YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4443
KARAR NO : 2023/701
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : İstinaf talebinin esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında … ili … ilçesi …. Köyü çalışma alanında bulunan 270 ada 7, 10, 272 ada 3 parsel sayılı sırasıyla 19628,26 metrekare, 12138,27 metrekare, 10422,09 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tarla vasfıyla, 272 ada 7 parsel sayılı 8642,70 metrekare yüzöçümündeki taşınmaz ise bahçe vasfıyla Hazine adına 2016 yılında tespit edilmiş, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesinde ise taşınmazların … tarafından kullanıldığı belirtilmiştir.
2. Davacı vekili, davacıya ait taşınmazların tesis kadastro çalışmasında tapulama harici bırakıldığını, 2016 yılında yapılan kadastro çalışmalarında ise Hazine adına tespitinin yapıldığını, taşınmazların davacı tarafından imar ihya edildiğini ve imar ihyadan sonra 30 yılı aşkın zamandır kullanıldığını belirterek dava konusu 272/7, 272/3, 270/7 ve 270/10 parsel sayılı taşınmazların tespitinin iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazların Hazineye ait olduğunu, davacının zilyetlik iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taşınmazdan taş temizlenmesinin ve ağaç dikilmesinin imar ihya sayılmadığını, imara ilişkin araştırma yapılması gerektiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, eksik harcın tamamlanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu 270 ada 7 ve 10 numaralı parseller ile 272 ada 3 ve 7 numaralı parseller ile ilgili taşınmazların başında yapılan keşifte mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazların davacı tarafından kullanıldığını ve tespitten evvelde davacı tarafından malik sıfatı ile zilliyet olarak kullanıldığını beyan ettiği, zilyetliğin 20 yıldan fazla olduğu mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile doğrulandığı, zilyetliğin var olduğuna ilişkin ziraat bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri bilirkişisinin raporları dikkate alındığında davacı lehine Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddesininde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçeleri ile davanın kabulüne, … ili … ilçesi … Mahallesi 270 ada 7 ve 10 parseller ile 272 ada 3 ve 7 parsellerin kadastro tespitinin iptaline, davacı adına tespit ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde, dava konusu taşınmazlarla ilgili zilyetlik tespiti yapılmadığını, davacının ne zamandır, ne vasıfla kullandığına ilişkin değerlendirme yapılmadığını, davacı lehine zilyetlik şartları oluşmadığını belirterek karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıklarının, dava konusu 270 ada 7 ve 10 ile 272 ada 3 ve 7 parsel sayılı taşınmazların 35 yıldan fazla davacı tarafından kullanıldığı, taşınmazlara arpa, buğday, nohut gibi tarım ürünlerinin ekildiğini beyan ettikleri, ziraat bilirkişisi raporunda, 270 ada 2 ve 10, 272 ada 3 parsel sayılı taşınmazların tarla olarak kullanıldığı, önceki yıllarda arpa, buğday tarımı yapıldığı, 272 ada 7 parsel sayılı taşınmazın ise bahçe olarak kullanıldığı, taşınmaz üzerinde 20 yaşlarında elma ağaçlarının bulunduğu, taşınmazların 30 yıldan fazla tarım yapılan yerlerden olduğunun belirtildiği, jeodezi ve fotogrametri bilirkişisinin raporunda, 1954 ve 1985 tarihli hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemede taşınmazların belirgin sınırları bulunmayıp sürüm izlerine rastlanmadığı, 1999 tarihli hava fotoğrafında ise tarım arazisi olarak kullanıldığına dair sürüm izlerine rastlandığı, toprak yapısında belirti ve doku farklılığının gözlemlendiğinin bildirildiği, yine orman bilirkişi raporunda taşınmazların dört tarafının ormanla çevrili olmadığından orman içi açıklık niteliğinde bulunmadığı, orman bütünlüğü içerisinde yer almadıkları, 1956 tarihli memleket haritasında taşınmazların orman olmayan açık alanda bulunduğu, çevresinde orman olmayan açık alan olduğu, 1954 tarihli hava fotoğrafında dava konusu taşınmazlar üzerinde tarımsal faaliyet bulunmadığı, kullanılmayan orman olmayan hali arazi niteliğinde bulunduğunun bildirildiği dikkate alındığında dava konusu taşınmazlar her ne kadar 1967 yılında yapılan kadastro çalışmalarında orman niteliğinde olduğu gerekçesiyle tescil harici bırakıldığı bildirilmiş ise de taşınmazların 1956 tarihli memleket haritasında orman olmayan açık alan olduğu, 1954 tarihli hava fotoğrafında da hali arazi niteliğinde olduğu, orman vasfında olmadığı belirlenmiş olduğu ve de dosya kapsamındaki taşınmazlar ait fotoğraflar da dikkate alındığında dava konusu taşınmazlar üzerinde tespit tarihi itibariyle ekonomik amaca uygun kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle zilyetlik koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçeleri ile davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemeleri kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14, 17 inci maddeleri ve geçici 8 inci maddesi
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.