Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/1353 E. 2006/3532 K. 20.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1353
KARAR NO : 2006/3532
KARAR TARİHİ : 20.03.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesidavalı Hazine temsilcisi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü102 ada 206 parsel sayılı 3365 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ham … niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı …, taşınmazı 25/02/1986 tarihli senet ile … ‘dan satın aldığı ve zilyetliğinde olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Orman Yönetimi taşınmazın orman bitişik olması nedeniyle davaya müdahil olmuştur. Mahkemece, müdahil Orman Yönetiminin davasının reddine davacının davasının kabulüne ve dava konusu parselin krokide (C)= 2465 m2’lik kısmının davacı, (A)=500 m2 bölümünün davalı … … ve (B)=400 m2’lik bölümünün ise davalı … adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ile evvelce sınırlaması yapılması ormanlarda 2/B madde uygulaması 13/05/1998 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; Tahdidin kesinleştiği yerde bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı, kesinleşen tahdit haritasının yöntemince o yere uygulanması suretiyle olur. 58 nolu orman kadastro komisyonunun 13/05/1998 tarihli Askı ilan tutanağında İbrahimözü Beldesinde orman kadastrosu ve 2/B uygulaması çalışmasının yanında evvelce sınırlaması yapılmış, ormanlarda 2/B madde uygulamasından söz edilmektedir. Mahkemece ilk tahdit, ablikasyon ve 2/B madde uygulamalarına ilişkin işe başlama, çalışma ve işi bitirme tutanaklarının getirtilmediği gibi, müzekkereye verilen cevapta, parsel numarası belirtilmediğinden orman kadastro haritasının gönderilmemiş olduğundan söz edilerek tahdit haritası dosyaya konulmamış, hükümde taşınmazın (C) ile işaretli bölümünün yüzölçümünde belirtilmemiştir. Uzman orman yüksek mühendisi raporunda; çekişmeli taşınmazın 1949 ve 1957 yılı başının memleket haritasında ve 1964 çekimli … fotoğrafında beyaz renkli ormansız alanda kaldığını ve 150 – 151 ve 152 nolu OTS taşlarının solunda orman tahdidi dışında kaldığını ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu söylemiş ve haritalardaki yerini nokta olarak göstermiş ve bu rapora dayanılarak hüküm kurulmuşsa da, uzman bilirkişi tarafından tahdit haritasıyla irtibatlı kroki düzenlenmediğinden ve kadastro paftası ölçeği ile tahdit haritası ve memleket haritası ölçekleri denkleştirilerek bir uygulama yapılmadığından rapor denetlenememiştir. Bilirkişi raporu bu haliyle yetersiz olup, uzman bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu nedenle, öncelikle tahdide ilişkin bütün tutanak ve haritalar bulunduğu yerden getirtildikten sonra, mahkemece, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli ayrıca, memleket haritası ve … fotoğraflarındaki taşınmazın konumu kadastro paftasının ölçeğiyle denkleştirilerek gösterilmeli ve oluşacak sonuca göre ve infaza olanak verecek şekilde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de; ham … niteliğiyle Hazine adına tesbiti yapılan taşınmaz üzerinde davacı dışında zilyetliklerinin varlığı saptanan … … ve …’in 3402 Sayılı Yasanın 26/D. maddesine göre harçlı olarak davaya aslı müdahil sıfatıyla bir katılımların bulunmadığına ve aynı yasanın 30/2. maddesinde öngörülen ve resen araştırmayı gerektiren bir durum da somut olayda olmadığı halde mahkemece … ve … ‘un davaya dahilleri sağlanarak adlarına tescile karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekili temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 20/03/2006 günü oybirliği ile karar verildi.