YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/798
KARAR NO : 2006/3116
KARAR TARİHİ : 13.03.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, … Köyü 262, 261 ve 260 parsel sayılı taşınmazların kendi adına tapuda kayıtlı olduğunu, yörede 11.06.2001 tarihinde ilk kez yapılan ve 28.09.2001 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında, 260 parselin tamamı, 261 parselin 3221.55 m2’sinin 2/B ile orman sınırları dışına çıkarıldığını, 262 parselin tamamı ile 261 parselin 5128.45 m2’sinin ise kadastro komisyonu tarafından orman sayılarak orman alanı içinde bırakıldığını, işlemin iptali ile taşınmazların … arazisi olarak tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydına dayalı 10 yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Yörede 11 Nolu Orman Kadastrosu tarafından 2001 yılında ilk kez yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması sonuçları 28.09.2001 tarihinde altı ay süreyle askı suretiyle ilan edilmiştir. İtirazsız yerlerde orman kadastrosu, 29.03.2002 tarihinde kesinleşmiş bulunmaktadır. Temyize konu dava ise; tapu kaydına dayalı olarak 08.08.2002 tarihinde açılmıştır. 6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasayla değişik 11. maddesine göre askı ilan süresinin hak düşürücü süre olduğu ve tapulu taşınmazlarda tapu sahiplerinin 10 yıllık süre içerisinde dava açma haklarının saklı tutulduğu belirtilmiştir. 6 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılan orman kadastrosuna itiraz davaları kadastro mahkemesinde, altı aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra tapuya dayalı olarak açılacak orman kadastrosuna itiraz davalarının ise; genel hukuk (asliye) mahkemesinde görülmesi gerekir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmelidir.
Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 13/03/2006 günü oybirliği ile karar verildi.