Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/10929 E. 2008/3203 K. 28.02.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10929
KARAR NO : 2008/3203
KARAR TARİHİ : 28.02.2008

MAHKEMESİ : Gerze Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davacı Orman Yönetimi ile davacı … … mirasçıları ve … … ile davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R.

766 Sayılı Tapulama Yasasının yürürlüğü sırasında 1984 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında … Köyünde aşağıda numaraları yazılı parseller Haziran 1317 tarih 27, 29 ve 31 nolu tapu kayıtları revizyon gösterilerek,
1) 333 parsel 2013 m2 yüzölçümünde … …,
2) 334 parsel 3466 m2 yüzölçümünde … …, …, … …, … … ve … …,
3) 336 parsel 2306 m2 yüzölçümünde … …, …, … …, … … ve … …,
4) 337 parsel 3520 m2 yüzölçümünde … …,
5) 339 parsel 2640 m2 yüzölçümünde … …,
6) 348 parsel 5760 m2 yüzölçümünde … …, …, … …, … … ve … …,
7) 354 parsel 1120 m2 yüzölçümünde …, … … …,
8) 356 parsel 2400 m2 yüzölçümünde …, … … …,
9) 357 parsel 2440 m2 yüzölçümündeki … …,
10) 429 parsel 800 m2 yüzölçümünde … …,
11) 430 parsel 1040 m2 yüzölçümünde … …, …, … …, … … ve … …,
12) 454 parsel 12847 m2 yüzölçümünde … …,
13) 491 parsel 3446 m2 yüzölçümünde …, … … …,
14) 492 parsel 3426 m2 yüzölçümünde … …,
15) 493 parsel 2066 m2 yüzölçümünde … …, … …, …, … …, … …,
16) 495 parsel 2680 m2 yüzölçümünde … …,
17) 496 parsel 2146 m2 yüzölçümünde …, … … …,
18) 502 parsel 2480 m2 yüzölçümünde … …,
19) 505 parsel 1373 m2 yüzölçümünde …,
20) 507 parsel 800 m2 yüzölçümünde … …,
21) 508 parsel 2120 m2 yüzölçümünde … …, …, … …, … … ve … …,
22) 513 parsel 3426 m2 yüzölçümünde … … (ölümü ile mirasçıları … …, … … ve … …)

2- 2006/10929-2008/3203

23) 531 parsel 234 m2 yüzölçümünde … …,
24) 532 parsel yüzölçümünde … …,
25) 533 parsel 666 m2 yüzölçümünde …, … … …,
26) 534 parsel 126 m2 yüzölçümünde … …,
27) 535 parsel 378 m2 yüzölçümünde … …,
28) 545 parsel 3040 m2 yüzölçümünde … …,
29) 547 parsel 1067 m2 yüzölçümünde …, … … …,
30) 550 parsel 3280 m2 yüzölçümünde … …,
31) 553 parsel ev ve bahçe niteliğinde 1453 m2 yüzölçümünde … …, …, … …, … … ve … …,
32) 554 parsel ev ve bahçe niteliğinde 1186 m2 yüzölçümünde … …,
33) 555 parsel ev ve bahçe niteliğinde 2346 m2 yüzölçümünde … …,
34) 330 parsel 3120 m2 yüzölçümünde …, … … … adlarına tesbit edilmiştir.
Davacı … …, 493 sayılı parsel kendisi ve kardeşleri olan davalılar adlarına paylı olarak tesbit edilmişse de babalarından kalan bu parselin paylaşım sonucu kendisine kaldığını, davacı … … 502 ve 513 sayılı parsellerin kendisine babası … oğlu … oğlu … …’dan kaldığını, davacı … … da diğer tüm parsellerin murisi … … oğlu …’ye ait olup kendisinin de payının bulunduğunu, yine davacı … …, bu taşınmazlara revizyon gören tapu maliki … … oğlu …’den kızı … …’e intikal eden payı satın aldığı iddiası ile dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında çekişmeli taşınmazların orman niteliğinde olduğu hususunda uzman orman bilirkişi tarafından rapor düzenlenmesi üzerine, Orman Yönetimi davaya dahil edilmiş ve son oturumda Orman Yönetimi temsilcisinin çekişmeli taşınmazların orman niteliğinde olmaları nedeni ile 766 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince tescil harici bırakılmalarına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davacı Orman Yönetiminin davasının kabulüne, davacı gerçek kişilerin davalarının reddine ve çekişmeli taşınmazların orman niteliğinde olmaları nedeni ile tescil harici bırakılmalarına karar verilmiş ve bu ilk hükmün davacılar ve bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 27.01.1987 gün ve 1986/964-720 sayılı ilamı ile “uzman orman bilirkişisi raporunun gerekçeden yoksun olması nedeni ile itibar edilemeyeceği, tarafların dayandıkları tapu kayıtlarına itibar edilmeme sebebinin açıklanmadığı, öncelikle tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar huzuruyla yerine uygulanarak çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadıklarının belirlenmesi, daha sonra çekişmeli taşınmazların orman niteliğinde olup olmadıkları hususunda uzman orman bilirkişileri ile araştırma yapılması” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan araştırma sonucunda paya ilişkin olarak açılan kadastro tesbitine itiraz davasında gerçek hak sahibi yararına karar verme olanağı bulunmadığı” gerekçesi ile davacı Orman Yönetiminin davasının reddine, davacı … …’un davasının kabulüne ve 493 parselin bu davacı adına tapuya tesciline, diğer davacıların 502 ve 513 parsellere yönelik davalarının reddine, bu parsellerin tesbit gibi tapuya tescillerine, … …’dan intikal eden pay yönündeki talepten vazgeçilmiş olduğundan diğer taşınmazlar yönünden ise parsellere revizyon gören tapu kayıtlarında bir kısım payların mirasçı ve paydaş olmayan kişilere satışlar yapılması nedeniyle paylaşımın bozulduğu ve mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımının da işlemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne, davacılar ile davalılar adlarına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm dahili davacı Orman Yönetimi ile davacılar … … mirasçıları ve … … ile davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Yörede orman kadastro çalışması bu güne kadar yapılmamıştır.
1) Davacı … … mirasçılarının çekişmeli 502 ve 513 parsellere ilişkin temyiz itirazları yönünden:
Davacılar taşınmazların Haziran 317. D.tarih 31 nolu 3 dönüm yüzölçümündeki tapuda pay sahibi … oğlu … oğlu olan … …’dan kaldığını iddia etmekte iseler de 3 dönüm
-3-
2006/10929-2008/3203

yüzölçümündeki tapu kaydının, çok geniş yüzölçümlü olan dava konusu taşınmazlara uyduğunun kabul edilemeyeceği, ayrıca … oğlu …’nın veraset ilamı da dosyaya ibraz edilmediğinden davacı … …’ın bu kişi ile irsi bağları saptanamadığı gibi davacı … … ve mirasçılarının çekişmeli taşınmazlar üzerinde zilyetliklerinin de bulunmadığı, taşınmazların çok uzun yıllardan beri tesbit maliki olan davalı gerçek kişiler tarafından kullanıldığı anlaşıldığından Haziran 1317 tarih 31 nolu 3 dönüm yüzölçümlü tapuda 6/24 pay sahibi olan … oğlu …’nın ölüm tarihine göre 3402 Sayılı Yasanın 13/B-c maddesi gereğince tapu kaydının yasal değerini yitirmiş olması karşısında taşınmazlarda hak sahibi olmadıkları belirtilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı … … mirasçılarının temyiz itirazlarının reddi ile çekişmeli 502 ve 513 parsellere yönelik olarak hükmün onanması gerekmiştir.
2) Davacı … … ile … …’ın diğer tüm parseller hakkındaki temyiz itirazları yönünden; Davacı … … tüm parsellere revizyon gören tapuda 1334 yılında ölen … … oğlu …’nin pay sahibi olduğunu, bu sebeple parsellerde payının bulunduğunu iddia ederek, yine … … da tapu maliki olduğunu iddia ettiği … oğlu …’den kızı … …’e intikal eden payı haricen satın aldığını iddia ederek dava açmışlarsa da aşağıda izah edeceği gibi veraset ilamı ibraz edilen … … oğlu … ile tapu maliki …ndan … oğlu … aynı kişi olmadığı gibi bu parsellere revizyon gören herbiri üç dönüm yüzölçümlü iki adet tapu kaydının toplam yüzölçümü 300 dönümden fazla olan çekişmeli parsellere ait olduğu da kabul edilemeyeceğinden davalılar … … ile … … mirasçılarının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3) Orman Yönetiminin temyiz yönünden; yapılan keşif sonucu dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu konusunda bilirkişilerin rapor vermesi üzerine mahkemece Orman Yönetimi davaya dahil edilmiş, dava konusu parsellerin orman niteliği ile tescili istendiğinden tüm parsellerin 766 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman olarak tesbit harici bırakılmasına dair verilen mahkemen ilk kararı, davacı ve davalı gerçek kişilerin temyizi üzerine 7. Hukuk Dairesinin 27.01.1987 gün ve 1986/964-720 sayılı kararı ile “yapılan orman incelemesinin ve parsellerin tesbitine esas alınan tapu kayıtlarının uygulanmasının yetersiz olduğu, ayrıca tapu kayıtlarına değer verilmeme nedenlerinin karar gerekçesinde açıklanmamış olduğu, bu nedenle yeniden uzman orman bilirkişileri aracılığı ile orman araştırması yapılması ve tapu kayıtlarının da yerine uygulanması”na işaretle bozulmuş ve mahkemece de bozmaya uyulmakla Orman Yönetimi yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Yargıtayca bozulan bu ilk karar 766 Sayılı Yasanın yürürlüğü sırasında vazgeçilmiş ve Yargıtay incelemesi de aynı Yasa döneminde yapılmıştır. Bilindiği gibi, 766 Sayılı Tapulama Yasasının 48/c maddesi “Tapulama mahkemesinde görülmekte olan dava konusu gayrimenkuller hakkında davanın derdest bulunduğu süre içinde yapılacak diğer itirazlar”ın da Tapulama Mahkemesinde görülebileceği hükme bağlanmıştır.
766 Sayılı Yasanın 58. maddesi gereğince;
Kadastro davalarında sözlü yargılama yöntemi uygulanmaktadır. H.Y.U.Y.’nın 474. maddesinde davanın açılma biçimi belirtilmiştir. Sözlü usulde dilekçe ile ya da dava tutanağına geçirilen beyan ile dava açılabileceği gibi, aynı yöntemlerle tapulama mahkemesindeki davaya katılmak da mümkündür. 766 Sayılı Yasa hükümlerine göre Tapulama mahkemesinde dava açılırken başvurma harcı alınmadığı gibi davaya katılma halinde de harç alınmamaktadır. Dava dosyası içinde Orman Yönetiminin katılma dilekçesi bulunmamaktadır. Yirmi yılı aşkın süreden beri devam eden ve büyük bir koli haline gelmiş dava dosyasında verilen katılma dilekçesinin kayıp olduğu düşünülebilirse de bir an için Orman Yönetimi tarafından katılma dilekçesi verilmemiş olsa bile Orman Yönetimi temsilcisi, dava konusu parsellerin orman olarak Hazine adına tescilini istediği ve bu beyanlarının duruşma tutanaklarına geçirildiğine göre, Yönetimin 766 Sayılı Yasanın 48/c maddesi gereğince davaya katıldığının kabulü gerekir. 7. Hukuk Dairesinin 02.07.1975 gün ve 1974/4498-3772 sayılı kararında “davanın ihbarı üzerine duruşmaya gelen Hazine vekili usulen davacı olmuş ve kayıt miktar fazlasının Hazineye verilmesini istemiş olduğuna göre, Hazinenin bu isteği Tapulama Yasasının 48/c madde hükmüne uygundur” (Ozanalp 756 Sayılı İçtihat), Somut olayda; hükmün e uyulan 7. Hukuk Dairesinin 27.01.1987 gün ve 1986/964-720 sayılı kararında
-4-
2006/10929-2008/3203

Orman Yönetiminin davaya katıldığı, dolayısıyla davada taraf olduğu kabul edilerek orman konusunda araştırmanın yetersiz olması nedeniyle hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulduğuna göre Orman Yönetimi yararına oluşan usuli kazanılmış hak gereği, bozma kararında belirtilen araştırmaların yapılıp sonucuna göre karar verilmesi zorunludur.
Diğer taraftan; mahkemece paya yönelik olarak açılan davada gerçek hak sahibi adına tescil kararı verilemeyeceği gerekçesiyle katılan Orman Yönetiminin davasının reddine karar verilmiştir. 766 Sayılı Yasanın 54. maddesindeki “Tapulama hakimi, tarafların delillerini topladıktan sonra re’sen tahkikatı genişletmek lüzumlu gördüğü, diğer delilleri toplayıp delilleri serbestçe takdir ederek elde edeceği kanaate göre dava konusu taşınmazı gerçek hak sahibi adına tescil etmek zorundadır” şeklindeki gerçek hak sahibi adına tescil kararı verme zorunluluğu 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesinde yazılı üç halle sınırlandırılmıştır. Bunlar;
a) Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar malik tespiti yapılamıyorsa,
b) Mahkemelerden devredilen dosyaların kapsamından malik tespit yapılamıyorsa,
c) Dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, kadastro hakimi re’sen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmazı gerçek hak sahibi adına tescil etmek zorundadır.
Hükmüne uyulan bozma kararı gereği ve usul ekonomisi yönündn usulen dava konusu parsellerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı konusunda gerekli araştırmanın yapılması gerekir.
Eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli;kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
4) Tesbit maliki davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarına gelince:
Çekişmeli taşınmazlara 3 dönüm yüzölçümünde sınırları Doğusu: … Batısı: …, Kuzeyi: genel yol, Güneyi: … tarlaları olan … mevkiindeki Haziran 317 D. tarih 27 ve 31 nolu tapu kaydı ile yine 3 dönüm yüzölçümünde … mevkiinde sınırları Doğusu: …,

-5-
2006/10929-2008/3203

Batısı: …, Kuzeyi; yol, Güneyi: … tarlaları olan tapu kayıtlarından intikal eden toplam 6 dönüm yüzölçümündeki 2 adet tapu kaydı revizyon gösterilerek paylaşım ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1984 yılında davalı gerçek kişiler adlarına kadastro tespit tutanakları düzenlenmiştir. Davacılar bu tapulardan … mevkiindeki Haziran 317 D.tarih 27 nolu tapuda 1/64 pay sahibi … … Efendi bin …’in ve yine Haziran 317 D.tarih 31 noda 3/24 pay sahibi … …’nin miras bırakanları olduğunu ve dosyadaki Gerze Sulh Hukuk Mahkemesinin 31.07.1981 tarih 1981/64-147 sayılı veraset ilamında 1334 yılında ölen … … oğlu …’nin mirasçıları oldukları iddiası ile dava açmışlardır. Davacılar, işte bu veraset ilamında ismi geçen ve 1334 (1918) yılında ölen … … oğlu …’nin tapu kayıtlarında pay sahibi … … ve … … olduğunu ve kendi miras bırakanları olduğunu iddia etmektedir. Veraset ilamından … … oğlu …’nin 1334 yılında öldüğü ve geriye mirasçı olarak eşi … ile çocukları …, …, ,…’ye kaldığı görülmektedir. Çekişmeli parsellere revizyon gören tapu kayıtları incelendiğinde … mevkiindeki Haziran 317 D.tarih 27 ve … mevkiinde Haziran 1317 tarih 29 numuaralı tapu kaydının 4 hissede 1 hissenin nısfına yani 1/16 payına maliki olan …’ndan … oğlu … ve … adına kayıtlı olduğu ve 1/32 payın …’ndan …’in oğlu …’den satın aldıkları, aynı tapunun 1/4 payının … … 1 pay 4 pay kabul edilerek bu payın yarısının (3/24) … … ve 3 (3/24) payına kardeşleri … çocukları, …, … ve … ve 1/4 (6/24) payına … oğlu … ve 1 (6/24) payına da … … ve …’in malik olduğu görülmektedir. … mevkiindeki 3 dönüm yüzölçümündeki Haziran 317 D. Tarih 29 nolu tapu kaydındaki maliklerde … mevkiindeki Haziran 317 D.tarih 27 nolu tapu kaydındaki malikler ile aynıdır. Görüldüğü gibi, … mevkiindeki Haziran 317 D.tarih 27 ve 31 nolu tapularda malik olarak gözüken kişi … … oğlu … ile Danferoğullarından … oğlu … ve bu …nin kardeşleri olduğu belirtilen …, … ve …’in baba adları da Mehmettir. … mevkiindeki Haziran 317 D.tarih 29 nolu tapu maliki de … oğlu …’dir. Danacıoğullarından …’ın oğulları … ve … Haziran 1317 tarih 27 ve 29 nolu tapudaki 1/32 payı Danferoğullarından … oğlu …’den satın almışlardır. Halbuki dosyaya ibraz edilen veraset ilamında davacıların miras bırakanı 1334 yılında ölen … … oğlu …’dir. Bu durumda çekişmeli taşınmazlara revizyon gören … ve … mevkiindeki tapu kayıtlarında malik olarak gözüken … oğullarından … oğlu … ve …ndan … oğlu … ile sözü edilen veraset ilamında adı yazılı 1334 yılında ölen … … oğlu …’nin aynı kişi olmadıkları anlaşılmaktadır. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların tümü davacı … … ile … …’ın çekişmeli taşınmazlarda hiçbir zaman zilyet olmadıklarını taşınmazların uzun yılardan beri tesbit malikleri tarafından paylaşıma uygun olarak kullanıldığını bildirdikleri gibi, davacıların da taşınmazlarda zilyet oldukları veya önceki yıllarda kullandıkları hususunda bir iddiaları bulunmamaktadır. Bir an için tapu maliki …ndan … oğlu … …’nin veraset ilamında yazılı davacıların miras bırakanı olduğu iddia edilen … … oğlu … olduğu kabul edilse dahi … oğlu … 1334 yılında ölmüştür. Tapu kayıtları paylı olarak yani müşterek mülk olarak kayıtlıdır. Bu tür tapularda belirli payın diğer müşterek mülk paydaşları ya da 3.cü kişiler tarafından kullanılması halinde, kullanan ve zilyet eden kişiler yararına 3402 Sayılı Yasanın 13/B-c maddesinde yazılı “kayıt sahibi 20 yıl önce ölmüş veya gaipliğine hükmedilmiş veyahut tapu sicilinden malikinin kim olduğu anlaşılamamış ise çekişmesiz ve aralıksız 20 yıl müddetle ve malik sıfatı ile zilyet bulunan kimse adına tesbit olunur” hükmü gereğince, tapu kaydına değer verme olanağı da kalmamıştır.
Gerze Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/296 (bozulmakla 1970/18E) sayılı elatmanın önlenmesi davası davacı …, …, … … ile davalılar … …, … … ve … …arasında görülmüştür. Bu davada davacılar … ve … … davacı değillerdir. Bu sebeple sözü edilen dosyada verilen 19.04.1973 tarih 1973/18-596 sayılı elatmanın önlemesine ilişkin kararın temyize konu davada davacılar yararına bir hak sağladığı da kabul edilemez.

-6-
2006/10929-2008/3203

Toplam yüzölçümü 6 dönüm olan 2 adet tapu kaydı 314, 328 ila 363, 429 ila 437, 483 la 567 numaralı parsellere revizyon görmüştür. Çekişmeli taşınmazlara ilişkin kadastro tesbit tutanaklarına göre parsellerin yüzölçümlerinin toplamı 300 dönümden fazladır. Tapu kaydının revizyon gördüğü bu parsellerin tümüne uyduğu kabul edilemez. Çünkü, çekişmeli taşınmazların sınırında tesbit harici yapılan incelemeye göre orman niteliğinde olan yer bulunmaktadır. Dosya içindeki 2004 tarihinde alınan uzman orman bilirkişi kurulu raporlarında da çekişmeli taşınmazların bir bölümünün eski tarihli memleket haritasında ormanlık alanda kaldığı ve bir bölümün de halen ve fiilen eylemli durumda orman niteliğinde olduğu belirtildiği gibi Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/296E (bozulmakla 1973/18 E ) sayılı kararının eki olan ve dosyadaki 27.08.1963 tarihli keşiften sonra fen bilirkişisi … … tarafından düzenlenen 28.08.1963 tarihli krokide dava konusu taşınmazın 38.934 m2’lik bölümünün ve 22.4.1961 tarihli keşiften sonra fen bilirkişisi … … tarafından düzenlenen krokide ise 48.164 m2’lik bölümün ormandan açılarak tarla haline getirildiği belirtilmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi gerekli orman araştırması yapılan dava konusu parsellerin orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde davacıların davalarının reddine, çekişmeli taşınmazların tesbitte belirtilen payları oranında davalılar adlarına tescillerine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ : 1) Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenler ile davacı … ve … … mirasçılarının temyiz itirazlarının REDDİNE, peşin alınan temyiz harıcının istek halinde kendilerine iadesine,
2) 3.bentte açıklanan nedenler ile Orman Yönetiminin, 4. bendde açıklanan nedenlerle davalı tesbit maliki gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimi ile davalı gerçek kişilere iadesine 28/02/2008 günü oybirliği ile karar verildi.