YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8859
KARAR NO : 2022/11834
KARAR TARİHİ : 10.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davası üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan inceleme sonucunda; başvurunun kabulüne reddine dair verilen kararın davalı vekilinin başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazlarının kısmen kabulü ile uyuşmazlık hakem heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm oluşturulmak suretiyle başvurunun kısmen kabulüne dair verilen kararın davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; davacının desteğinin (oğlu) kullandığı araç ile davalıya trafik sigortalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada desteğin hayatını kaybettiğini, davalıya yapılan başvuru üzerine 13/12/2016 tarihinde davacı ve dava dışı anneye yapılan tazminat ödemesinin yetersiz olduğunu, davalıya tekrar başvuruda bulunulmasına karşın kazada desteğin kazada kusurlu olduğu gerekçesiyle talebin reddedildiğini, desteğe yüklenen kusuru kabul etmedikleri gibi aksi halde dahi talebin reddinin yersiz olduğunu, desteğin kusurunun davacının hakkına etkili bir unsur olmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 30/11/2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili talep etmiş; 15/01/2018 tarihli dilekçesiyle talebini 56.171,00 TL ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; kusurun tespit edilmesi gerektiğini, 19/12/2016 tarihinde davacıya ve dava dışı anneye 21.895 TL ödeme yapıldığını, hesap raporuna esas alınan kusur oranının %25 olduğunu belirterek, bakiye tazminat tespitinde ödemenin tüm zararı karşıladığının tespit edileceğini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; başvurunun kabulü ile 56.171,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 04/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı davalı vekili itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz Hakem Heyetince; davalı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile uyuşmazlık hakem heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle başvurunun kısmen kabulü ile 4.970,72 TL destekten yoksun kalma tazminatının 04/11/2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle uyuşmazlık hakem heyetince yasal faize hükmedilmesine karşın davacının faiz türüne itirazda bulunmamasına, itiraza konu edilmeyen hususların temyize getirilememesine ve bu hususun kesinleşmesine, karşı aracın kullanım amacının da ticari olmamasına göre, davacı vekilinin faiz türüne yönelik temyiz itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Karayolları Trafik Kanunu’nda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar” başlıklı 92. maddesinde:
“Aşağıdaki hususlar, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamı dışındadırlar.
a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,
b) İşletenin; eşinin, usul ve fürunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,
c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,
d) Bu Kanun’un 105. maddesinin üçüncü fıkrasına göre Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,
e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
f) Manevi tazminata ilişkin talepler” hükmü ile zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış, burada örnekseme yoluna gidilmeyip tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.
Bu noktada üzerinde durulması gereken hususlardan birisi, 2918 sayılı KTK’nın 92/b maddesinde yer alan “İşletenin; eşinin, usul ve fürunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamı dışında olduğuna” ilişkin hükümdür.
Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından, sadece tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve fürunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır.
Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir.
Durum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve fürunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölümü veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir.
Araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92. madde kapsamında yer almamakla sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir.
Davacı taraf, davaya konu kazada ölen yakının desteğinden yoksun kaldığını iddia ederek tazminat isteminde bulunmaktadır. Davacının talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatlarına dayanmaktadır. Dolayısıyla, davacının ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacıya yansıtılamayacak, sürücü desteğin tam kusurlu olması da, onun desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyecektir.
Şu hale göre; işleten (veya sürücü) murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacının hakkına, desteğinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır.
Somut olaya gelince; davacı destekten yoksun kalan sıfatıyla, karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısını hasım göstererek, destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat isteminde bulunmuştur. Davacının üçüncü kişi konumunda olduğu, işleten (veya sürücü) yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunda ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı da yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır.
Davacının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla tam kusurlu araç sürücüsünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin ve sürücünün desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı …, işletenin ve dolayısıyla sürücünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve destekten yoksun kalan davacı da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, davalı … zararın tamamından sorumlu olacağından, davacı davalı … şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecektir. (YHGK., 15/06/2011 gün ve 2011/17-142 Esas – 411 Karar; YHGK., 22/02/2012 gün 2011/17-787 Esas, 2012/92 Karar; YHGK., 16/01/2013 gün, 2012/17-1491 Esas, 2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca) Bu durum karşısında; davacının, zarar gören 3. kişi sıfatına dayanan zarar giderim talebi nedeniyle, davacı desteği sürücünün kazadaki kusurunun davacıya yansıtılamayacağı gözetilerek değerlendirme yapılması gerekir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; destek sürücünün kazanın oluşumundaki kusurunun davacıyı etkilemeyeceğinin kabulü ile tam kusur üzerinden hesaplanan ve ıslah edilen tutar üzerinden hüküm kurulmuştur.
İtiraz Hakem Heyetince; davalı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile kazada davacı desteği sürücünün %75, kazaya karışan davalının sigortacısı olduğu araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu, desteğin kusurunun davacıya yansıyacağı gerekçesiyle, bilirkişi raporundaki davacı desteği sürücünün %75 kusuru oranında indirim yapılarak belirlenen bakiye tazminata hükmedilmişse de, davaya konu kaza 14/04/2013 tarihinde meydana gelmiş, davalı … tarafından düzenlenen poliçe tarihi 01/06/2015 öncesi olup, bu tarihte yürürlükte olan ve yukarıda açıklanan Yasa ve Genel Şartlar hükümleri ve konuya ilişkin Yargıtayın yerleşik hale gelen içtihatlarına göre; davacının talebinin trafik sigortası teminatı kapsamında kaldığı, desteğin kazanın oluşumundaki kusurunun davacıyı etkilemeyeceği, tazminatın belirlenmesinde herhangi bir kusur indirimi yapılamayacağı gözetilmeden, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının kısmen kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 10/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.