Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2023/1474 E. 2023/1036 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1474
KARAR NO : 2023/1036
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

1. Sanık … hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan hükmün temyiz edilmediği, katılan … vekilinin sanıklar … ve … hakkında hırsızlık, … yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerini yalnızca vekalet ücreti yönünden temyiz ettiği, katılan … vekilinin temyiz isteminin sanık … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme veya örgüte üye olma suçundan kurulan beraat hükmü ile sınırlı olduğu; sanıklar … ve … hakkında katılan … Başkanlığına yönelik hırsızlık, … yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından mahkûmiyet kararı verildiği, sanık … hakkında hırsızlık, … yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz edilmediği,
2. Başka suçtan Seydişehir-Eşen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan sanık …’a, kararın cezaevi aracılığıyla 03.12.2015 tarihinde tebliğ edildiği, kararın yasa yolu bildiriminde sanığa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 263. maddesine göre bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceği belirtilmediği gibi cezaevinde yapılan gerekçeli karar tebliği işleminin de 5271 sayılı Kanun’un 35/3. maddesine uygun şekilde okunup anlatılmaması nedeniyle geçersiz olduğu, ancak; sanığın 03.11.2017 tarihinde temyiz mahiyetinde dilekçe sunduğunun anlaşılması karşısında; sanık …’ın öğrenme üzerine yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek ve … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.2017 tarihli ve 2011/626 Esas, 2015/734 Karar sayılı ek kararı ile … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2017 tarihli ve 2017/1116 D. … sayılı kararının kaldırılmasına karar verilerek,
3. Katılan …’ın yokluğunda verilen kararın, son bilinen adresine Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğe çıkarılması gerektiği gözetilmeden, katılanın doğrudan MERNİS adresinde 21.12.2015 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapılan karar tebliği işleminin geçersiz olması nedeniyle katılan … vekilinin temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1. Sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme veya örgüte üye olma suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme veya örgüte üye olma suçlarından gerçek ve tüzel kişilerin doğrudan zarar görme ihtimalinin olmaması nedeniyle bu suç bakımından davaya katılma hakları bulunmayan katılanlar …, … ve … vekillerinin anılan hükümleri temyiz etme yetkileri olmadığından, sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında örgüt kurma veya yönetme veya örgüte üye olma suçlarından kurulan beraat hükümlerine ilişkin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298/1 maddesi gereğince REDDİNE,
2. Sanıklar …, …, … ve … hakkında şikâyetçi.’a yönelik hırsızlık, … yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme, sanıklar …, … ve … hakkında mağdur …’a yönelik hırsızlık, … yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme, sanık … hakkında katılan …’a yönelik … yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme ile sanık … hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
1. Katılan …’ın 17.12.2010 günü saat 18.30 sıralarında ayrıldığı … yerine girildiğini 18.12.2010 günü saat 08.00 sıralarında fark ettiği, bahsi geçen … yerinden çalınan kartın ilk kez 18.12.2010 günü saat 07.11’de kullanıldığının tespit edildiği, UYAP’tan alınan güneşin doğuş ve batış zamanlarını gösteren çizelgeye göre suç tarihinde güneşin batış saatinin 16.31, doğuş saatinin ise 06.45 olduğu ve gece vaktinin saat 17.31’de başlayıp saat 05.45’e kadar devam ettiğinin anlaşılması karşısında, suç saatinin kesin olarak tespit edilememesi sebebi ile şüphe, sanık … lehine yorumlanarak … yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun gündüz işlendiğinin kabulü gerektiği ve dosya kapsamına göre … yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun birden fazla kişi ile birlikte işlenmediği,
2. Şikâyetçi … Yıldırım’ın 05.03.2011 günü saat 18.00 sıralarında ayrıldığı işyerinden hırsızlık yapıldığını 07.03.2011 günü saat 08.00 sıralarında fark ettiğini beyan ettiği, UYAP’tan alınan güneşin doğuş ve batış zamanlarını gösteren çizelgeye göre suç tarihinde güneşin batış saatinin 17.45, doğuş saatinin ise 06.01 olduğu ve gece vaktinin saat 18.45’te başlayıp saat 05.01’e kadar devam ettiği; mağdur …’ın işyerinden 25.01.2011 günü saat 19.00 ile 26.01.2011 günü saat 08.00 arası bir zaman diliminde hırsızlık yapılmaya teşebbüs edildiğini ifade ettiği, UYAP’tan alınan güneşin doğuş ve batış zamanlarını gösteren çizelgeye göre suç tarihinde güneşin batış saatinin 17.02, doğuş saatinin ise 06.45 olduğu ve gece vaktinin saat 18.02’de başlayıp saat 05.45’e kadar devam ettiği ve olay günü sanıklar tarafından kullanıldığı değerlendirilen cep telefonlarının suça konu işyerleri yakınındaki baz istasyonundan sinyal vermiş olmasının iddia edilen suçların gece vakti işlendiğine dair tek başına delil teşkil etmediğinin anlaşılması karşısında; suç saatlerinin kesin olarak tespit edilememesi sebebi ile şüphe sanıklar lehine yorumlanarak şikâyetçi. ile mağdur …’a yönelik hırsızlık ve … yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarının gündüz vakti işlendiğinin kabulü gerektiği,
3. Sanık …’ın 24.01.2011 tarihinde alınan beyanında; suça konu bilgisayarı yaklaşık 1 ay önce satın aldığını ifade etmesi karşısında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu bakımından suç tarihinin sanık lehine 24.12.2010 olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanıklar …, …, … ve …’ın şikâyetçi …’ın … yerine gündüz vakti pencere camı ile bahçeyi çevreleyen telleri eğmek suretiyle girip fotoğraf makinası çaldıkları; sanıklar …, … ve …’ın mağdur …’e ait … yerine gündüz vakti darabası üzerindeki asma kilidi kırıp, kapı üzerindeki kilit kısmına zarar vererek hırsızlık amacıyla girdikleri; sanık …’in katılan …’a ait işyerinin çelik kapısını kırıp rızaya aykırı olarak gündüz vakti kabul edilen zaman diliminde … yerine girdiği ve sanık …’ın işyerinden ele geçirilmiş olan bilgisayarı suç eşyası olduğunu bilerek satın aldığının iddia edildiği somut olaylar bakımından; sanıkların eylemlerinin suç tarihi itibariyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 116/2, 151/1 ve 165/1. maddelerinde düzenlenen hırsızlık, … yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme ve suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçlarını oluşturduğu, bu şuçlar için öngörülen cezaların üst sınırlarına göre 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddeleri uyarınca hesaplanan 12 yıllık zamanaşımı sürelerinin, sırasıyla 06.03.2011, 25.01.2011, 18.12.2010 ve 24.12.2010 olan suç tarihlerinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … ve … müdafileri ile sanık … ve …’ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
3. Sanık … hakkında katılan … ve …’a yönelik mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
UYAP kayıtlarına göre sanığın hükmün açıklandığı 16.11.2015 tarihli duruşmada Ceza İnfaz Kurumunda bulunmadığı anlaşıldığından; sanık bakımından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; hüküm fıkrasında katılan …’ın adının “Fikri İşgüzar” olarak hatalı yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiş; TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
… 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2015 tarihli ve 2011/626 Esas, 2015/734 Karar sayılı kararında sanık … müdafii ile katılan … vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık … müdafii ile katılan … vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
4. Sanık … hakkında katılanlar …, …, … ve şikâyetçi …’a yönelik hırsızlık, … yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme, katılanlar … ve …’a yönelik hırsızlık ve … yeri dokunulmazlığının ihlali, katılan …’a yönelik hırsızlık, şikâyetçi Ayda Atmaca’ya yönelik suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu; sanık … hakkında katılan … ile şikâyetçiler … ve …’e yönelik hırsızlık, … yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme; sanık … hakkında; katılan …, şikâyetçiler … ve …’e yönelik hırsızlık, … yeri/konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme; sanık … hakkında; şikâyetçi …’a yönelik hırsızlık, … yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme; sanık … hakkında katılanlar …, …, …, …, …, şikâyetçiler … ve …’e yönelik hırsızlık, … yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede;
Sanık … hakkında şikâyetçi …’e yönelik hırsızlık, … yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından zamanaşımı içerisinde karar verilebileceği mümkün görülerek ve sanık …’in katılan …’a yönelik hırsızlık eyleminin TCK’nın 142/2-d. maddesinde düzenlenen suça uyduğu anlaşılmakla bu suç bakımından zamanaşımının dolmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
UYAP kayıtlarına göre sanık …’in hükmün açıklandığı 16.11.2015 tarihli duruşmada Ceza İnfaz Kurumunda bulunmadığı anlaşıldığından; sanık bakımından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının sanık … hakkında uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre sanık … bakımından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. Hüküm tarihinde sanık …’nin … 2 No’lu T tipi, sanık …’nin … M Tipi, sanık …’ın … E Tipi, sanık …’ın Seydikemer-Eşen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduklarının anlaşılması karşısında; sanıklara duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemedikleri sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün açıklandığı 16.11.2015 tarihli duruşmada hazır edilmeyerek hükümlülüklerine karar verilmesi suretiyle, sanıklar …, …, … ve …’ın CMK’nın 196. maddesine aykırı olarak savunma haklarının kısıtlanması,
2. Yürütülen bir suç soruşturması veya kovuşturması dolayısıyla telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri CMK’nın 135. maddesinde düzenlenmiş olup; anılan madde uyarınca; suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, suç tarihi itibariyle hakim veya gecikmesinde sakınca olan halde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Aynı maddenin 8. fıkrasında, dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümlerin ancak, bu fıkrada katalog şeklinde sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabileceği belirtilmiş, 9. fıkrada ise, maddede belirtilen usuller dışında hiç kimsenin, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemeyeceği ve kayda alamayacağı hükme bağlanmıştır. Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yürütülmekte olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan, ancak başka bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek şekildeki “tesadüfen elde edilen deliller” CMK’nın 135/8. maddesinde düzenlenen katalog kapsamındaki suçlara ilişkin ise, soruşturma ve kovuşturmada delil olarak kullanılabilmektedir. Buna karşın CMK’nın 138/2. maddesinin açıklığı karşısında katalog kapsamında yer almayan suçlara ilişkin kayıtların delil olarak kullanılması mümkün değildir. Kanunda, kişiler arasında telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi yalnızca belirli ağırlıktaki suç tipleri bakımından meşru kabul edilmiş, bunlar dışındaki suçlar yönünden ise özel hayatın ve haberleşmenin gizliliğinin korunmasına ilişkin yarar üstün tutulmuştur. İncelenen dosyada sanık …’in hakkında katalog kapsamındaki suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan iletişimin denetlenmesi kararı uygulanması sırasında hırsızlık, … yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarını da işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine hükmolunmuş ise de, yukarıda yapılan açıklamalar karşısında, suç tarihi itibariyle hırsızlık, … yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarının CMK’nın 135/8. maddesi kapsamında bulunmaması nedeniyle anılan dinleme kayıtlarının aynı Kanun’un 138/2. maddesi gereğince bu suçların delili olarak kullanılamayacağı, her ne kadar sanık tarafından kullanıldığı değerlendirilen cep telefonları bir kısım suç tarihlerinde suça konu işyerleri yakınındaki baz istasyonlarından sinyal vermiş ise de; bu durumun sanığın iddia edilen … yerlerinden hırsızlığı gerçekleştirdiğine dair tek başına delil teşkil etmediği, sanığın tüm aşamalarda üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğinin anlaşılması karşısında; sanık …’in katılanlar …, …, … ve şikâyetçi …’a yönelik hırsızlık, … yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçları bakımından atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, mahkûmiyetine yeter nitelikte, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
3. Katılan …’ın işyerine çelik kapı kırılarak girilmesinden sonra evrakların arasında bulunan kasa anahtarı kullanılmak suretiyle çelik kasanın açıldığını ve çelik kasa içerisindeki birkısım eşyaların çalındığını beyan etmesi, olay yeri inceleme raporunda da bu hususun doğrulanarak anahtarın kasa üzerinde bulunduğunun belirtilmesi karşısında; sanık …’in katılan …’a yönelik eyleminin, suç tarihi itibariyle TCK’nın 142/2-d. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanun’un 142/1-b. maddesi ile uygulama yapılması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
4. Katılan …’ın 13.03.2011 günü saat 18.00 sıralarında kapattığı işyerinden hırsızlık yapıldığını 14.03.2011 günü saat 08.00 sıralarında fark ettiğini beyan ettiği, dosya içeriğine göre 04.02 ile 06.54 saatleri arasında sanığın olay yeri çevresinde bulunduğunun tespit edildiği, UYAP’tan alınan güneşin doğuş ve batış zamanlarını gösteren çizelgeye göre suç tarihinde güneşin doğuş saatinin 05.50 olduğu ve gece vaktinin saat 04.50’ye kadar devam ettiği; katılan …’ın 30.07.2011 günü saat 20.00 sıralarında kapattığı işyerinden hırsızlık yapıldığını 01.08.2011 günü saat 07.50 sıralarında fark ettiğini beyan ettiği, dosya kapsamına göre HTS kayıtlarının suçun işlendiği saati gösterdiğine dair kesin delil niteliğinde bulunmadığı, UYAP’tan alınan güneşin doğuş ve batış zamanlarını gösteren çizelgeye göre, yaz saati uygulaması da dikkate alındığında suç tarihinde güneşin doğuş saatinin 05.43, batış saatinin 19.53 olduğu ve gece vaktinin saat 20.53’te başlayıp saat 04.43’e kadar devam ettiğinin anlaşılması karşısında, suç saatlerinin kesin olarak tespit edilememesi sebebi ile şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği hırsızlık ve … yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarının sanık lehine gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden ve suçun gece vakti işlendiğine ilişkin kanıtlar denetime olanak verecek biçimde karar yerinde gösterilip tartışılmadan, sanık … hakkında katılanlar … ve …’a yönelik hırsızlık ve … yeri dokunulmazlığının ihlâli suçları bakımından TCK’nın 143. ve 116/4. maddelerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
5. Katılan …’ın 17.12.2010 günü saat 18.30 sıralarında ayrıldığı işyerine girildiğini 18.12.2010 günü saat 08.00 sıralarında fark ettiği, bahsi geçen işyerinden çalınan kartın ilk kez 18.12.2010 günü saat 07.11’de kullanıldığının tespit edildiği, UYAP’tan alınan güneşin doğuş ve batış zamanlarını gösteren çizelgeye göre suç tarihinde güneşin batış saatinin 16.31, doğuş saatinin 06.45 olduğu ve gece vaktinin saat 17.31’de başlayıp saat 05.45’e kadar devam ettiğinin anlaşılması karşısında, suç saatinin kesin olarak tespit edilememesi sebebi ile şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği hırsızlık suçunun sanık lehine gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden ve suçun gece vakti işlendiğine ilişkin kanıtlar denetime olanak verecek biçimde karar yerinde gösterilip tartışılmadan, sanık … hakkında katılan …’a yönelik hırsızlık suçu bakımından TCK’nın 143. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
6. Tüm dosya içeriğine ve mahkûmiyete esas alınabilecek delillere göre; katılanlar … ve …’a ait … yerlerinden hırsızlık eyleminin birden fazla kişi ile gerçekleştirdiğine dair somut delil bulunmadığı anlaşılmakla; sanık … hakkında katılanlar … ve …’a yönelik … yeri dokunulmazlığının ihlâli suçları bakımından TCK’nın 119/1-c. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
7. Hükümden sonra 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanık …’in şikâyetçi Ayda Atmaca’ya yönelik eylemine uyan TCK’nın 165/1. maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumlarının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
8. Mağdur …’ın kovuşturma aşamasında şikâyetçi olmadığını ve davaya katılmak istemediğini ifade ettiğinin anlaşılması karşısında; sanık … hakkında kurulan hükümde hakkında katılma kararı verilmeyen mağdur … lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi,
9. Sanık … hakkında kurulan hükümlerde; katılan … ile şikâyetçiler … ve Ayda Atmaca’nın isimlerinin, sırasıyla “Fikri İşgüzar, Yakup Kaplan ve.” olarak hatalı gösterilmesi,
10. Kabule göre de;
a) Katılan …’a ait olup 07.05.2011 günü saat 21.10 sıralarında kapatılan … yerinden hırsızlık yapıldığının 08.05.2011 günü saat 09.00 sıralarında fark edildiği, HTS kayıtlarına göre sanık tarafından kullanıldığı belirtilen telefon numarası ile olay günü saat 04.32 ile 05.06 arası görüşme yapıldığının belirlendiği, kimliği tespit edilemeyen şüpheli bir şahsın 04.18 ile 04.48 saatlerinde elindeki materyal ile olay yeri yakınındaki kamera görüntüsüne girdiği, UYAP’tan alınan güneşin doğuş ve batış zamanlarını gösteren çizelgeye göre, suç tarihinde yaz saati uygulaması da dikkate alındığında güneşin doğuş saatinin 05.37 olduğu ve TCK’nın 6/1-e maddesine göre gece vakti sayılan zaman diliminin saat 04.37’ye kadar devam ettiğinin anlaşılması karşısında; suç saatinin kesin olarak tespit edilememesi sebebi ile şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği hırsızlık ve … yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarının sanık lehine gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden ve suçun gece vakti işlendiğine ilişkin kanıtlar denetime olanak verecek biçimde karar yerinde gösterilip tartışılmadan, sanık … hakkında katılan …’a yönelik hırsızlık ve … yeri dokunulmazlığının ihlâli suçları bakımından TCK’nın 143. ve 116/4. maddelerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
b) Sanık …’in, … İl Müftülüğü Diyanet Yayınları Satış Bürosundan hırsızlık yapması şeklindeki eyleminin suç tarihi itibariyle TCK’nın 142/1-a.; bahsi geçen büronun kapı kilitlerini kırması şeklindeki eyleminin de TCK’nın 152/1-a. maddesinde tanımlanan suçları oluşturduğu gözetilmeden, sanık …’in katılan … Başkanlığına yönelik hırsızlık ve mala zarar verme suçları bakımından aynı Kanun’un 142/1-b ve 151/1. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi,
c) Dosya içeriğine göre; … İl Müftülüğü Diyanet Yayınları Satış Bürosunda bulunan çekmeceden 20,00 TL para çalınması şeklinde gerçekleşen eylem bakımından, suça konu paranın miktarı dikkate alınarak sanık … hakkında katılan … Başkanlığına yönelik hırsızlık suçu bakımından TCK’nın 145. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
d) İddianamede, sanık …’in katılan … Bakanlığına yönelik mala zarar verme suçu bakımından TCK’nın 151/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasının istendiği ve katılan …

Başkanlığına yönelik hırsızlık suçu bakımından da hakkında TCK’nın 35. maddesinin uygulanması talep edildiği halde; sanığa katılan … Bakanlığına yönelik eylem bakımından TCK’nın 152/1-a. maddesinin uygulanması ve katılan … Başkanlığına yönelik eylem bakımından TCK’nın 35. maddesinin uygulanmaması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanınmadan yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle CMK’nın 226. maddesine aykırı davranılması,

e) Sanık …’in katılan … Bakanlığına yönelik eyleminin suç tarihi itibariyle TCK’nın 142/1-a. maddesinde düzenlenen suç tipini oluşturduğu kabul edildiği halde hüküm fıkrasında uygulama maddesinin, TCK’nın 142/1-a. maddesi yerine 142/1-b. maddesi olarak yazılması,
f) Sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş olması karşısında, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan … lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesi uyarınca, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Sanıklar …, …, … ve … bakımından başkaca yönleri incelenmeyen … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2015 tarihli ve 2011/626 Esas, 2015/734 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar … ve … müdafileri, sanıklar …, … ve … ile katılan … vekilinin temyiz istekleri, açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, katılan …’a yönelik hırsızlık suçu bakımından 1412 sayılı Kanun’un 326/son. maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanık …’in kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.