YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14682
KARAR NO : 2007/14402
KARAR TARİHİ : 13.11.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki ORMAN VE ARAZİ KADASTROSUNA İTİRAZ davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın REDDİ yolunda kurulan 18.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … VEKİLİ tarafından istenilmekle, tayin olunan 23.10.2007 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … vekili Av…. … ile karşı taraftan Orman Yönetimi vekili Av…. … ve Hazine vekili Av…. geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
… Köyünde 26 numaralı orman kadastro komisyonunca yapılan ve 25.09.1991 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında, … mevkiinde bulunan 610 ve 1109 orman tahdit sınır hattı ile orman sınırı içine alınan taşınmaza, 103 ada 87 parsel numarası verilerek 3216 hektar 2299 m2 yüzölçümü ve orman niteliği ile ancak, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/216 Esas sayılı ve Kadastro Mahkemesinin 1991/247 Esas ve 1992/133 Esas sayılı dava dosyaları ile mülkiyeti davalı olduğundan malik hanesi açık olmak üzere kadastro tespit tutanağı düzenlenmiştir.
Davacı …, 13.04.1993 tarihinde, … Köyünde 26 numaralı orman kadastro komisyonunca yapılan ve 25.09.1991 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında … mevkiinde bulunan 610 ve 1109 orman tahdit sınır hattı ile orman sınırı içine alınan taşınmazın orman olmayıp tarım arazisi olduğunu, bu yere ait vergi ve tapu kaydı bulunduğunu iddia ederek orman kadastrosunun iptali ile taşınmazın adına tescili istemiyle Kadastro Mahkemesinde dava açmıştır.
Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın davacı tarafından temyizi üzerine, Dairenin 1996/6041-8762 sayılı kararı ile “yörede yapılan orman kadastrosunun ilan edilmesinden itibaren 6 aylık dava açma süresi geçtikten sonra davanın açıldığı ve tapu kaydına dayanıldığından, davaya bakmak görevinin genel mahkemelere ait olduğu” nedeniyle bozulmuş, davacının süresinde başvurusu ile dosya Asliye Hukuk Mahkemesine aktarılmış, Asliye Hukuk Mahkemesinin, 27.12.2001 gün 1997/106- 2001/443 E.K. ile davanın kısmen kabulüne, 103 ada 87 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile fen bilirkişi raporunda B/C harfi ile gösterilen 459,50 m2’lik bölüm ile B/B harfi ile gösterilen 919 m2’lik bölümlerin davacı adına tesciline, kalan bölümün yeniden orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … ile davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.06.2003 tarih 2003/4490-5013 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli … Köyü 103 ada 87 parsel hakkında açılan orman kadastrosuna itiraz davasında asliye hukuk mahkemesince kısmen kabule karar verildiği, orman kadastrosuna itiraz davasının devamı sırasında yapılan arazi kadastrosunda taşınmaza orman niteliği ile tespit tutanağı düzenlendiği, Ancak Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/216, Kadastro Mahkemesinin 1991/247 ve 1992/133 Esas sayılı dosyalarında davalı olması nedeniyle tutanağın malik hanesinin açık bırakıldığı, bu durumda davaya bakma görevinin Kadastro Mahkemesinde olduğu, her ne kadar önceki bozma kararında 6 aylık itiraz süresi geçtikten sonra orman kadastrosuna itiraz edilmiş olması nedeniyle genel mahkemenin görevli olacağı açıklanmış ve mahkemece bozma kararına uyulmuşsa da, kararın maddi yanılgıya dayalı olduğu, bu nedenle, karara uyulmuş olmasının taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı, dosyanın görevsizlik kararı verilerek kadastro mahkemesine aktarılması, ayrıca tespit tutanağında derdest olduğu yazılı kadastro mahkemesinin 1992/133 E. sayılı dava dosyasının eldeki dava dosyası ile birleştirilerek görülmesi” gerektiği açıklanmıştır.
Diğer yandan; davacı …, 1986 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında belgesiz zilyetlikten adına tespit edilen 1499 parselin bitişiğindeki bir kısım yerin adına tescili istemiyle 09.12.1991 tarihli dilekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/216 sayılı dosyasında tescil davası açmış ve daha sonra bu yerin 103 ada 87 sayılı parsel olarak tespitinin yapıldığı ve tutanak düzenlendiği anlaşılınca dosya görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. …’ın davası ile …-… … ve … …’n açtığı 1991/247 sayılı orman tahdidine itiraz davası, … ve … …’nın açtığı 1994/29 sayılı kadastro tespitine itiraz davası, … …’ın açtığı 1996/284 sayılı kadastro tespitine itiraz davası, …- … … ve …’nın açtığı 1997/26 sayılı kadastro tespitine itiraz davası, …’ın açtığı 1992/133 sayılı orman tahdidine itiraz davası, aralarında bağlantı bulunduğu nedeniyle, 1992/133 sayılı dava dosyasında birleştirildikten sonra, yapılan yargılama sonunda …’ın davasının kısmen kabulüne, 04.11.2002 tarihli fen bilirkişi raporunda (D) ile gösterilen 338.12 m2 bölümün davacı … adına tapuya tesciline, diğer tüm davacıların ve müdahillerin 103 ada 87 sayılı parsele yönelik davalarının reddine, 103 ada 87 sayılı parselin orman niteliği ile Hazine adına tesciline ve orman sınırının kadastro paftasında gösterildiği şekliyle bırakılmasına, aynı raporda (E) ile gösterilen yerin kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından tescil harici bırakılmasına karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi, Hazine, … …, … …, …, … …, … ve … … ile … tarafından temyiz edilmekle, hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2003/10606 – 2004/1543 E.K. sayılı kararında özetle; “Mahkemece,resmi belgelere dayalı olarak yapılan araştırma ve uygulama sonucu çekişmeli taşınmaz bölümlerinin de orman sayılan yerlerden olduğu, dava konusu edilen bir kısım yerlerin yazın hayvanların barındığı yurt yani (yaylak) olduğu belirlendiğinden, davacı gerçek kişilerin tescil ve orman tahdidine itiraz davalarının reddine dair verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan tüm gerçek kişilerin temyiz itirazlarının reddine, davalı Hazine ve Orman Yönetiminin hükme esas alınan 04.11.2002 tarihli fen bilirkişi Nazif Karahan ve arkadaşlarının düzenlediği krokide 103 ada 87 sayılı parselin (D) işaretli olan ve … adına tescile karar verilen bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince; …, dava dilekçesinde zilyetliğe dayandığı, yargılama sırasında ise, yukarıda sözü edilen çekişmeli yere oldukça uzak olan dava dışı parsellere uygulanan Temmuz 1954 tarih 26 numaralı tapu kaydına dayandığı, yargılama sırasında tapunun bu yere uymadığının anlaşıldığı ancak, mahkemece zilyetliğe değer verilerek bilirkişi raporunda (D) ile işaretli 338.12 m2’lik bölümün … adına tesciline karar verilmiş ise de,tapu kaydının uymadığına ve taşınmazın 1986 yılında yapılan kadastro sırasında orman olması nedeniyle tespit harici bırakıldığına göre 1991 yılında açılan tescil davasına kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.1997 gün 1996/8-768 E. – 1997/100 K. ve 18.02.1998 gün ve 1998/8-15 E. – 129 K. sayılı kararlarında açıklandığı ve Dairenin bir çok kararında benimsendiği gibi kadastro tespit ve paftaların düzenlendiği tarihten itibaren 20 yıllık sürenin geçmediğinden, taşınmazın orman kadastro sınırları içine alındığı güne kadar sürdürülen zilyetliğin, davacı … yararına hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı gözönüne alınarak, Dairenin 16.06.2003 gün ve 2003/4490-5013 sayılı kararı ile bozulan ve daha sonra Kadastro Mahkemesine gönderilen davacı …’ye ait Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/106 sayılı dosyasıyla bu dava dosyasının birleştirilip o dosyadaki deliller de birlikte değerlendirilip …’nin davası hakkında hüküm kurulması ve açıklanan nedenlerle …’n davasının da reddine karar verilmesi gerektiği” nedeniyle bozulmuştur.
Kadastro Mahkemesince bozma doğrultusunda davalar birleştirildikten sonra, 14.12.2005 gün ve 2004/11-2005/21 E.K. ile, …’ın davasının reddi ile 103 ada 87 parselin tespit gibi tesciline, …’nin davasının kısmen kabulüne, 103 ada 87 parselin tapu kaydının iptaline, 10.04.2001 tarihli fen bilirkişi raporu ve 09.10.2001 tarihli ek rapora göre B/C işaretli 459 m2 ve B/B işaretli 919 m2 taşınmazların … adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, kalan kısmın tespit gibi orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar … ve … ile davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmekle, hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06.06.2006 tarih 2006/5898-8034 sayılı bozma kararında özetle: “Davacı …’ın temyiz itirazlarının, (Mahkemece, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2003/10606 – 2004/1543 sayılı) kesin bozma kararı doğrultusunda hüküm tesis edildiğine göre temyiz itirazlarının reddine, …, Hazine ve Orman Yönetiminin itirazlarına gelince; mahkemece 103 ada 87 parsel içinde dava edilen B/C işaretli 459 m2 ve B/B işaretli 919 m2 yüzölçümlü çekişmeli taşınmazların eski tarihli resmi belgelerde orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacının tutunduğu Mayıs 1288 tarih 33-34 nolu tapu kayıtlarının taşınmazlara uyduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, dosyadaki belgelere göre tapu kaydının kadastro sırasında hiçbir parsele revizyon görmediği, toplam 2 dönüm yüzölçümlü kaydın sınırları … …, Tarik, Sokak, Memiş ve … olup, tarikin kuzeyde bulunduğu, diğer isimlerin halen yaşamayan kimseler olup, yerleri yerel bilirkişilerce kabaca gösterilmişse de, bu tapu kapsamında doğuda evvelce davacıya ait olup, halen yabancı uyruklu kişilere satılmış olan bir kısım taşınmazların da bulunduğu, (103 ada 82 parsel olduğu açıklandı) memleket haritasında taşınmazın güney ve doğu sınırlarının ormanla çevrili olduğu ve tapu kaydının taşınmaza uyduğu kabul edilse bile, ancak miktarı ile geçerli olacağı, zaten kayıt miktarı kadarının davacı tarafından satıldığı söylenen doğudaki taşınmazlarda kesinleştiği, bu durumda, 103 ada 87 parselin dava konusu edilmeyen bölümlerinin orman niteliğiyle tespitlerinin kesinleştiği, bu hali ile çekişmeli taşınmazların 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi anlamında orman içi açıklık niteliğinde olduğu, taşınmazın 1991 yılında ilan edilen ve eldeki davalar nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosunda orman sınırları içine alındığı güne kadar sürdürülen zilyetliğin davacı … yararına hukuki sonuç doğurmayacağından davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, …’nin davasının reddine, … Köyü 103 ada 87 parsel sayılı taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 500.00.-‘er YTL. ücreti vekaletin …’den alınarak Hazine ve Orman Yönetimine ayrı ayrı verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 13/11/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.