Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/7466 E. 2008/3030 K. 27.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7466
KARAR NO : 2008/3030
KARAR TARİHİ : 27.03.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkilinden buğday satın ve teslim alan davalının fatura bedelini takibe rağmen ödemediğini iddia ederek 46.077.00.-YTL.nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, iddianın asılsız olduğunu, müvekkili şirketin davacı ile hiçbir ticari münasebeti olmadığını, buğday alışverişi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davalı şirketin temsilcisinin münferit imza ile … … olup, … …’nun şirket ortağı olduğu, davacı tarafın alım satıma ilişkin yaptığı tüm işlemlerin … … muhatap kılınarak yapıldığı, ancak adı geçenin davalı şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı, TTK.nun 540. maddesinde limited şirketlerde tüm ortakların müdür sıfatının bulunduğu, ancak bunun istisnasının şirket sözleşmesi veya genel kurul kararı ile şirket temsilcisinin ortaklardan bir veya bir kaçına bırakılması olduğu, olayımızda da bu temsilcinin ve şirket müdürünün … … olduğu, ortak … … ile yapılan işlemlerin bu bakımdan şirketi bağlamadığı, davacının basiretli bir tacir gibi davranıp, işlem yaptığı kişinin temsil yetkisinin bulunup bulunmadığını araştırması gerektiği, … …’nun kendisini şirket temsilcisi gibi tanıtarak ve bu yönde işlemler yaparak karşı tarafı yanıltmasının davalı şirketi bağlamayacağı, çünkü yapılan bu işlemin ve … …’nun yetkisini davalının kabul etmediği, ayrıca limited şirket ortağının kendi ad ve hesabına ayrıca başka işlerle uğraşmasına yasal herhangi bir engel bulunmadığı, bu durumda davacının bu alacağını davalıdan isteyemeyeceği, sevk irsaliyelerinde de tüzel kişiliği temsile yetkili şahsın imzasının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı şirket yetkilisi …’nun polise başvurusu üzerine düzenlenen müracaat tutanağında oğlu …’un buğday pazarındaki şirketin ticari faaliyetlerini yürüttüğü belirtilmiştir. Dava konusu buğdayı taşıyan kamyon sürücüleri de yeminli ifadelerinde davalı şirketin işlettiği dükkana malı getirdiklerini, o sırada dükkanda bulunan …’a malı nereye boşaltacaklarını sorduklarını, …’un babası … ile telefon görüşmesi yaptıktan sonra malın gösterdikleri bir depoya boşaltılmasını istediklerini bildirmesi üzerine gösterilen depoya buğdayı boşalttıklarını söylemişlerdir.
Bu ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde …’un davalı şirketin temsilcisi olan babası ile aynı işyerinde birlikte ticari faaliyette bulunduğu ve dükkanda bulunduğu sırada gelen malın bu şahsın talimatı ile davalı şirket adına gösterdikleri bir depoya teslim edildiğinin kabulü gerekir.
Mahkemece bu yönler gözetilmeden, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.03.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.