YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15150
KARAR NO : 2023/3335
KARAR TARİHİ : 16.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkasına Ait Banka veya Kredi Kartının İzinsiz Kullanılması Suretiyle Yarar Sağlama
KARAR : Mahkûmiyet
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince onanarak kesinleşen Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.09.2017 tarihli mahkumiyet kararına yönelik hükümlü müdafiince yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması üzerine Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.03.2020 tarihli ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli kararının kesin olarak verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.06.2021 tarih ve 2021/1369 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2021 tarih ve KYB- 2021/79122 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2021 tarih ve KYB-2021/79122 sayılı kanun yararına bozma istemi; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan; “Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa” şeklindeki düzenleme uyarınca kesinleşen hükümden sonra ortaya çıkan ve yukarıda bahsedildiği gibi yargılamanın yenilenmesi talebinde belirtilen iddiaların diğer deliller ile birlikte değerlendirildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 inci maddenin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca yargılamanın yenilenmesi sebebi olabileceği nazara alınarak, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olduğuna karar verildikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayanmaktadır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un “Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri” başlıklı 311 inci maddesinde ise “(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir…
” şeklinde düzenlemelerin yer aldığı anlaşılmıştır.
Mahkeme tarafından verilerek kesinleşen bir hükümle ilgili olarak, yukarıda izah edilen sebeplerle hükümlü lehine veya aleyhine olarak yeniden yargılama yapılması “yargılamanın yenilenmesi” veya “iade-i muhakeme” ile mümkündür. Kesin hükümle sonuçlanmış bir uyuşmazlık kural olarak yeniden yargılama konusu yapılamaz. Bu nedenle, yargılamanın yenilenmesi olağanüstü bir kanun yoludur.
Yargılamanın yenilenmesi, daha önceki yargılama sırasında ele alınmayan “yeni delil” veya “yeni olay” mevcut olduğunun anlaşılması halinde başvurulan bir kanun yoludur. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi nedeniyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın “yeni” olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da “yeni” sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de “yeni” sayılmaktadır. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda “önemli” de olması gerekmektedir. Yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır.
Yargılamanın yenilenmesi talebi, kanunda belirlenen biçimde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni hiçbir sebep gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir.
Somut olayda;
Mahkûmiyet kararının kesinleşmesinden sonra, hükümlü müdafiinin yargılanmanın yenilenmesi talebini içeren dilekçesi ile dava konusu ile aynı içerikli olaylar sebebiyle açılmış benzer dosyalarda verilmiş birçok beraat kararı olduğu, incelemeye konu yargılama dosyasında ise yargılama sırasında yalnızca sanık ve katılan beyanlarının alındığı, sanığın yetkili olduğu sigorta şirketinde çalışan ve katılanla yapılan telefon görüşmesini yapan şirket çalışanı dinlenerek ve katılan ile sanığın yetkilisi olduğu şirket arasında yapılan sigorta sözleşmesinin ve sözleşme uyarınca katılana sağlanan hakların araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği sebebiyle yargılamanın yenilenmesini talep etmiş ise de; hükümlü müdafiinin itirazına dair herhangi bir delil sunulmadığı; somut olayda aramanın yapıldığı hattın hükümlü … adına kayıtlı olduğunun tespit olunduğu, yine 1.298,00 TL’lik işlemin www.ıpara.com isimli yerden 78.188.71.97 IP numarasından gerçekleştirildiğinin ve bu IP adresinin yine hükümlü …’ın yetkilisi bulunduğu … Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti’ ne ait olduğu ve sigorta poliçelerinin hükümlünün sahibi ve yetkilisi olduğu firma çalışanları adına değil firma adına düzenlenmiş olduğu ve yapılan sigortalama işlemleri ile aracı firma olan … sigorta sahibi olan hükümlünün maddi çıkar elde ettiğinin anlaşılması karşısında telefon görüşmesini yapan şirket çalışanı dinlenmesinin araştırılıp dinlenilmesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmadığı ayrıca başka mahkemelerce verilmiş başka olaylara ilişkin kararların dava konusu olayı etkilemesini gerektirir bir neden bulunmadığı gibi mevcut delillere göre araştırılması gereken başka bir hususun olmadığı ve esası etkileyecek yeni bir delil sunulamadığı tespit olduğundan 5271 sayılı Kanun’un 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan “Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte” olmadığı, Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ek kararının Kanuna uygun olduğu anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.05.2023 tarihinde karar verildi.