YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19566
KARAR NO : 2023/1139
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/1 E., 2015/93 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık … müdafii, sanık …
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz nedenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli ve 2015/1 Esas, 2015/93 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında;
a) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası ve 209 uncu maddesinin ikinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
b) Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis ve 15.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca “..Suça konu senet ve sonrasında düzenlenen belgedeki imzaların katılana ait olması, üzerine imza atılan boş bir kağıdın bir şekilde ele geçirilmesi mümkün olmakla birlikte, sebepsiz yere bir bononun altının imzalanması hayatın olağan akışına aykırı olup, bu senedin bir şekilde ele geçirilen, boş veya yazılı bir senedin değiştirilmesi suretiyle oluşturulduğunun da belirlememesine göre sanıkların cezalandırılmaları yönünde yeterli delil bulunmadığının gözetilmemesi,” nedeniyle bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … müdafiinin temyiz isteği; sanık lehine somut maddi deliller olduğuna, suça konu senedin kambiyo senedi vasfında da olmadığını, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
B. Sanık …’nın temyiz isteği; atılı suçların maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan, sanık …”ın, alacaklısı …, kendisinin ise borçlu olduğu 11.02.2012 tanzim ve 30.04.2012 ödeme tarihli 230.000,00 TL bedelli sahte senede istinaden hakkında kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlattığını, sanıkları tanımadığını, suça konu senedi kendisinin vermediğini beyanla şikayetçi olmuştur.
2. Sanık …, silindir operatörü olduğunu, Sincan Yenikent civarında çalışırken esnaf olan katılan … ile tanıştığını, katılanın Yenikentte 5 dönüm arsası olduğunu, diğer sanık …’ın da arsa arayışı içinde olduğunu bildiğinden tarafları bir araya getirdiğini, katılan ile sanığın 230.000,00 TL’ye anlaştıklarını, sanık …’ın 2012 yılının Şubat ayında kendisine parayı teslim ettiğini, kendisinin de katılan …’ e elden teslim ettiğini, katılanın tapu devredilinceye kadar garanti olsun diye suça konu 230.000,00 TL bedelli senedi verdiğini, ancak katılanın tapuyu devretmediği gibi aldığı parayı da iade etmediğini, katılanın kendisini tanıdığını, ancak diğer sanık …’ı tanımadığını söyleyip senedi kendi adına düzenlediğini, katılanın ayrıca senedi kendilerine verdiğine ilişkin belge de verdiğini, gerek senet üzerindeki gerekse belge üzerindeki yazıları katılanın yazmadığını, o sırada yanlarında olan katılanın tanıdığı fakat kendisinin tanımadığı kişilerin yazdığını, fakat imzaların katılan tarafından huzurunda atıldığını, daha sonra senedi cirolayıp sanık …’a verdiğini, Şahmerdan’ın senet bedeli ödenmeyince katılan aleyhine icra takibi başlattığını savunmuştur.
3. Sanık …, sanık … vasıtası ile katılana ait araziyi satın almak amacı ile Ankara’ya geldiğini, katılan ile birlikte araziyi gezip beğendiğini, sanık …’ın katılan ile kendi adına pazarlık yaparak 230.000,00 TL’ye anlaştığını, kendisinin bu parayı sanık …’a verdiğini, sanık …’ın da katılana verdiğini, katılanın tapuyu devretmeyerek kendisini oyaladığını, daha sonra da bu işin olmayacağını söyleyip başka bir arsa vermeyi teklif ettiğini, katılana olan güveni zedelendiğinden bu durumu sanık …’a bildirdiğini, sanık …’ın da katılandan 230.000,00 TL bedelli senet aldığını, senet bedeli de ödenmeyince katılan aleyhine icra takibi başlattığını, asıl mağdurun kendisi olduğunu savunmuştur.
4. Ankara Kriminal Polis Laburatuvarı Müdürlüğünün raporu ile tetkik konu senet ve belge üzerinde katılan … adına atılı bulunan imzaların … elinden çıktığı kanaatinin hasıl olduğu, senet üzerindeki imzanın senedin bir şekilde gizlenmesi suretiyle farklı bir amaç için tersim edilmiş olabileceği değerlendirilmiş ise de, bu yönde daha ileri derecede bir tespit yapılmasının mümkün olmadığı, yine “Şahmerdan Özcana..” ibareleri ile başlayıp “….kabul ederek
…” ibaresi ile sona eren belge üzerindeki imzanın farklı bir amaç için tersim edildiği yönünde şüphe oluşmuş ise de, bu yönde kati bulgunun tespit edilemediği görüşü bildirilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Tebliğname Yönünden
Sanık …’ın alacaklısı sanık …, borçlusu katılan … olan 230.000,00 TL’lik sahte senede istinaden katılan … aleyhine icra takibi başlattığı, katılanın itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, sanıkların fikir ve eylem birliği içinde atılı teşebbüs aşamasında kalmış dolandırıcılık suçunu işledikleri anlaşılmakla ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendiren Mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
2. Sanık … Müdafii ve Sanık …’nın Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçeli karar başlığında “2013” olarak gösterilen suç tarihinin, suça konu senede istinaden icra takibi başlatılan “19.03.2013” olarak mahallinde düzeltilmesi ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık … müdafii ve sanık …’nın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Sanıklar Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 14.12.1992 tarih ve 1/5 ile Ceza Genel Kurulunun 24.03.1998 tarih ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerektiği, aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtecilik yapılması halinde fiilin, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 688/6 ve 689/4. (6102 sayılı Kanun’un 776, 777. ) maddeleri uyarınca bonoda tanzim yerinin yazılı bulunmasının zorunlu olduğu ve tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bononun tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılacağı, anılan kararda belirtildiği üzere, düzenleme (keşide) yerinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek ve başka yerleşim yerlerini çağrıştırmayacak biçimde açık, net ve herkes tarafından anlaşılabilir şekilde gösterilmesi gerektiği dikkate alındığında; suça konu belgenin dosyada bulunan örneğinin heyetçe incelenmesinde, senette keşide yeri olarak hiçbir yerin belirtilmediği, düzenleyenin ismi altında da herhangi bir idari birimin yazılı olmadığının anlaşılması karşısında adli emanetin 2014/3997 sırasında kayıtlı bono aslının duruşmaya getirtilerek, unsurlarının tam olup olmadığı, aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve keşide yerinin bulunmadığının tespiti durumunda da eylemin 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağının gözetilmemesi,
2. Sanık … tarafından eldeki davada soruşturma aşamasında sunulan ve katılan tarafından verildiği iddia olunan “Şahmerdan Özcana..” ibareleri ile başlayıp “….kabul ederek …” ibaresi ile sona eren yazıları havi belge aslının duruşmaya getirtilerek aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, bulunduğunun tespiti halinde sanık … yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
3. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin sanık … yönünden icra takibi başlatılan “19.03.2013” tarihi; sanık … yönünden “Şahmerdan Özcana..” ibareleri ile başlayıp “….kabul ederek …” ibaresi ile sona eren yazıları havi belgenin eldeki dava dosyasına sunulduğu “17.09.2013” tarihi olarak gösterilmesi yerine, “2013” olarak gösterilmesi,
4. Hükmün gerekçesinde resmi belgede sahtecilik suçu anlatılarak sanıkların mahkumiyetine karar verildiği halde hüküm fıkrasının uygulama maddesinde 5237 sayılı Kanun’un 209 uncu maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 204 üncü maddesinin birinci fıkrasından hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin altıncı maddesine aykırı davranılması,
5. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanıklar Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli ve 2015/1 Esas, 2015/93 Karar sayılı kararında sanık … müdafii ve sanık … tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık … müdafii ve sanık …’nın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli ve 2015/1 Esas, 2015/93 Karar sayılı kararına yönelik sanık … müdafii ve sanık …’nın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca ceza miktarı bakımından sanık …’nın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.03.2023 tarihinde karar verildi