YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9459
KARAR NO : 2008/10335
KARAR TARİHİ : 30.10.2008
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki ihtiyati hacze itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde ihtiyati hacze itiraz edenler vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İhtiyati haciz isteyen vekili, genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredinin ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edildiğini belirterek, 129.114.72 YTL alacağın temini için ihtiyati haciz isteminde bulunmuş, talep uygun görülerek mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz edenler vekili, kredi sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, ihtarların İİK.’nun 68. maddesindeki hükümlere uygun olmadığını, süresinde ihtarnamelere ve hesap özetlerine itiraz edildiğini belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, itirazın İİK.’nun 265. maddesi kapsamında olmaması nedeniyle itirazın reddine karar verilmiştir.
İİK.’nun 259. maddesi uyarınca, “İhtiyati haciz istiyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecburdur. Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz. Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder.” Bu hüküm uyarınca, kural olarak ihtiyati haciz isteyenin teminat yatırması bir zorunluluktur. Teminatsız ihtiyati haciz kararı verilemez. Teminatın amacı, anılan kanun hükmünde açıkça belirtildiği üzere hem borçlunun hem de üçüncü kişilerin ihtiyati haczin haksızlığının anlaşılması halinde uğradıkları zararların güvence altına alınmasıdır. Teminat olarak nelerin gösterilebileceği HUMK.’nun 96. maddesinde sayılmıştır.
Kural olarak teminatsız ihtiyati haciz kararı verilemez ise de, kanunlarda teminat alınmayacağına ilişkin istisnai hükümlerin bulunması halinde, bu istisnai hükümlerin amacı ve kapsamı ile sınırlı olarak teminat aranmaksızın ihtiyati haciz kararı verilebilir. İİK.’nun 259. maddesinde ilama dayanan alacaklarda teminat aranmayacağı, ilam niteliğindeki belgelerden … alacaklarda ise teminatın gerekip gerekmediğinin hakimin takdirine bağlı olduğu belirtilmiştir. İİK.’nun 301/II. hükmünde de konkordatonun reddi halinde teminatsız ihtiyati haciz kararı verileceği öngörülmüştür. Teminatsız ihtiyati haciz kararı verilebileceğine ilişkin istisnai hükümler İİK. dışında bazı özel kanun hükümlerinde de yer almaktadır. Örneğin, Bankacılık Kanununun 140/IV hükmünde kamu tüzel kişiliği olan TMSF’na, aynı kanunun geçici 13. maddesinde, sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan yada hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalara (Tasfiye Halinde T. … Bankası A.Ş. dahil), 4603 sayılı … … … Bankası, T. … Bankası A.Ş. ve T…. Bankası A.Ş. hakkında Kanunun geçici madde 4/II hükmü uyarınca kanunun adında sayılan bankalara bu konuda istisna tanınmıştır. Bu nedenlerle kanunda açıkça tanınan istisnalar dışında teminat gösterilmeksizin ihtiyati haciz kararı verilemez.
İhtiyati hacizde teminatın amacı, haksız ihtiyati haciz nedeniyle uğranılan zararın, alacaklı tarafından karşılanmaması veya karşılanamaması riskine karşı hakkında ihtiyati haciz kararı verilen borçluya veya üçüncü kişilere güvence sağlamaktır. Somut olayda ihtiyati haciz isteyen banka, mahkemenin istediği % 10 teminat için kendisine ait teminat mektubunu vermiş, mahkeme de bu teminat mektubunu kabul etmiştir. 11.6.1969 tarih, 1969/4 Esas, 1969/ 6 Karar sayılı Yargıtay İçtihadi Birleştirme kararında, “Banka teminat mektuplarının mahiyet itibariyle Borçlar Kanununun 110. maddesinde sözü edilen 3. kişinin fiilini taahhüt niteliğinde bir … akdi olduğu” belirtilmiştir. Öğretide belirtildiği üzere, bir bankanın kendi borcu için teminat mektubu vermesi hukuki herhangi bir sonuç doğurmaz. Bir kimse nasıl kendi borcu için kefalet veremezse, kendi borcu için … vermesi de geçerli olamaz. Bir bankanın bu nedenle, kendi borcunu (lehtar) teminen, örneğin mahkemeye verdiği teminat mektubu – bankanın (A) şubesinin (B) şubesi (lehtar) lehine teminat mektubu vermesi – bir … niteliği taşımaz. Bir teminat mektubunda aynı kişinin hem … veren, hem de fiili taahhüt edilen kişi (lehtar) olması mümkün değildir. (…, S.: Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, … 1997, s.67). Banka, teminat mektubu ile bir şahsın borcunu yerine getirmesini ve yerine getirmediği takdirde, teminatı alan şahıs için doğacak tehlikeleri kısmen veya tamamen üzerine almıştır. Bu nedenle bankanın verdiği teminat mektubu, ihtiyati haciz kararı alınabilmesi için yerine getirilen biçimsel bir koşul değil, ileride zararın kısmen veya tamamen karşılanamaması halinde zarara uğrama ihtimali olan borçlu veya üçüncü kişiler için doğacak tehlikeleri kısmen veya tamamen teminat altına alan bir işleve sahiptir. Bankanın ihtiyati haciz taleplerinde kendi teminat mektubunu verebileceğinin kabulü halinde teminat mektubunun bir riski … ettiği … sürülemez. Bilakis, riskin … edilmediği, bankaların ihtiyati haciz taleplerinde teminat aranmayacağı şeklinde kabul edilmesi mümkün olmayan bir sonuç ortaya çıkar. Kamu bankalarının yanı sıra TMSF gibi kamu tüzel kişiliği olan bir kurumun dahi ihtiyati haciz taleplerinde teminat aranmayacağı, ancak özel kanun hükümleri ile yapılan düzenlemeler sayesinde mümkün hale gelmişken, özel hukuk tüzel kişisi olan bir bankanın,
teminat mektubunun mahiyetiyle bağdaşmayan bir yorumla teminattan muaf tutulmasının kabulü mümkün değildir. Özellikle mali yapısı çok güçlü … veya uluslararası şirketlerin bulunduğu dikkate alındığında, özel kişiler arasında Anayasa’nın 10. maddesinde güvence altına alınan eşitlik ilkesine aykırı şekilde bankalara, kanunlarla tanınmayan bir imtiyazın sağlanması da isabetli olmaz. Zira, bankalar kural olarak özel hukuk hükümlerine tabi olup, ancak kanunlarda açıkça belirtilen imtiyazlardan yararlanabilirler.
Yukarıda açıklanan nedenlerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.