Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/5529 E. 2023/740 K. 20.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5529
KARAR NO : 2023/740
KARAR TARİHİ : 20.02.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2015 tarihli ve 2014/260 Esas, 2015/47 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan açılan davada, değişen suç vasfına göre sarkıntılık sureti ile cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ve üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 ve 62 nci maddeleri gereğince 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan; sanığın daha fazla ceza alması gerektiğinden bahisle kararı temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemesince “Yapılan yargılama ve toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Sanık …’ın müşteki …’ın babası, müşteki …’ın ise kaynpederi olduğu, sanık …’ın 2012 yılı Temmuz ve Ağustos ayların da, önce müştekinin yüzünü öpmeye çalıştığı ve iki kez gözlerinden öptüğü, daha sonraki bir tarihte ise müşteki mutfakta kahvaltı hazırlarken sanığın müştekiyi omuzlarından tutarak başka bir odaya sürüklemeye çalıştığı, müştekilerin bu olaydan sonra İzmir’e taşındıkları ve müşteki …’in 29/11/2012 tarihinde hayatını kaybettiği, bunun öncesinde bu olayla ilgili olarak müştekiler … ve …’ın Menderes Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunmaları üzerine olayın ortaya çıktığı anlaşılmıştır.
Soruşturma aşamasında, mağdure hakkında … Hastanesinden aldırılan 09/01/2013 tarihli raporda; mağdurenin ruh sağlığı ve beden sağlığının bozulmadığının,
… Kurulundan alınan 11/04/2014 tarihli rapor içeriğine göre ise; söz konusu olayın mağdurunun ruh sağlığında kalıcı nitelikte bozukluk geliştiği belirtilmiştir.
Mahkememizce söz konusu raporlar arasındaki çelişkinin gederilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan aldırılan 14/01/2015 tarihli raporda; Mağdurenin olay nedeniyle ruh sağlığının kalıcı olarak bozulduğu, fiile karşı ruh bakımından kendisini savunabileceği, fiile mukavemete muktedir olduğu, kendisine karşı işlenen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabileceği ve beyanlarına itibar edilebileceği belirtilmiştir.
Sanık, gelini olan müştekinin kendisine “kahvaltıda ne yemek istersin” diye sorduğunu, kendisinin de, “ne istersen onu yap” diyerek omzuna elini koyduğunu, herhangi bir öpme girişiminin olmadığını, bu sırada içeriye giren oğlu müşteki …’in kendilerini gördüğünü ve aralarında tartışma çıktığını beyan ederek, üzerine atılı suçlamayı inkar yoluna gitmişse de; Sanığın gelini olan müşteki …’ın iffetini ortaya atarak kayınpederi sanığa iftira etmesi için bir neden bulunmadığı, müştekilerin bu olaydan sonra İzmir’e taşındıkları, müşteki …’ın da ölmeden önce alınan beyanlarında, müşteki …’ün beyanlarını doğrular mahiyette beyanlarda bulunması karşısında, sanığın alması muhtemel cezadan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiştir.
Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6545 sayılı yasanın 58, 59, 60, 61 maddeleri ile 5237 sayılı kanunun 102, 103, 104, 105 maddelerinde yer alan cinsel dokulmazılığa karşı suçların yeniden düzenlenmesi karşısında 5237 sayılı TCK’nun 7/2 maddesi uyarınca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur hükmü gereğince sanık yönünden lehe olan yasanın belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Hükümden sonra yürürlüğe giren 6545 sayılı yasanın 58 maddesi ile 5237 sayılı TCK’nun 102 maddesi “Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişi mağdurun şikayeti üzerine, 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması halinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir…” denilerek yeniden düzenlenmiştir.
Her ne kadar sanık hakkında eylemlerine uyan TCK 102/1-3-c,5 maddeleri uyarınca cezalandırılması

talebiyle kamu davası açılmışsa da, sanığın 2012 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında müştekinin yüzünü öpmeye çalıştığı ve iki kez gözlerinden öptüğü, daha sonraki bir tarihte ise mağdurenin mutfakta kahvaltı hazırlarken sanığın müştekinin omuzlarından tutarak öpmeye çalışmasından ibaret eylemlerinin, müştekiye yönelik cinsel arzuları tatmin amacıyla vücut dokunulmazlığını ihlal eden ani ve kesiklik gösteren hareketlerinin 6545 sayılı yasanın 58 maddesi ile değişik 102/1-son cümle kapsamında sarkıntılık düzeyinde kaldığı sonucuna varılmıştır.
Sanığın müştekiye yönelik bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kez gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle hakkında TCK 43 maddesinin uygulanması gerektiği, yine sanığın, müştekinin kayın pederi olduğunun anlaşılması nedeniyle sanık hakkında TCK 102/3-c maddesinin uygulanması gerekeceği bu nedenlerle sanığın eylemlerine uyan TCK 102/1-son, 102/3-c, 43/1 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklinde karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Muhakeme safahatını yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, iddia ve savunma ile tüm delillerin eksiksiz olarak kararda gösterildiği, hükmedilen cezanın nevi ve miktarı itibarıyla kanuni sınırlar içinde tayin edildiği anlaşıldığından, katılanın temyiz talebi yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2015 tarihli ve 2014/260 Esas, 2015/47 Karar sayılı kararında katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.02.2023 tarihinde karar verildi.