Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/9789 E. 2007/12001 K. 08.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9789
KARAR NO : 2007/12001
KARAR TARİHİ : 08.10.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … 08.12.2003 tarihli dava dilekçesi ile … Belediyesi sınırları içinde kalan ve sınırları gösterilen taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, paftanın düzenlendiği 1981 yılından bu yana kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğu iddiası ile Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescili istemi ile dava açmıştır. Davacı ve karşı davalı … birleştirilen 2003/944 esas sayılı dava dosyası ile 3527 parsel numarası ile tespit gören taşınmazın kadastro mahkemesinin 1999/24-133 sayılı kararı ile kadastro tutanağının iptal edilerek taşınmazın tescil harici bırakıldığını, 3402 Sayılı Yasanın 18. maddesi gereğince Hazine adına tescili ve davalı …’ın el atmasının önlenmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece davacı …’ın davasının kabulü ile 2960 m2 yüzölçümündeki kadastro parseli 3527 olan taşınmazın … adına tesciline, karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve karşı davalı … ile davalı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 10.04.1980 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile 06.03.1990 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Kadastro sırasında çekişmeli taşınmazın 2860 m2 olarak 3527 parsel numarası ile kadastro mahkemesinin 1997/16 esasında davalı olduğundan … hanesi boş bırakılarak sınırlandırıldığı, kadastro mahkemesinin 1999/24-133 sayılı kararı ile 3527 nolu parselin kadastro tutanağının iptaline ve açılan davanın görev yönünden reddine karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı … sağar daha önce ayni taşınmaza yönelik olarak 11.9.1989 tarihinde dava açmış olup bu dosya çeşitli aşamalardan geçtikten sonra asliye hukuk mahkemesinin 2001/669-706 sayılı kararı ile paftanın düzenlendiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi geçmediğinden davanın reddine karar verilmiş ve hüküm 20. Hukuk Dairesinin 26.11.2001 tarih 2001/8475-8943 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.
19.01.2007 tarih 2005/1 E, 2007/1 K. Sayılı İ.B K da belirtildiği gibi Kanun koyucu, zamanaşımı ile mülk kazanılmasına ilişkin koşulları yoruma bırakmamış ve birer birer saymıştır. Bu koşullardan biride zilyetliğin “davasız” sürmesidir. Medeni yasanın 713. “Niza” Kadastro Kanununda ise “Çekişme” sözcükleri kullanılmış olup niza ve çekişme sözcüklerinin “Dava” anlamına geldiği konusunda öğreti ve uygulamada fikir birliği bulunmaktadır.
Zilyetliğin kazanma sağlayabilmesi için 20 yıllık sürenin “davasız” sürmesi zorunludur. Kanun koyucu zilyetliğin davaya konu olmamasını amaçlamıştır. “Davasız” sözcüğü açık ve emredici bir hükümdür.
Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay’ın ilgili tüm daireleri tutarlı bir biçimde 20 yıllık zilyetlik süresinin dava tarihine kadar gerçekleşmiş olması koşulunu aramaktadırlar. Dava açıldıktan sonra işleyen süre zilyetliğe eklenmemekte ve dava eksik süreden reddedilmektedir. Dava açılmasının doğal ve zorunlu sonucu da budur. Aynı davada eklenemeyen eksik sürenin başka bir dava açılarak eklenmesi hukukça kabul edilemez bir olgudur.
Kanun koyucu zamanaşımı ile mülk edinilmesi koşullarını ayrıntılı olarak belirtmiştir. Kazanma için bu koşulların tümünün birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Bu koşulları ayrı ayrı davalarda aramak ve eksiği tamamlamak mümkün değildir. Bu koşullardan tümünün varlığı halinde davanın kabul edilmesi, bu koşullardan birinin bulunmaması halinde davanın reddedilmesi gerekir.
Dava tarihine kadar 20 yıllık sürenin gerçekleşmesi de zilyetlikle kazanmanın … ve asli bir koşuludur. Bu koşulun zilyetlik için öngörülen diğer koşullardan bir farkı bulunmamaktadır. Bu süre usul hukukuna ilişkin bir süre olmayıp maddi hukuka ilişkin ve mülkiyet hakkının oluşması için öngörülen bir süredir.
Kural olarak; kesin hükümle sonuçlanan bir uyuşmazlığın bir daha yargı mercileri önüne getirilmesi olanaksızdır. Ancak Yargıtay tescil davasının kendine özgü ve özel kuralları olan bir dava olması nedeniyle davanın reddinden sonra tescil için öngörülen koşullarının tümünün birlikte yeniden oluşması halinde dava açılabileceğini ilke olarak kabul etmektedir. Zilyet tarafından açılan tescil davasıyla sınırlı olarak kabul edilen bu uygulama genel kuralın ayrık bir durumunu oluşturmaktadır. Dava açılmasının doğal sonucu olarak tescil davasının açıldığı tarihten, davanın reddine ilişkin kararın kesinleşmesi tarihine kadar geçen zilyetlik süresi dava konusu olduğundan sonra açılan tescil davasına eklenemeyecektir. Bir başka anlatımla; davanın kesinleşmesinden itibaren yeniden 20 yıllık sürenin dolmuş olması gerekecektir.
Önceki dava, süren zilyetliği kesmiştir. Dava tarihinden, tescil isteminin eksik süre yönünden reddine ilişkin kararın kesinleştiği tarihe kadar gerçekleşen zilyetlik ise davaya konu olması itibariyle hesaba katılamaz. Sonradan açılan tescil davasında da zilyetlikle kazanma koşullarının tümünün birlikte gerçekleşmesi zorunlu bulunmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713 üncü maddesinin 1 ve 2 nci fıkraları gereğince açılan tescil davasının süre yönünden reddedilmesi halinde; aynı yerle ilgili olarak açılan 2 nci davanın olumlu sonuçlanabilmesi için, ilk kararın kesinleşmesinden itibaren taşınmaz üzerindeki zilyetliğin davasız, aralıksız ve … sıfatıyla yeniden 20 (yirmi) yıl sürmesi gerektiğinden ve asliye hukuk mahkemesinin 2001/669-706 sayılı kararı ile paftanın düzenlendiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi geçmediğinden davanın reddine dair kararın 20. hukuk dairesinin 26.11.2001 tarih 2001/8475-8943 sayılı ilamı ile onama kararı ile kesinleştiği 26.11.2001 tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık süre geçmediğinden ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada orman tahdidi dışında kalan yerlerden olduğu anlaşıldığından davacı …’ın davasının reddine, Hazinenin davasının kabulü ile taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının REDDİNE, davalı ve karşı davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 08/10/2007 günü oybirliği ile karar verildi.