Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2005/15521 E. 2006/3530 K. 20.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/15521
KARAR NO : 2006/3530
KARAR TARİHİ : 20.03.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 111 ada 18 parsel sayılı 28860 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı …, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin … bilirkişi krokisinde A=1130 m2’lik bölümünün tespit gibi davalı adına, B=27730 m2’lik bölümünün ise, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … vekili tarafından taşınmazın (A) bölümüne, davalı … tarafından ise, (B) bölümüne yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır
1) Davalı …’ın (B) bölümüne ilişkin temyiz itirazı yönünden;
İncelenen dosya kapsamına ve uzman orman bilirkişiler kurulunun resmi belgelere dayalı olarak usulünce yaptıkları incelemeye göre, taşınmazın (B) bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu ve memleket haritasında taşınmazın doğusunda bir kısmı açık alanda gözüküyorsa da, 111 ada 51 numaralı orman parseliyle de çevrili orman içi açıklık niteliğinde olduğunun saptanmış olmasına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacı … Yönetiminin (A) bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu taşınmazın iki yönü itibariyle orman olup, kuzeyinde 16 ve batısında aynı bütünü teşkil eden 17 nolu parseller olduğu, 17 nolu parsel 120 tahrir numaralı vergi kaydı ile itirazsız kişi adına kesinleştiği, eldeki 18 parsel sayılı taşınmazın dahi aynı vergi kaydı ile davalı adına tespitinin yapıldığı, kuzeydeki 16 numaralı parsel ise, 119 tahrir numaralı vergi kaydı ile … … adına tespitinin yapıldığı, esasen her üç taşınmazın toplam yüzölçümünün 113.800 m2 olduğu ve her üç parselin 111 ada 51 numaralı orman parseliyle çevrili olduğu, Dairece daha önce incelemesi yapılan 111 ada 16 parselin 67070 m2’lik yüzölçümüyle … … adına tespiti yapılmışsa da, Orman Yönetiminin 2004/6 Esasta açtığı dava sonunda taşınmazın B=47565 m2’lik bölümünün orman niteliği ile Hazine adına, A=19505 m2’lik bölümünün ise, tespit gibi davalı adına tescile karar verildiği, hükmün karşılıklı temyizi üzerine ise; Dairenin 14.11.2005 gün ve 9438-13552 sayılı bozma ilamında; davalı gerçek kişinin (B) bölümüne ilişkin temyiz itirazlarının reddine, Orman Yönetiminin (A) bölüme ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile taşınmazların eğim ve konumları itibariyle 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi hükmüne göre orman içi açıklığı konumunda kabul edilerek Yönetimin davasının tümden kabulüne karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Hal böyle olunca, 18 parselin kuzeyinde kalan 16 parsel dahi orman sayılan yer olduğu hükmen saptanmıştır. Bu durumda, 6831 Sayılı Yasanın 17/1-2. maddesine göre taşınmaz bu haliyle 51 numaralı orman parseli ile çevrili orman içi açıklığı konumunda olup, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarının kazanılamayacağı ve bu gibi yerlerin öncesinin orman olması nedeniyle orman sayılacağı yerleşmiş Yargıtay içtihatlarıyla belirlenmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Haliloğlu Köyünde orman kadastro çalışması 14.04.2003 tarihinde 145 nolu orman kadastro komisyonunca yapılarak, arazi kadastrosu ile birlikte ilan edilmiştir. 111 ada 16, 17 ve 18 nolu parseller 363-366 orman sınır noktaları ile çevrilerek 43 sayılı 2/B madde parseli olarak orman sınırları dışına çıkarılmışsa da, 1976 yılında havai fotogrametri yöntemi ile kıymetlendirilmiş, 1977 yılında basılmış Çanakkale H17-d3 pafta sayılı memleket haritasında davalı parsel orman alanı görülmektedir. Orman kadastro haritasında tüm bu parseller birlikte incelendiğinde, 51 sayılı orman parseli ile çevrili olan taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 17/1-2. maddeleri hükmüne göre orman içi açıklık olduğu anlaşılmaktadır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya Orman İdaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda …, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 22.02.2005 gün ve 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan … kazanımından söz edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek Orman Yönetiminin davasının kabulü gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) 2. bentte açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 20/03/2005 günü oybirliği ile karar verildi.