YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4935
KARAR NO : 2023/4938
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : İhaleye fesat karıştırma
HÜKÜMLER : Beraat
Tunceli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.03.2014 tarihli ve 2013/238 Esas, 2014/88 sayılı Kararının O yer Cumhuriyet savcısı ve suçtan zarar gören vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Mahkemece dava ve duruşmadan haberdar edilen İçişleri Bakanlığının vekili veya temsilcisi marifetiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 237 nci maddesi uyarınca kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma talebinde bulunmadığı, bu nedenle de hükümleri temyiz hakkının olmadığı, keza vekilinin yokluğunda verilip 07.06.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen hükme karşı, hüküm tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 16.06.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen de temyize tabi olmadığı anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca O yer Cumhuriyet savcısının hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu ve aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.09.2013 tarihli ve 2013/655 Soruşturma, 2013/425 Esas, 2013/182 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 235 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi ve üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Tunceli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.03.2014 tarihli ve 2013/238 Esas, 2014/88 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında atılı suçtan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraat kararları verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Suçtan zarar gören vekilinin temyiz istemi; gerekçesiz olarak verilen beraat kararlarının bozulması gerektiğine ilişkindir.
2.O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyete yeterli delil bulunmasına rağmen beraat kararları verilmesinin hukuka aykırı olduğuna yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Tunceli İl Özel İdaresince gerçekleştirilen 31.10.2012 tarihli “Tunceli Pülümür 3-4 Hekimlik Toplum Sağlığı Merkezi Hizmet Binası Yapım İşi” ihalesine ayrı ayrı teklif sunan sanıkların sunmuş oldukları teklif mektuplarının aynı şahıs elinden çıktığının tespit edildiği, buna göre ihale şartlarını ve özellikle fiyatı etkilemek için aralarında anlaşma yaptıkları iddiasıyla açılan kamu davasında; Mahkemece yapılan değerlendirmede sanıkların birbirlerini önceden tanımadıkları, sanık …’in ricası üzerine sanık …’in miktar kısmını doldurduğu şeklinde yapmış oldukları savunmalarının örtüştüğü, TİB kayıtlarına göre de ihale öncesinde veya ihale sürecinde birbirleriyle yapmış oldukları herhangi bir görüşmeye rastlanmadığı, buna göre yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı kabul edilerek beraatlerine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 6459 sayılı Kanun’un 12 nci maddesi ile değişik 235 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi ve üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca
belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlem olan 04.03.2014 tarihli sorgudan itibaren temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığının temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Tunceli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.03.2014 tarihli ve 2013/238 Esas, 2014/88 sayılı Kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,12.04.2023 tarihinde karar verildi.