YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18214
KARAR NO : 2023/1239
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/29 E., 2015/130 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
SUÇ TARİHLERİ : 15.09.2014, 26.03.2013
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ : Onama, bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 26.03.2015 tarihli ve 2015/29 Esas, 2015/130 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık (nitelikli dolandırıcılık) suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile son cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 36.801,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2019 tarihli ve 15-2015/184580 sayılı tebliğnamesi ile resmi belgede sahtecilik suçu yönünden kurulan hükmün, sanık hakkında iki kez mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması suretiyle eksik ceza tayini hususu aleyhe temyiz olmadığından eleştiri konusu yapılarak onanmasına; nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması nedeniyle mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmesi talebiyle, dava dosyası temyiz incelemesi için Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, eksik araştırma neticesinde mahkûmiyet hükümleri kurulduğuna, sanığa zorunlu müdafi atanmayarak ve gerekli ihtaratlar yapılmayarak savunma hakkının kısıtlandığına, aynı eylemden dolayı iki ayrı ceza verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, katılan şirkete bağlı olarak faaliyet gösteren Buğdaycı Un Gıda Nakliye İnş. Paz. Tic. Ltd. Şti.’nde satış temsilcisi olarak çalıştığı, Burdur ilinde bulunan Nazar Un isimli hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen Mustafa Çınar’a ait iş yerine 18.584,00 TL bedelli un satışı yaptığını söylediği, malın tesliminden sonra nakliye ücreti olarak peşin ödeme yapılan miktar dışında kalan 17.665,00 TL için suça konu alacaklısı katılan şirket, borçlusu Nazar Toptan Un Yem Gıda Ticaret-Mustafa Çınar olarak görünen 20.10.2012 ödeme ve 15.09.2012 düzenleme tarihli bonoyu katılan şirkete teslim ettiği, bononun vadesi geldiğinde ödeme yapılmaması üzerine, sanığın borçlunun ödeme durumunun iyi olmadığından bahisle katılan şirketi oyaladıktan sonra, bu kez Halkbank Yeni Adana/Merkez Şubesine ait 15.06.2013 keşide tarihli, 36.450,00 TL bedelli, keşidecisi Sitil Temizlik Yemek Çelik Gıda Kozmetik Tekstil Kimya Sanayii Tic. Ltd. Şti. olarak görünen, arkasında ikinci ciranta olarak Nazar Toptan Un Yem Gıda Ticaret-Mustafa Çınar isim, kaşe ve ciro imzaları bulunan sahte çeki katılan şirkete verdiği ve 17.665,00 TL’lik borçtan kalan bakiye miktar kadar unu da yine Nazar Un firmasına göndermeyi teklif ettiği, ancak katılan şirket yetkilisinin tekrar mal gönderilmesine izin vermediği, çekin bankaya ibrazı ile sahte olduğunun ortaya çıktığı anlaşılmıştır.
2. Sanık aşamalarda alınan beyanlarında suçlamaları kabul etmemiş, suça konu bono ve çeki Nazar Un isimli firmanın yetkilisi Mustafa Çınar’dan aldığını bildirmiştir.
3. Nazar Toptan Un Yem Gıda Ticaret yetkilisi Mustafa Çınar soruşturma aşamasında alınan beyanında; katılan şirketi tanımadığını, suça konu bonoyu kimin verdiğini bilmediğini beyan etmiştir.
4. Karşıyaka 3. İcra Dairesinin 2013/7276 sayılı dosyası kapsamında suça konu bono yönünden Mustafa Çınar hakkında icra takibi yapıldığı ve imzaya itiraz edilmesi üzerine, Karşıyaka 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/330 Esas sayılı dosyası üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 26.11.2013 tarihli bilirkişi raporunda, bonoda Mustafa Çınar adına atılmış iki adet keşideci imzasının bu kişinin eli ürünü olmadığı belirlenmiş ve Mahkemenin 05.12.2013 tarihli ve 2013/330 Esas, 2013/501 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
5. Katılan şirketin pazarlama müdürü olan ve soruşturma aşamasında tanık olarak bilgisine başvurulan N.S. beyanında; Nazar Un isimli firma ile yalnızca sanığın muhatap olduğunu, suça konu bono ve çeki de sanığın getirdiğini, kendilerinin bu iş yeri yetkilileri ile hiç görüşmediklerini bildirmiştir.
6. Suça konu bono ve çek asılları, Adli Emanetin 2015/279 sırasında muhafaza altına alınmış; İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün 06.11.2014 tarihli ve IZM-BLG-14-03412 uzmanlık numaralı raporu ile çekin orjinal bir çek olup ön yüzdeki rakam, isim ve ibarelerin fiziksel yolla silinmesinden sonra bilgisayar ortamında yazıcı yardımı ile isteğe uygun şekilde sonradan tahrifat neticesinde yazılmış ve sahte olduğu, aldatma yeteneğinin bulunduğu, bononun ön yüzündeki el yazılarının sanığın eli ürünü olduğu, çek ve bonoda yer alan diğer yazı ve imzaların sanık veya Mustafa Çınar’ın eli ürünü olduğu yönünde yeterli kaligrafik ve karakteristik uyarlılık tespit edilemediği belirtilmiştir.
7. Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 26.03.2015 tarihli ve 2015/29 Esas, 2015/130 Karar sayılı kararı ile sanığın savunması, suça konu belgeler, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; sanık hakkında zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik ile nitelikli dolandırıcılık suçlarından temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında katılan şirkete farklı tarihlerde verilen suça konu sahte bono ve çek nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçu yönünden mahkûmiyet hükmü kurulurken, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında ve somut olayda nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunun oluştuğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bu hususlara ilişkin görüşlere iştirak edilmemiştir.
A. Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Dosya kapsamında elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının sübutuna yönelik kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiş; sanığın üzerine atılı suçlar için 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde öngörülen cezaların alt sınırları itibarıyla 5271 sayılı Kanun’un 150 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca zorunlu müdafii atanmasının gerekli bulunmadığı ve sanığın talimat mahkemesinde sorgusu yapılırken yasal haklarının hatırlatılması üzerine müdafi talebinde de bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin bu hususlara yönelik temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de kabul edilmemiştir.
2. Gerekçeli karar başlığında 15.09.2014-26.03.2013 şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin, 26.03.2013 olarak mahallinde düzeltilmesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Sanık Hakkında Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
a. Sanığın katılan şirketten alınan 17.665,00 TL bedelli un karşılığında ilk olarak suça konu sahte bonoyu vermek şeklinde gerçekleşen eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçunun tamamlanmış halini oluşturduğu, yine sanığın farklı bir tarihte suça konu sahte çeki vermek suretiyle önceki borcu kapatmak ve katılan şirketten tekrar mal almak istemesi üzerine, katılan şirket tarafından çek kabul edildiği halde, talep edilen malın verilmemesi şeklindeki eyleminin nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçuna vücut verdiği; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.05.2013 tarihli ve 2012/13-1543 Esas, 2013/257 Karar sayılı “failin işlediği suçlar aynı nitelikte ise; örneğin her biri suçun basit veya nitelikli hali ise burada ceza bu basit veya nitelikli hal üzerinden belirlenecektir. Failin işlediği suçlardan bir kısmı suçun basit, bir kısmı da nitelikli hali ise; nitelikli hal daha fazla ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hal ise; ceza bunun üzerinden belirlenmeli, ancak nitelikli hal suçun basit şekline göre daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal ise; ceza suçun basit şekli üzerinden belirlenmelidir. Suçlardan birinin tamamlanmış diğerinin teşebbüs aşamasında kalması durumunda şayet suçlar aynı nitelikte ise; örneğin ikisi de suçun basit şekli ise; tamamlanmış suçtan hüküm kurulmalıdır.Tamamlanmış olan eylem suçun basit halini, teşebbüs aşamasında kalmış eylem suçun nitelikli halini oluşturuyorsa bu durumda her bir suç için ayrı ayrı uygulama yapılarak sonucuna göre hangi suç daha ağır cezayı gerektiriyorsa o suç üzerinden zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır” şeklindeki kararı doğrultusunda, Mahkeme tarafından zincirleme suç hükümlerinin uygulanması açısından esas alınacak suçun daha fazla cezayı gerektiren halinin her bir suç ile ilgili ayrı ayrı uygulama yapılıp ve sonuçlarının karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması,
b. 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f) (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde, aynı fıkranın son paragrafı gereğince temel para cezası suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde gün karşılığı olarak tespit edilerek, artırım ve indirimlerin belirlenen gün üzerinden yapılması ve buna göre sonuç para cezasının saptanması gerekirken; sanık hakkında temel cezanın 5 gün karşılığı 100,00 TL adli para cezası olarak belirlenip, suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katı olan 35.330,00 TL adli para cezasına çıkartılmasından sonra, artırım ve indirimlerin bu miktar üzerinden yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
c. Hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi,
d. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B-1) bendinde açıklanan nedenlerle Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 26.03.2015 tarihli ve 2015/29 Esas, 2015/130 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve sair yönlerden, herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B-2) bendinde açıklanan nedenlerle Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 26.03.2015 tarihli ve 2015/29 Esas, 2015/130 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2023 tarihinde karar verildi.