Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/2358 E. 2006/3364 K. 14.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2358
KARAR NO : 2006/3364
KARAR TARİHİ : 14.03.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi, Hazine ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 23.06.1988 tarihli bozma kararında özetle: “Çekişmeli … Köyü 851 ve 852 parsellerin bulunduğu yörede tespit tarihinden sonra orman tahdidinin yapılması nedeniyle uyuşmazlığın tespit günündeki hukuki durumuna göre çözümlenmesi, tapu kaydına dayanıldığına göre tapu kaydının usulünce uygulanması, revizyonlarının araştırılması, komşu kayıtları ile denetleme yapılması ve 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesine göre orman araştırmasının yapılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacı … ‘un isim düzeltimine yönelik davasının kabulüne, diğer gerçek kişilerin davasının reddine, Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulüne, 851 parselin 6432 m2 yüzölçümü ile 852 parselin ise (D) ile işaretli 6704 m2’lik kısmının tespit gibi davalılar adlarına, 852 parselin (C) ile işaretli 148 m2’lik kısmının orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi, Hazine ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Tespit tarihinden sonra yapılan orman tahdidi söz konusudur.
1) Mahkemece çekişmeli 851 parselin tamamı ile 852 parselin (D) ile işaretli 6704 m2’lik kısmının tapu kaydı kapsamında kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesi ile hüküm kurulmuştur. Oysa, Dairemizin iade kararları üzerine dosyaya getirtilen komşu parsel tutanakları ve ilgili dava dosyalarından çekişmeli yerler bir bütün olarak düşünüldüğünde dört hududunun ormanla çevrili olduğu görülmektedir. Komşulardan 853, 854, 850, 846, 847, 848, 849, 854, 855, 857, 858, 859, 860, 893, 894, 895, 896, 897 ve 898 sayılı parsellerin orman iddiası ile davaya konu edildikleri ve hükmen orman oldukları belirlenerek kesinleştiği; 2073 sayılı parselin ise 2/B parseli olarak itirazsız kesinleştiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar dayanılan tapu kayıtlarının bu yerlere ait olduğu kabul edilmişse de, dört hududun hükmen orman olması nedeniyle kayıt sınırlarında okunan kişi yerlerinin varlığı düşünülemez.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez. 6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya Orman İdaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda …, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan … kazanımından söz edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek Hazine ve Orman Yönetiminin davasının kabulü gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
2) Çekişmeli taşınmazların tümü orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşılması nedeniyle gerçek kişinin temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
SONUÇ : 1) Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
2) Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle; gerçek kişinin temyiz itirazlarının REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde Orman Yönetimine iadesine 14/03/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.