Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/2291 E. 2007/7470 K. 13.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2291
KARAR NO : 2007/7470
KARAR TARİHİ : 13.07.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davalı tarafça müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin dayanağı olan 30.09.2001 tanzim 30.10.2002 vade tarihli, 11.125 USD bedelli bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ve sahte olarak düzenlendiğini, İcra Hukuk Mahkemesinde imzaya itiraz ettiklerini ve alınan bilirkişi raporunda senetteki imzanın müvekkilinin eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığını ancak davanın süre yönünden reddedildiğini belirterek davalıya borçlu bulunmadıklarının taspiti ile %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkiline olan borcuna karşılık takibe konu bonuyu tanıklar huzurunda yazıp bizzat imzalayarak verdiğini, İcra Hukuk Mahkemesinde alınan raporun eksik olduğunu ve yeniden imza incelemesi yapılması, ayrıca senedin kefili Murat Koca’nın da davaya dahil edilmesi gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delilere göre İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2005/1122 Esas, 2005/1452 Karar sayılı dosyasında alınan 18.03.2005 tarihli bilirkişi raporunda takibe konu sentteki imzanın davacı …’nın eli ürünü olmadığı bildirildiğinden, bu rapor yeterli görülerek davanın kabulüne, icra takibi haksız ve hukuka aykırı olduğundan davalının %40 tazminattan sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava İİK’ nun 72. maddesine göre açılmış imza inkarına dayalı menfi tespit davasıdır. Davac, takibe konu senetteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiş ve mahkemece icra mahkemesinde imza incelemesi konusunda alınan rapor yeterli görülerek karar verilmiş ise de; söz konusu rapora davalı itiraz etmiştir. Bu durumda mahkemece, imza incelemesi yönünden HUMK’ nun 308. ve 309. maddeleri uyarınca yeniden Adli Tıp Kurumundan ya da üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınarak, ayrıca davalı hakkında sahtecilik suçundan C.Savcılığına yapılan şikayetin akıbeti araştırılıp dosyaya etkisi üzerinde durularak, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.7.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.