Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/1050 E. 2009/8406 K. 17.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1050
KARAR NO : 2009/8406
KARAR TARİHİ : 17.09.2009

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar vekilince duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ile davalılar vek. Av. …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Dava keşidecisi … Madencilik San. A.Ş. kefilleri … ve … olan davacı şirket emrine düzenlenen 22.10.2001 tanzim, 15.11.2001 vadeli 250.000.000.000 TL’lik bonoya istinaden yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali ve tazminat istemine ilişkindir.
Davalılar vekili, İcra Tetkik Mercii kararı ile takibe konu belgenin kambiyo senedi vasfında olmadığını, teminat olduğunun anlaşıldığını, takibe konu belgenin 15.11.2001 tarihinde bedelsiz kaldığını, taraflar arasında imzalanan protokoller ile davacının müvekkillere borçlandığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davacı vekili, davanın tarafları arasında bononun verilmesine ilişkin 22.10.2001 tarihli sözleşmenin imzalandığını, davalıların ibraz ettiği diğer protokol ve sözleşmede de … Petrol Ltd. Şti.’nin kaşesi bulunmadığı, bu nedenle ibraz edilen sözleşme ve protokollerin tüzel kişiliği bağlamadığını, icra mahkemesinde müvekkili tüzel kişiliği bağlamanın 07.12.2001 tarihli ek protokolü esas alarak takibe konu senedin teminat senedi olduğuna hükmettiğini bunun doğru olmadığını belirtmiştir.
Mahkemece 15.11.2001 vadeli bononun kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediği, bu nedenle kambiyo senedi vasfını yitirdiği, imza inkar edilmediğinden yazılı delil başlangıcı sayılabileceği, ibraz edilen belgelere göre davanın temel ilişkiden kaynaklanan 150.000.000.000 TL alacağı bulunduğu gerekçesi ile 150.000.000.000 TL üzerinden itirazın iptaline, alacağa takipten itibaren % 60’ı geçmemek üzere faiz yürütülmesine, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden tarafların tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyaya ibraz edilen sözleşme ve protokollerde davacı tüzel kişiliği bağlayan ve davacı tüzel kişiliğin kaşesinin bulunduğu tek belge 22.10.2001 tarihli bononun düzenlenmesine ilişkin sözleşmedir. Davalıların ibraz ettiği diğer sözleşme ve protokoller davacı tüzel kişilik adına imzalanmamış davacı şirketin ortakları tarafından maden sahasının işletilmesi için davalı şirket ortakları arasında kurulacak yeni şirketin kurulmasına yönelik sözleşmeler olduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenle davacı şirketin imzasının bulunmadığı 07.12.2001 tarihli ek protokol başlıklı belge içeriğindeki ibareden davaya konu edilen bononun teminat bonosu olduğu sonucu çıkartılamaz. 22.10.2001 tarihli sözleşme altındaki imza ve bonodaki imzalar inkar edilmediğinden bononun 250.000.000.000 YTL üzerinden geçerli olduğunun kabulü gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma gerekçesine göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 625.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.