YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15616
KARAR NO : 2023/386
KARAR TARİHİ : 26.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI :
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Karasu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli ve 2016/148 Esas, 2016/309 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel taciz suçundan beraat kararı verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.09.2020 tarihli ve 14-2016/187157 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz isteği; hükmün bozulmasına, kararın usul ve yasaya aykırı olmasına, suçun sübuta erdiğine, sanığın kendisine karşı cinsel içerikli söz ve davranışlarda bulunduğuna, kendisinin köy imamı olduğu ve olaydan sonra köy içerisindeki konumunun sarsıldığına, kararı temyiz etme iradesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay günü sanığın katılana “Of yavrum tam bana göre” demesi şeklinde iddia edilen eyleminde, sanığın savunmasına, tanık beyanının katılanın iddialarını doğrulamamasına, katılanın soyut iddiaları dışında her türlü şüpheden uzak somut, inandırıcı, kesin deliller elde edilememesi gerekçeleriyle atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verildiği görülmüştür.
IV. GEREKÇE
1. Gerekçeli karar başlığında katılanın, müşteki olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
2. Olayın intikal şekli ve süresi, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alınıp, kovuşturma aşamasında dinlenen tanık M… ‘nin ve yine soruşturma aşamasında beyanına başvurulan tanık H…’nin görgüye dayalı beyanlarının bulunmadığı kabul edilmiştir. Katılanın, tanık M… ‘nin olay yerinde olmadığına ilişkin beyanı göz önüne alınarak her ne kadar kovuşturma aşamasında dinlenen tanık M… ‘nin beyanına itibar edilmiş ve hükmün gerekçesinde yer verilmiş olsa da, bu husus yukarıda açıklanan nedenle bozma sebebi olarak görülmemiştir. Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek verilen beraat hükmünde hukuka aykırılık görülmemiş, bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe de iştirak edilmemiştir.
3. Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre mahkemece kabul ve takdir kılınmış beraat hükmü usul ve kanuna uygun bulunduğundan katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Karasu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli ve 2016/148 Esas, 2016/309 Karar sayılı kararında katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye … ve …’nin karşı oyuyla ve oy çokluğuyla ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.01.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy)
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Olay günü sanığın katılana “Of yavrum tam bana göre” demesi şeklinde gerçekleşen eyleminde, olay öncesinde sanıkla arasında dosyaya yansıyan herhangi bir husumet bulunmayan ve köy imamı olan katılanın aşamalardaki samimi anlatımları ile katılan beyanıyla uyumlu soruşturma aşamasında bilgi sahibi sıfatıyla alınan tanık Hüseyin’in ifadesi ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, mevcut haliyle sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 105/1. maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçunu oluşturduğu kanaatinde olduğumuzdan beraat hükmünün onanmasına yönelik sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz.