/158 Karar sayılı kararı ile sanık … ve inceleme dışı sanıklar … (…) ve … hakkında dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulmuş, inceleme dışı sanıklardan … hakkında aynı suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve … Herdem hakkında ise beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.
2. Bahse konu kararın sanık … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 29.05.2019 tarihli ve 2019/2050 Esas, 2019/6522 Karar sayılı ilamı ile; “müştekinin, kendisini emniyet müdürü olarak tanıtan kişi tarafından telefon ile aranıp, hesabının bulunduğu bankanın batacağına, bu nedenle bankadaki paralarını çekmesi gerektiğine inandırıldığı, bunun üzerine bankadaki tüm ziynet eşyalarını alan müştekinin bunları evine gelen ve MİT personeli olduğunu beyan eden şahsa teslim ettiği iddia edilen olayda; eylemin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-L maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulduğundan…” bahisle sanık … hakkındaki hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2019 tarihli ve 2019/503 Esas, 2019/872 Karar sayılı kararı ile; “…tüm sanıklar hakkında dolandırıcılık suçunun ortak işlenmesi nedeni ile sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 158/1-L. maddesine girme ihtimalinin bulunduğu, bu maddede öngörülen suça bakma görevinin Mahkemenin görev sınırını aştığı…” gerekçesiyle sanıklar …, … … (…) ve . hakkında görevsizlik kararı verilmiştir.
4. Görevsizlik kararı üzerine Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.02.2020 tarihli ve 2020/70 Esas, 2020/46 Karar sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamına konu sanık … yönünden davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine, sanıklar … ve … … (…) hakkında ise “…lehe sirayet yetkisini belirleyecek merciinin Yargıtay olması hususu da gözetilerek bu iki sanık hakkında daha önceden verilmiş ve kesinleşmiş mahkumiyet kararlarının bulunması nedeniyle CMK 223/7 maddede belirtilen kamu davasının reddi koşullarının oluştuğu…” şeklindeki gerekçeyle red kararları verilmiştir.
5. 5237 sayılı Kanun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde yer alan; “(Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Dolandırıcılık suçunun, kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” şeklindeki hükmün, 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun’a eklendiği ve 08.02.2016 tarihli hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girdiği belirlenmiştir.
6. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini de açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir. Böylece ülke genelinde uygulama birliği sağlanacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmiş olacaktır. Ancak kanun yararına bozma, kesinleşen hüküm yönünden hüküm tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan gerek usul, gerekse maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlıdır.
7. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; kendilerini polis olarak tanıtan sanıkların iştirak halinde hareket ederek, hileli hareketlerle mağduru aldatıp, ziynet eşyalarını almak suretiyle haksız menfaat temin ettiklerinin Mahkemece kabul olunduğu ve incelemeye konu sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulduğu belirlenmiş ise de; hüküm tarihi itibarıyla 5237 sayılı Kanun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinin henüz yürürlükte olmadığı, bununla birlikte yukarıda yer verilen hukuki süreç de dikkate alındığında, kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen ihbarnamede yer alan “…mahkemesince verilen 08/02/2016 tarihli ve 2015/985 esas, 2016/158 sayılı mahkûmiyet kararında dosyanın görevli ve yetkili ağır ceza mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğu…” şeklindeki düşünce yerinde görülmemiş olup kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.05.2023 tarihinde karar verildi.