Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2020/549 E. 2023/1114 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/549
KARAR NO : 2023/1114
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/270 E., 2018/354 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama, bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.01.2012 tarihli ve 2011/496 Esas, 2012/5 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında …’ya yönelik dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 2 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına; …’a yönelik dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 2 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına; özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.01.2012 tarihli ve 2011/496 Esas, 2012/5 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 08.04.2015 tarihli ve 2013/5931 Esas, 2015/25163 Karar sayılı kararı ile sahte nüfus cüzdanı ile kiralanan otomobilin üçüncü bir kişiye yine sahte kimlik kullanılarak satılması şeklinde anlatılan eylemin, olayda nüfus idaresinin maddi varlığı sayılan nüfus cüzdanının kullanılması nedeniyle “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme yetkisinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.11.2018 tarihli ve 2015/270 Esas, 2018/354 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılanlar … ve …’a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca iki kez 3 yıl 4 ay hapis ve 150 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına, ancak sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek iki kez 2 yıl hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca iki kez 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına, ancak sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek 2 yıl 13 ay 15 gün hapis ve 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz isteği; noterde araç satışını yapan şahsın bozma sonrası davası tefrik edilen Hasan Erdem olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında Hatay ili Serinyol ilçesinde oto-kiralama işi yapan katılan …’a ait otomobili 26.02.2011 tarihinde … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ve sahte sürücü belgesini kullanarak kiraladığı ve bu isimle oto kiralama sözleşmesini imzaladığı, 01.03.2011 tarihinde de Kahramanmaraş iline giderek oto-galericilik yapan katılan … ile aracın satışı konusunda anlaştığı, bozma sonrası hakkındaki dava tefrik edilen Adana Seyhan ilçesinde bulunan arkadaşı Hasan Erdem’i telefonla arayarak … adına sahte olarak oluşturulmuş nüfus cüzdanıyla Kahramanmaraş iline gelmesini söylediği, Hasan’ın Kahramanmaraş iline gelmesi üzerine …’a ait aracı … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanıyla Kahramanmaraş 3. Noterliği’nin 01.03.2011 tarihli ve 4417 yevmiye numaralı satış sözleşmesiyle …’ya sattıklarından bahisle oto kiralama sözleşmesindeki sahtecilik nedeniyle özel belgede sahtecilik, Kahramanmaraş 3. Noterliği’nin 01.03.2011 tarihli ve 4417 yevmiye numaralı satış sözleşmesi, sahte sürücü belgesi ve nüfus cüzdanları nedeniyle zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik, … ve …’ya yönelik dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık bozma öncesi sorgusunda; açık adres ve kimlik bilgilerini bilmediği sadece İstanbullu olduğunu bildiği Muhtar lakaplı şahıstan 5.000,00 TL borç parayı elden aldığını, borcunu ödeyemeyince bu şahsın zorlamasıyla ve talimatıyla verdiği … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ile aracı kiralayarak Muhtar’a verdiğini, bundan sonraki olaylarla ilgisinin olmadığını, aracın noter satışını da kendisinin yapmadığını, bu işlemin yapıldığı zamanı dahi bilmediğini beyan etmiştir. Bozma sonrası tespit edilen anlatımında ise, suç tarihinden önce hakkındaki dava tefrik edilen temyiz dışı sanık Hasan Erdem’den faizle 1.500,00 TL borç aldığını, borcunu ödeyemeyince Hasan’ın kendisini kanunsuz işlerde kullandığını, aracı Hatay Serinyol’da araç kiralama işi yapan yerden Hasan Erdem’in verdiği üzerinde fotoğrafı bulunan sahte nüfus cüzdanıyla kiraladığını, aracı kiraladıktan sonra Hasan Erdem ile birlikte Kahramanmaraş’a geldiklerini bir galerinin önünde durduklarını, Hasan’ın arabayı satacağını söylediğini, daha sonra Hasan ile alıcı şahsın notere gittiğini kendisinin gitmediğini, otogarda buluştuklarını, Hasan’ın satıştan kendisine para vereceğini söylediği halde vermediğini, Hasan’ın aracın devrini yaparken kullandığı nüfus cüzdanına ilişkin bilgisinin olmadığını beyan etmiş, beyanları arasındaki çelişki nedeniyle sorulduğunda inandırıcı ve açıklayıcı, çelişkiyi giderir nitelikte bir anlatımda bulunamadığı görülmüştür.

3. Hakkındaki dava tefrik edilen Hasan Erdem, yüklenen suçlarla ilgisinin bulunmadığını, sanığın eylemlerine herhangi bir şekilde iştirak etmediğini savunmuştur.
4. Katılan … anlatımlarında; oto kiralama işi yaptığını, sonradan sanık … olarak teşhis ettiği şahsın … kimliği ile gelerek Samandağ’da oğlunun asker olduğunu, aracının İskenderun’da arızalandığını, aracının 10 gün içinde tamirden ancak çıkacağını söyleyerek tamirci olduğunu söylediği şahısla telefonda kendisini görüştürdüğünü ve aracını kiraladığını, verilen sürü dolmasına rağmen aracı teslim etmeyince sanığı ve tamirciyi aradığını, telefonlarının kapalı olduğunu, durumu Serinyol Jandarma Karakoluna bildirince aracının Kahramanmaraş 3. Noterliği huzurunda kimlik bilgileri kullanılarak satıldığını öğrendiğini, aracını yediemin olarak teslim aldığını beyan etmiştir.
5. Katılan … anlatımlarında; galerici olduğunu, her iki sanığın birlikte gelerek aracı satmak istediklerini, sanıkları emniyette teşhis ettiğini, sanıklarla birlikte yanlarında teşhis edemediği üçüncü bir kişi de olduğu halde notere gittiklerini, satıştan sonra şahısların hepsini otogara bıraktığını beyan etmiştir.
6. Tanık sıfatıyla beyanı tespit edilen N.A.’nın da, katılan …’ya yönelik dolandırıcılık eyleminde yer alan şahıs olarak sanığı teşhis ettiği görülmüştür.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Katılanlar … ve …’ya Yönelik Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. İddia, sanığın katılan …’a yönelik dolandırıcılık eylemine ilişkin ikrara yönelik savunması, …’ya yönelik dolandırıcılık eylemine ilişkin soyut, çelişkili savunmaları, yeminli tanık anlatımları ve bu anlatımlarla desteklenen katılanların beyanları, teşhis tutanakları ve tüm dosya kapsamı karşısında; Mahkemenin yüklenen dolandırıcılık suçlarının sübutuna yönelik kabulünde, hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 08.04.2015 tarihli ve 2013/5931 Esas, 2015/25163 Karar sayılı bozma ilamına konu Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.01.2012 tarihli ve 2011/496 Esas, 2012/5 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünde sanık hakkında katılanlara yönelik dolandırıcılık suçundan iki kez 2.000,00 TL adli para cezasına hükmolunup bu mahkumiyet kararlarının sadece sanık tarafından temyiz edildiği ve aleyhe temyiz istemi bulunmadığı halde, bozma sonrası yapılan yargılamada kazanılmış hak ilkesine aykırı şekilde iki kez 4.000,00 TL adli para cezasına hükmedilmesi ile bozma öncesi hükümde adli para cezasının 24 eşit taksitte ödenmesine karar verildiği halde, bozma sonrası 10 eşit taksitte ödenmesine karar verilmesi suretiyle 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı davranılması isabetli bulunmamıştır. Sanık hakkında dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlerde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen bu husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştirilen hususlar dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Mahkûmiyet hükümlerine konu kimliklerin asıllarının ele geçmediği, onaysız fotokopi niteliğinde olup suret belge özelliği taşımayan bu belgelerin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadıkları ve aldatıcılık niteliklerinin bulunmadığı, suç teşkil eden belgelerin araç kiralama sözleşmesi ile Kahramanmaraş 3. Noterliği’nin 01.03.2011 tarihli ve 4417 yevmiye numaralı satış sözleşmesinden ibaret olduğu, sanığın eylemlerinin zincirleme biçimde işlenmiş kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu ve hakkında 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden sanığın araç kiralarken ve aracın noterde satış işlemi yapılırken farklı sahte kimlikler kullandığı gerekçesiyle hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte bulunmayan belgeler esas alınmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçundan iki kez cezalandırılmasına karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
2. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden yapılan incelemede; sanığın benzer nitelikteki eylemleri nedeniyle hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin mevcut olduğu görüldüğü gibi davanın dayanağını oluşturan iddianamede de sanığın araçları kiralayarak sahte kimliklerle başkalarına sattığına ilişkin hakkında çok sayıda soruşturma ve dava bulunduğunun belirtilmesi karşısında, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği gözetilerek, sanık hakkında benzer nitelikteki eylemlerine ilişkin davalar araştırılarak, mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Katılanlar … Ve …’ya Yönelik Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümü (A) bendinde açıklanan nedenle Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.11.2018 tarihli ve 2015/270 Esas, 2018/354 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında “… 200 gün…”, ” 4000 TL”, “10 eşit taksitten” ibarelerinin çıkartılarak yerlerine sırasıyla “…100 gün…”, “…2.000,00 TL…”, “24 eşit taksitten” ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükümlerin , Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümü (B) bendinde açıklanan nedenlerle Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.11.2018 tarihli ve 2015/270 Esas, 2018/354 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, değişik gerekçeyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.03.2023 tarihinde karar verildi.