YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22693
KARAR NO : 2023/2725
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 14.11.2013 tarihli ve 2013/19019 sayılı iddianamesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun’un) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca İstanbul Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2015 tarihli ve 2013/441 Esas, 2015/19 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Anılan hükmün Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 21.12.2017 tarihli, 2017/27567 Esas ve 2017/28788 Karar sayılı kararıyla uzlaştırma kurumunun uygulanması için bozulmasına karar verilmiştir.
4. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda 21.03.2019 tarihli ve 2018/40 Esas, 2019/226 Karar sayılı kararı ile uzlaştırma işleminin sağlanamadığı tespiti de yapılarak sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyizi, sanığın suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, katılanı tanımadığına, iftira atıldığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın Ş.G. isimli şahısla asker arkadaşı ve samimi olduğu, bu kişiye bir arkadaşının İsrail ülkesinde ilaç üretimi yaptığını arkadaşlarıyla birlikte kendisini işçi olarak gönderebileceği vaadinde bulunduğu anlaşılmıştır.
2. Ş.G.’nin akrabası olan katılan …’in 07.09.2011 günü Perpa isimli iş merkezinde sanıkla buluşarak iki adet fotoğraf ve kimlik örneği ile birlikte 2.000 dolar para verdiği belirlenmiştir.
3. Sanık suçu işlemediğini, tanık Ş.G.’ye olan borcunu ödememesi nedeniyle katılanın ve tanıklar C.Y. ve T.A.’nın kendisine iftira attıklarını, katılanı tanımadığını savunmuştur.
4. Yargılama dosyasında tanık olarak dinlenilen Ş.G. ve C.Y. ise katılanın beyanını doğrulayarak kendileriyle birlikte aynı ortamda bulunan T.A.’nın da benzer şekilde sanık tarafından dolandırıldığını beyan etmişlerdir.
5. Mahkemesince sanığın inkarına rağmen katılan ve tanıkların istikrarlı beyanları ile usulüne uygun şekilde yapılan uzlaştırma işlemlerine rağmen uzlaştırmanın sağlanamaması birlikte değerlendirilerek basit dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine hükmedilmiştir.
IV. GEREKÇE
Dosya arasına alınan ve katılanı … olan gerekçeli karar ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinde tespit edilen katılanları … … ve … olan yargılama dosyalarında sanığın bu üç katılana yönelik olarak ayrı ayrı basit dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine hükmedildiği ve bu hükümlerin temyiz edilmeksizin kesinleştiği, gerekçeli kararların incelenmesinde eylemlerin suç tarihlerinin aynı olduğu, sanığın aynı vaatlerle bu kişilerden de menfaat temin ettiği, sanıkla ilk olarak …’ün askerlik görevini ifa ederken tanıştıkları ve arkadaşlık kurdukları, sanığın bu katılanı ve bir kaç arkadaşını çalışmak üzere yurtdışına gönderebileceği vaadinde bulunduğu, bunun üzerine katılan …’ün eniştesi … …, kuzeni … ve kayınbiraderi olan bu dosyamız katılanı … ile görüşerek sanığın teklifini ilettiği, adı geçen kişilerin de kabul etmesi üzerine suç tarihi olan 07.09.2011 günü Perpa isimli iş merkezinde buluşarak sanığa ikişer adet fotoğraf ile kimlik örnekleri ve 650,00 TL ila 2.000 dolar arasında değişen para verdikleri, paraları ve belgeleri alan sanığın suç mahallinden uzaklaşarak bir daha katılanlarla görüşmediği, sanığın katılanlardan menfaat temin etmesi nedeniyle basit dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı mahkumiyetlerine hükmedildiğinin tespit edilmesi karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda birinci fıkrada yazılı zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağına ilişkin düzenleme ile Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre sanığın her bir katılana hileli hareketlerini ayrı ayrı yöneltmesi halinde her bir katılan yönünden ayrı suç oluşacağı, aynı anda ve aynı hileli hareketlerle birden fazla katılanla muhatap olmuş ve her birinden haksız menfaat temin etmiş ise 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tek suç üzerinden hüküm kurularak zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı nazara alınarak, sanığın katılanlara aynı anda mı yoksa değişik zamanlarda mı hile yönelttiği ve menfaat sağladığının net bir şekilde anlaşılamaması nedeniyle maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından katılanın ve tanıkların yeniden beyanlarına başvurularak sanığın kendilerine yönelik hileli hareket ve menfaat teminini aynı anda yapıp yapmadığının açıklattırılmasından sonra, aynı anda yaptığının değerlendirilmesi halinde kesinleşen diğer yargılama dosyalarının suretlerinin bu dosya arasına alınarak incelenmesi ve kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği, ayrıca kesinleşen hükümler yönünden kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği hususu da değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile mahkumiyet hükmü kurulmasından dolayı sanık müdafiinin temyizi yerinde görüldüğünden açıklanan nedenlerle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.03.2019 tarihli ve 2018/40 Esas, 2019/226 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.