YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10177
KARAR NO : 2007/12263
KARAR TARİHİ : 11.10.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki zilyetliğin tespiti davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 29.06.2006 gün ve 2006/5650-9561 sayılı bozma kararında özetle: “Dava konusu taşınmazın bilirkişi krokisinde (d) ile gösterilen bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tescilli 203 sayılı parselden müfrez 1368 ve (e) ile gösterilen bölümün ise 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan 203 sayılı parselden müfrez 1369 sayılı parsel içinde kaldığı, bu bölümlerin zilyet edildiğine ilişkin bir bulguya rastlanmadığı, toprağın verimsiz ve tarıma elverişsiz olduğu, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, ormanlar üzerindeki zilyetliğin hukuki değeri bulunmadığı gibi, suç teşkil edeceği, bilirkişi krokisinde (e ) ile gösterilen bölüm Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmışsa da, bu tür yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, tescil davası açma olanağı varken tesbit davası açılamayacağı, davanın tapu kaydının beyanlar hanesine zilyetlik şerhi yazılması istemini içerdiği kabul edilse dahi, beyanlar hanesine yazılan zilyetin, hak sahipleri tesbit komisyonunu bağlamadığı, zilyetlik hususunda Hak Sahipleri Tesbit komisyonunun kararına karşı gerekirse dava açılabileceği, kaldı ki, taşınmazların zilyet edildiğine ilişkin bulguya rastlanmadığı bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, zilyetliğin tesbitine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Köyünde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1987 yılında 3302 Sayılı Yasa döneminde yapılıp, yine dava tarihinden önce, 3373 Sayılı Yasa döneminde 07.04.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi de 1953 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 11/10/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.