Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/2183 E. 2023/2165 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2183
KARAR NO : 2023/2165
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/228 E., 2022/607 K.
DAVACILAR : … mirasçıları; 1- … 2- … vekilleri Avukat …
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 15.12.2015
KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen aidiyet tespiti ve tahsis davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkeme kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; muris eşi … sicil nolu …’nın, 01.09.1954 tarihinde Radar Yolu/ İnşaatı/Merzifon adresindeki 150 sicil numaralı işyerinden bildirilen 61 günlük hizmetin muris …’ya ait olduğunun tespiti ile 23.06.2014 tarihini takip eden ay başından itibaren 506 sayılı Kanun uyarınca ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; haksız açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2020 tarihli ve 2018/182 Esas, 2020/152 Karar sayılı kararıyla;
Davanın kısmen kabulü ile birlikte … sigorta sicil numarasında yer alan 1954 yılına ait 61 günlük hizmetin davacı murisin … kimlik numaralı …’ya ait olduğunun, davacının murisi adına yaptığı 3201 sayılı yurt dışı borçlanmasının 4-1a statüsünde değerlendirilmesi gerektiğinin ve davacı …’ya 01.01.2016 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin 14.10.2021 tarihli ve 2020/1163 Esas, 2021/2818 Karar sayılı kararıyla;
İlk derece mahkemesi kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK’nun madde 353/1-b.1 hükmü gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge adliye mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.03.2022 tarihli 2021/13050 Esas, 2022/3661 Karar sayılı Bozma ilamında;
2.1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 üncü maddesinde, taraf ve dava ehliyetine sahip olunması, dava şartı olarak düzenlenmiş ise de; anılan Kanun’un tarafta iradi değişikliği düzenleyen 124/3 üncü maddesinde, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği belirtilmiştir. Mahkemece; dava dilekçesinin 08.02.2005 tarihinde vefat eden davacı dışındaki diğer mirasçılarına tebliği ile, yargılamaya mirasçıların dahil edilmek suretiyle taraf teşkili sağlanarak, yapılacak araştırma, inceleme ve değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
Kurumun 22.02.2019 tarihli cevabı yazısında davacının eşi adına 900 günlük yurtdışı borçlanma müracaatı yaptığının ve borçlanma bedeli olan 10.281,60 TL’nin davacı tarafından 23.06.2014 tarihinde ödendiğinin belirtildiği, 01.09.1954 tarihli ilk işe giriş bildirgesinin kurumdan verilmiş olduğu, nüfus kayıtlarının araştırılmasında 10.11.2016 günlü yazıda sadece bir adet … olduğunun belirtildiği, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün 10.11.2016 tarihli yazısında; mernis sisteminde bir adet …’nın mevcut olduğu ve yazıda belirtilen … TC kimlik numarasının …’ya ait olduğunun anlaşıldığı, dinlenen tanıkların beyanlarının tutarlılığı kapsamında; 1954 yılına ait 61 günlük hizmetin …’ya ait olduğuna kanaat getirildiği sigortalının 08.02.2005 tarihinde vefat ettiği ve davacının eşi olduğu görülmüştür. … ‘nın 1954 yılına ait 61 günlük hizmeti bulunduğu, bu hizmetlerin murisin 506 sayılı Kanun kapsamında 4/1-a statüsünde kabul edileceği, ilk tescilinin 1954 olup 2005 e kadar çalışması ile 50 yılı aşkın sigortalılığı bulunduğu, toplam prim ödeme gün sayısının borçlanma ile 961 gün olacağı, anlaşılmıştır. Davacının vefat tarihinde ki geçerli olan yasa hükümleri kapsamında ölüm aylığı yönünden 01.10.2008 tarihinden önce yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesi 5561 sayılı Kanun ile değişik c bendinde 5 yıldan beri sigortalı bulnup sigortalılık süresinde en az 900 gün malülllük yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödenmiş olması durumda düzenlemesi ile bu kişilerin ölüm aylığından yararlanılabileceği belirtildiği, bu değişikliğin 18.10.2006 dan tibaren yürürlüğe girdiği ancak değişiklik öncesi vefat eden muris hak sahibi davacı içinde uygulanabilecek olup 900 gün şartının 23.06.2014 tarihli ödeme ile gerçekleşeceği, davacının kuruma başvurusunun 12.11.2018 tarihi olduğunun mahkememizce anlaşıldığı ve dava şartının yargıtay emsal içtihatlarındaki gibi yargılama devam ederken yerine getirildiği; fakat davacının ölüm aylığına bağlanma iradesini dava dilekçesi ile gösterdiğinden dolayı Sosyal Güvenliğin sosyal sigortalarla sağlanan koruma kapsamında, davacının dava dilekçesinde yer alan tahsis talebi de nazara alınarak davacının 23.06.2014 tarihinden itibaren ölüm aylığı başlatma talebinin kabul edilmeyeceği bu nedenle dava tarihini takip eden 01.01.2016’dan itibaren aylık bağlanabileceği gerekçesiyle,
Davanın kısmen kabul kısmen reddine,
… sigorta sicil numarasında yer alan 1954 yılına ait 61 günlük hizmetin davacı murisin … kimlik numaralı …’ya ait olduğunun, davacının murisi adına yaptığı 3201 sayılı yurt dışı borçlanmasının 4-1a statüsünde değerlendirilmesi gerektiğinin ve davacı …’ya 01.01.2016 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili: kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu öne sürerek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris eşi …’nın, 01.09.1954 tarihinde Radar Yolu/ İnşaatı/Merzifon adresindeki 150 sicil numaralı işyerinden bildirilen 61 günlük hizmetin muris …’ya ait olduğunun tespiti ile 23.06.2014 tarihini takip eden ay başından itibaren 506 sayılı Kanun uyarınca ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine
ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesi

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davalı kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.