YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15182
KARAR NO : 2023/1935
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 02.11.2022 tarihli ve 2022/8063 Esas, 2022/8537 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2022 tarihli ve KD 1-2022/91512 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanık … hakkında maktul …’a yönelik kasten öldürme suçundan beraatine, sanık … hakkında maktul …’a yönelik olası kastla öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinden bahisle onama ilamının kaldırılmasına ve
sanıklar müdafiilerinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükümlerin bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 37 inci maddesi uyarınca, sanıklar … ve …’in iştirak iradesi altında hareket ettikleri, asıl hedeflerinde bulunan mağdur …’a ateş ettikleri anda, maktul …’ın o sırada kahvehanenin önünde taburede oturan mağdur …’ın sadece 79 cm. mesafede ve hemen yanında bulunması birden fazla sayıda atış yapılması ve hedefin görünür olması nedenleriyle, hedefte mutlakiyet bulunduğu, bu sebeplerle sanıkların aynı Kanunun 37 nci maddesi delaletiyle, 81 inci maddesince cezalandırılmalarına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı düşüncesiyle Dairemizin sanıklar hakkında verilen onama yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğu ile REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 02.11.2022 tarihli ve 2022/8063 Esas, 2022/8537 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Kasten öldürme suçunun manevi unsuru kasttır. Kast, suç tipinin gerçekleştirilmesinin bilinmesi ve istenmesidir. 5237 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre doğrudan kast “suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise olası kast düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, “kişinin, suçun kanunî tanımındaki
unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır.” Kasten öldürme suçunda söz konusu olan kast, doğrudan kast olabileceği gibi olası kast da olabilir. Doğrudan kast ile olası kast arasındaki en önemli fark, ölüm neticesinin gerçekleşmesine yönelik öngörünün muhakkak olarak nitelendirip nitelendirilemeyeceğine ilişkindir. Başka bir ifadeyle failin gerçekleştirdiği eylem sonucunda mağdurun ölümünün muhakkak mı, muhtemel mi olduğu hususu belirlenmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Failin eylemi sonucu gerçekleşeceği muhakkak olan neticeler açısından failin kastı olası kast değil, doğrudan kasttır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 26.04.2022 tarihli 2021/1649 Esas 2022/561 Karar sayılı kararıyla sanıklar … ve …’ın maktul …’yu kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 81 inci, mağdur …’ı kasten öldürmeye teşebbüsten ise aynı Kanun’un 81 inci ve 35 inci maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmiş, verilen karar Dairemizin 02.11.2022 tarihli 2022/8063 Esas 2022/8537 Karar sayılı kararıyla oyçokluğu ile onanarak kesinleşmiş, anılan kararda sanıklar hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 19.12.2022 tarihli itirazname ile olağanüstü itiraz yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından “olay akşamı sanık …’ın husumetli olduğu mağdur …’ı öldürmek amacıyla sanık …’ın kullandığı motosikletle birlikte olay yerine geldikleri, sanık …’in üzerinde taşıdığı tabancayı çekerek kıraathanenin önünde dar bir alanda maktulle yan yana sohbet eden mağdur …’a hedef alarak 4-5 el ateş ettiği, mağdur … ve maktul …’ın atışlardan korunmak amacıyla kaçıştıkları, maktul …’ın karnına aldığı tek mermi isabetiyle öldüğü, mağdur …’ın ise isabet almadığı (ancak olay yerinde bulunan birden fazla araca -… plakalı ve … plakalı- merminin isabet ettiği), sanıkların motosikletle olay yerinden kaçarak uzaklaştıkları” kabul edilmiş, “sanıkların eylemlerini olay mahallinde yapılan keşif ve düzenlenen bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere kıraathanenin demir merdivenli açıkta olan ön kısmında yan yana durdukları anlaşılan maktul ve mağdurun konumlarını görerek, fiillerinin sonucunu bilerek ve isteyerek gerçekleştirdikleri ayrıca olayda kullanılan silahın niteliği, atış mesafesi, atış sayısı, hedef alınan bölge nazara alındığında sanıklarının kastının doğrudan öldürmeye yönelik olduğu, doğrudan hedef alınan mağdurun yanında bulunan maktulün yaralanmasının muhtemel değil mutlak bir sonuç olduğu” değerlendirmesiyle yukarıda ayrıntıları verildiği şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
Kabulü yapılan maddi olayın nitelendirilmesi sırasında Mahkemece sanıkların maktule ve mağdura karşı eylemlerini doğrudan kastla yaptıkları kabul edilmiş ise de bu kabul olayın oluşuna, günlük hayat tecrübelerine ve yerleşik yargı kararlarına uygun değildir. Şöyleki, sanık …’ın keşfen tespiti yapıldığı üzere yaklaşık 25 metre mesafeden işyeri önünde ayakta duran mağdur …’ı hedef gözeterek tabanca ile ateş etmesi, onun …’ı öldürmek istediğine delalettir; ancak gerçekleştirilen eylem sonucunda işyerinin önünde bulunanların ve taburede oturan maktulün öleceğinin muhakkak olduğunu söylemek tarafımızca mümkün görülmemektedir. Olaydan sonra yapılan incelemeler, mağdur ve tanık anlatımları, keşif tutanağı, bilirkişi raporu, maktul ve mağdurun arasındaki mesafe, olay anındaki konumları, olay yerinin aydınlık olup olmadığının şüpheli kalması, atış sayısı, suçta kullanılan araç ve tüm dosya kapsamına göre, mağdur …’a yapılan atışlar sonucu maktul …’ın isabet almasının muhakkak olduğunu söylemek şüpheli kaldığından, başka bir ifadeyle …’a mermi çekirdeği isabet etmesi
muhtemel olduğundan sanıklar … ve …’in doğrudan kastla öldürme suçundan sorumlu tutulmaları kanaatimizce mümkün görülmemektedir. Kaldı ki yapılan atışlarda mağdur … dahi isabet almamıştır. Bu nedenlerle itiraza konu olayda maktul …’ın sanık …’ın atışı ile vurularak hayatını kaybettiği anlaşıldığından …’ın olası kastla öldürme suçundan cezalandırılması gerektiği, sanık …’in ise sorumluluğunun doğrudan hedef olan mağdur …’a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçu ile sınırlı olduğu sonucuna varılmalıdır.
Yukarıdaki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, sanık …’ın olay tarihinde başkalarının da ölebileceğini kabullenerek mağdur …’ı hedef gözeterek yaptığı atışlar sonucunda tek mermi isabetiyle ölen maktul …’ı olası kastla öldürme suçundan cezalandırılması, sanık …’in ise olası kastla öldürme suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, İTİRAZIN REDDİNE ilişkin çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.