Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/4417 E. 2023/639 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4417
KARAR NO : 2023/639
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.10.2014 tarihli, 2012/188 Esas, 2014/238 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 19 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.01.2018 tarihli ve 14-2015/97165 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii; katılanın beyanlarının soyut olduğu ve kanıtlanamadığı, tanıkların görgüye dayalı beyanlarının olmadığı, sanığın birlikte çalıştığı kişiler için suç duyurusunda bulunulması üzerine istismar olayının ortaya atıldığı ve bu dosyada şüpheli olarak bulunan tanıkların beyanlarına itibar edilerek ceza verildiği, suçun unsurlarının oluşmadığı, eylem kabul edilecek olsa bile 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin uygulanması gerektiği, alt sınırdan uzaklaşılarak verilen cezanın yeterince gerekçelendirilmediği, yeterli ve inandırıcı delil olmadığı halde aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulandığı ve diğer sebeplerle kararı temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
Katılan ile sanığın 2012 yılı Mart ayı süresince bir pastanenin mutfak bölümünde birlikte çalıştıkları, bu süre boyunca sanığın katılana yönelik olarak “Çok seksisin, seni seviyorum” şeklinde sözler söylemek, katılanın yanından geçerken kalçasına eli dokunmak, vurmak ya da pantolonun üzerinden cinsel organını katılanın kalçasına sürtmek ve de katılana cinsel organını açıp göstererek “Bak lan boyuna bak” şeklinde katılana hitapta bulunmak suretiyle katılana karşı zincirleme olarak cinsel saldırıda bulunduğu, sanığa suç atması için neden bulunmayan katılanın aşamalarda, özünde çelişmeyen anlatımları, dinlenen tanıkların birbirini ve özellikle katılanı tamamlayan ve doğrulayan beyanları ile sanığın çalışmış olduğu pastaneden ayrılmak istemesi nedeni ile kendisine bu şekilde iftira atıldığına dair hayatın olağan akışına uygun düşmeyen savunmaları karşısında sanık savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olup, inandırıcı ve itibar edilecek nitelikte olmadığı, bu nedenle mağdur beyanına üstünlük tanındığı, sanığın eylemlerinin boyutu ve niteliği, farklı zamanlarda ani gelişmesi ve bir anlık olması karşısında cinsel davranış içeren eylemlerin sarkıntılık düzeyinde kaldığına karar verildiği anlaşılmaktadır.

IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdurun aşamalardaki ifadeleri, savunma ve tüm dosya içeriğine göre sanığın 2012 yılı Mart ayı içerisinde on yedi yaşındaki mağdura karşı rızası dışında gerçekleştirdiği eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen çocuğun sarkıntılık suretiyle cinsel istismarı suçunu oluşturduğu nazara alınarak sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan cinsel saldırı suçundan hüküm kurulması,

Kabule göre de;
1. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrası gereği ceza verilirken sonuç cezanın 2 yıl 7 ay 7 gün yerine 1 yıl 19 ay 7 gün olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,

2. Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan hüküm kurulurken kanun maddesinin aynı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi şeklinde karar yerinde gösterilmemesi,

3. Hükümden sonra 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi yönünden kısmî iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuş, bozma sebebine göre Tebliğname’de onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.10.2014 tarihli, 2012/188 Esas, 2014/238 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2023 tarihinde karar verildi.